30 Ağustos 2026 Pazar

Türk Endüstriyel Mutfağı Amerika'da Kaliteyi Ön Plana Çıkarıyor!

Ticaret Bakanlığı'nın destekleriyle, İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) ve Endüstriyel Mutfak, Çamaşırhane, Servis ve İkram Ekipmanları Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TUSİD) iş birliği içinde yürütülen URGE projesi doğrultusunda, Meksiko City'de düzenlenen Abastur Endüstriyel Mutfak Fuarı’na Türkiye’den 11’i URGE kapsamındaki, 2’si ise bireysel olmak üzere toplam 13 firma katılım gösterdi. Fuarda 22 binden fazla satın almacı ve ziyaretçi ağırlandı ve Türk şirketleri, bölgedeki profesyonel alıcılarla yeni ticari bağlantılar oluşturdu. T.C. Meksiko Ticaret Müşavirleri Zahide Karacaçoban ve Mehmet Cumhur, Abastur Fuarı sırasında Türk firmalarını ziyaret ederek sektör temsilcileriyle iletişim kurdu.

TUSİD Başkanı Bekir Topuz, sektör olarak yaklaşık beş yıldır Amerika kıtasını stratejik bir hedef pazar olarak belirlediklerini söyleyerek, ABD başta olmak üzere Kanada ve Latin Amerika'daki sektörel fuarlara düzenli katılım sağladıklarını ifade etti.

AMERİKA'DA BEŞ YILDA YÜZDE 40 BÜYÜME

Türk endüstriyel mutfak sektörünün Amerika pazarındaki ihracatının son beş yıl içinde yaklaşık yüzde 40 oranında arttığını dile getiren Topuz, bu artışın her yıl yapılan pazar çalışmaları ve artan ticari iletişimler sonucunda gerçekleştiğini belirtti.

Topuz, “Amerika kıtasını son beş yıldır sektörümüz için öncelikli bir hedef pazar olarak değerlendiriyoruz. Bu süre zarfında bölgedeki fuarlara düzenli katılım gösteriyor, firmalarımızın alıcılarla doğrudan bağlantı kurmalarına olanak sağlıyoruz. Bugün geldiğimiz noktada, Amerika'daki ihracatımızda yaklaşık yüzde 40’lık bir artıştan bahsediyoruz. Bu ivmenin gelecekte de devam edeceğine inanıyoruz.” dedi.

Sektörün Amerika’daki pazar potansiyelinin mevcut ihracat rakamlarını aşmakta olduğunu vurgulayan Topuz, bölgeden elde edilecek küçük bir pazar payının bile Türkiye’nin toplam endüstriyel mutfak ihracatında önemli bir sıçrama sağlayabileceğine dikkat çekti.

“Amerika kıtasının büyüklüğü bizlere büyük bir fırsat sunuyor. Eğer bölgenin mutfak sektöründeki ithalatından yalnızca yüzde 2 pay alabilirsek, sektörümüz mevcut ihracat seviyesine denk bir büyüklük elde edebiliriz. Bu sebeple önümüzdeki süreçte Amerika pazarında daha görünür olmamız ve daha fazla firmamızla bu pazarı değerlendirmemiz gerekiyor.” diye ekledi.

TÜRK MALI AMERİKA'DA AVRUPA KALİTESİNDE ALGILANIYOR

Topuz, Amerika kıtasında Türk endüstriyel mutfak ürünlerinin kaliteli algısının büyük bir avantaj sağladığını belirtip, bölgedeki alıcıların Türk ürünlerini Avrupa kökenli ürünlerle aynı kalite seviyesinde değerlendirdiğini aktardı.

Topuz, “Amerika kıtasında Türkiye’ye dair algı bizim için çok değerli. Buradaki alıcılar Türk ürünlerini yalnızca fiyat üzerinden değerlendirmiyor; öncelikle kaliteye bakıyorlar. Türk ürünleri Avrupa standartlarında bir kalite ile pazara sunulurken, aynı zamanda Avrupa’ya kıyasla daha ulaşılabilir fiyatlarla bulunabiliyor. Bu durum, sektörümüz açısından önemli bir rekabet avantajı oluşturuyor.” dedi.

Türkiye’nin farklı sektörlerde oluşturduğu üretim ve kalite algısının endüstriyel mutfak sektörüne de olumlu olarak yansıdığını dile getiren Topuz, “Türkiye’nin uzun yıllardır farklı alanlarda yarattığı ‘iyi ve kaliteli ürün’ imajı burada da bize avantaj sağlıyor. Hatta bir Kanadalı müşterimizin ürün katalogunda ‘Made in Türkiye’ ibaresine yer vermesi dikkat çekiciydi. Bu durum, ürünlerinin Çin menşeli olmadığını ve Türk üretimi olduğunu, belirli bir kaliteyi temsil ettiğini vurgulamak istemesiyle alakalı.” şeklinde konuştu.

REKABET FİYATLA DEĞİL, KALİTE VE TASARIMLA KURULUYOR

Çin’in bölgede önemli rakiplerden biri olduğunu ancak Türk şirketlerinin bu rekabeti sadece fiyat üzerinden yürütmelerinin mümkün olmadığını belirten Topuz, sektörün güçlü yönlerinin yüksek kaliteyi uygun fiyat ve cazip tasarımlarla birleştirebilmek olduğunu ifade etti.

Topuz, “Çin ile fiyat üzerinden rekabet etmemiz mümkün değil. Stratejimiz farklı bir alanda olmalı. Avrupa ürünleriyle aynı kalite seviyesinde üretim yapabiliyor ve daha ulaşılabilir fiyat sunabiliyoruz. Bunun yanı sıra Türk ürünlerinin tasarım yönü de güçlü. Özellikle pizza fırınları, pişirme ekipmanları, soğutucular, bulaşık makineleri ve döner ekipmanları gibi birçok ürün grubumuz Amerika pazarında ilgi görüyor.” dedi.

Amerika kıtasındaki alıcıların satın alma kararlarında kaliteyi öncelikli kılmasının Türk üreticiler için kayda değer bir fırsat sunduğunu belirten Topuz, bu avantajın korunabilmesi için firmaların ürün kalitesinden ve teknolojik kabiliyetlerinden taviz vermemesi gerektiğinin altını çizdi.

MEKSİKA, LATİN AMERİKA'YA AÇILAN KAPI OLACAK

Abastur Fuarı'nın sadece Meksika pazarına erişim açısından değil, Latin Amerika'nın genelinde ulaşım sağlama açısından da stratejik bir önem taşıdığını vurgulayan Topuz, Meksika'nın 1,8 milyar dolarlık mutfak sektörü ithalatına sahip olduğunu kaydetti.

Meksika'nın özellikle ABD ve Çin'den önemli ölçüde ithalat yaptığını belirten Topuz, Türkiye'nin mevcut ihracatının ise yaklaşık 100 milyon dolar civarında olduğunu ifade etti. “Meksika tek başına önemli bir pazar. Ancak biz buraya sadece Meksika olarak bakmıyoruz; Kolombiya, Panama, Kosta Rika, Porto Riko, Brezilya, Şili ve Arjantin gibi ülkeler de hedef listemizde. Abastur, bu coğrafyaya girmek ve alıcılarla doğrudan bağlantı kurmak açısından önemli bir platform.” diye ekledi.

Uzak coğrafyalarda ticaret ilişkilerinin oluşmasının zaman aldığını ancak sektörün son beş yıldaki performansının gelecek için umut verici olduğunu belirten Topuz, Amerika kıtasında önümüzdeki 10 yıl içerisinde çok daha yüksek ihracat rakamlarına ulaşabileceğine inandığını söyledi.

HOSTECH BY TUSİD İLE AMERİKA’DAN 100’DEN FAZLA ALICI İSTANBUL’A GELECEK

Amerika kıtasında elde edilen ticari bağlantıları İstanbul'da sürdürmek amacıyla çalışmalarına devam ettiklerini söyleyen Topuz, 10 Kasım’da İstanbul'da gerçekleşecek Hostech by TUSİD kapsamında Amerika'dan 100'ün üzerinde profesyonel alıcının ağırlanacağını açıkladı.

Topuz, “Meksika dahil olmak üzere Amerika'nın farklı ülkelerinden 100'ün üzerinde önemli alıcıyla görüşmelerimizi tamamladık ve bu alıcıları İstanbul’a davet ediyoruz. Amacımız fuarı yalnızca bir sergileme alanı olarak değil, doğrudan ticari bağlantıların kurulduğu bir platform haline getirmek. Amerika’da edindiğimiz ilişkileri İstanbul’da somut iş bağlantılarına dönüştürmeyi hedefliyoruz.” diye ekledi.

Hostech by TUSİD’e ilişkin uluslararası ilginin de güçlü olduğunu vurgulayan Topuz, 130 farklı ülkeden yaklaşık 1.200 yabancı profesyonelin kayıt yaptırdığını, fuar süresince toplam yabancı ziyaretçi sayısının 5 bin seviyesine ulaşmasını beklediklerini ifade etti.

İHRACATTA MİKTAR BAZINDA YÜZDE 17’LİK GERİLEME

Sektörün Amerika pazarındaki büyüme hedefleri devam ederken, Türkiye'nin endüstriyel mutfak ihracatında son zamanlarda yaşanan düşüşe dikkat çeken Topuz, özellikle paslanmaz çelikte uygulanan ek vergiler ve anti-damping önlemlerinin üreticiler üzerindeki etkisinin sürdüğünü ifade etti.

Sektör ihracatının yılın ilk altı ayında 1,23 milyar dolar seviyelerinde gerçekleştiğini belirten Topuz, “Rakam bazında baktığımızda ihracatımızda yaşanan gerileme yaklaşık yüzde 6’yken, miktar bazındaki düşüş yüzde 17’ye ulaşmış durumda. Vergilerin devreye girdiği 2024 yılından bu yana, miktar bazındaki kayıp yüzde 30’a kadar yükselirken, aynı dönemde ithalat da yüzde 30 artış gösterdi. Bu durum sektörün ciddi bir baskı altında olduğunu gösteriyor. Bizim beklentimiz, uygulanan vergilerin sektörün rekabet gücünü de göz önünde bulunduracak şekilde yeniden gözden geçirilmesidir.” dedi.

Paslanmaz çelikteki maliyet baskısının, tamamen paslanmaz hammaddeden üretilen tencere, tava, kepçe ve kevgir gibi ürün gruplarında büyük sorunlara neden olduğunu ifade eden Topuz, Türk sanayisinin bazı ürün gruplarındaki üretimin neredeyse durma noktasına geldiğini, ithalata daha bağımlı hale gelinmesinin dikkatle ele alınması gerektiğini vurguladı.

DEVLET DESTEKLERİNDE ARTIŞ BEKLENTİSİ

Türk firmalarının küresel pazarlarda daha güçlü bir konum elde edebilmesi için ihracat desteklerinin artırılmasının kritik öneme sahip olduğunu belirten Topuz, mevcut destek seviyelerinin, rakip ülkelerle kıyaslandığında yetersiz kaldığını söyledi.

Topuz, “İhracatçının küresel pazarlarda daha etkili rekabet edebilmesi için devlet desteklerinin artırılması gerektiğine inanıyoruz. Çin’de ihracatçılara sağlanan desteklerin oldukça yüksek seviyelerde olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin de ihracatçılarını daha iyi koruyan ve yeni pazarlara giriş maliyetlerini düşüren bir destek modeli oluşturması gerekiyor. Mevcut desteğin en az iki katına çıkarılması, sektörümüzün uluslararası rekabet gücüne önemli katkı sağlayacaktır.” değerlendirmesinde bulundu.

Türk endüstriyel mutfak sektörünün Amerika kıtasındaki büyüme stratejisini sürdüreceğini vurgulayan Topuz, “Bizim için hedef artık Amerika kıtasında kalıcı bir Türk markası ve üretim algısı yaratmaktır. Kalite konusunda elde ettiğimiz konumu koruyarak, daha fazla firmamızla bu pazarlarda yer almayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönem itibarıyla Amerika, Kanada ve Latin Amerika ülkeleri sektörümüz için ihracat rotasında daha fazla önem taşıyacak.” ifadelerini ekledi.

KALİTE ALGISI ELİMİZİ GÜÇLENDİRİYOR

Fuara katılan firmalardan N'DUSTRIO Yönetim Kurulu Başkanı Güçlü Kaplangı, Meksika’nın Türk endüstriyel mutfak sektörü için önemli fırsatlar sunduğunu ifade ederek, “Meksika, nüfus yapısı, pazar potansiyeli ve Türk ürünlerinin burada konumlandığı yer itibarıyla bizim için oldukça kayda değer bir pazar. Amerika kıtasında Türk firmaları ve ürünleri, Avrupa kökenli ürünlerle eşit kalitede değerlendiriliyor. Bu algı, fiyat rekabetinde de elimizi güçlendiriyor. Avrupa’daki rakibimiz 10 birim seviyesinde fiyatlandırılmışsa, burada benzer bir seviyeden rekabet edebiliyoruz. Ancak farklı pazarlarda Türk ürünlerinden daha düşük fiyat beklenebilirken, Meksika’da müşteriler Avrupa kalitesine sahip bir ürün için Avrupa seviyesinde fiyat vermeye hazır. Bu durum, bizim için yalnızca satış hacmi değil, aynı zamanda kârlılık açısından da oldukça değerli. Gelecek dönemde daha fazla bu tür pazarlara yönelerek, yüksek kalite ve katma değer üzerinden büyümemiz gerektiğine inanıyorum.” sözlerini ekledi.