Nobel ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz, yapay zekânın ekonomik boyutları hakkında endişe verici açıklamalarda bulundu. 83 yaşındaki Stiglitz, yapay zekânın denetimsiz gelişiminin gelecekte önemli ekonomik ve sosyal sorunları beraberinde getirebileceği konusunda uyarılarda bulundu. İş gücü kayıpları, servetin daha az sayıda kişinin elinde yoğunlaşması ve gelir eşitsizliğinin artması, ünlü ekonomistin üzerinde en çok durduğu konular arasında yer alıyor. Stiglitz, son günlerde Fortune ve Financial Times’a yapmış olduğu açıklamalarda, yapay zekâ ekonomisinin nasıl bir yönlendirme gerektirdiğini aktardı.

"YAPAY ZEKÂ BALONU TEHLİKESİ"
Stiglitz, son dönemlerde hız kazanan yapay zekâ yatırımlarına dikkat çekiyor. Ünlü ekonomist, bu yatırımların ABD ekonomisinin büyümesine büyük katkı sağladığını belirtiyor. Hatta geçtiğimiz yılın ekonomik büyümesinin önemli bir kısmı yapay zekâ yatırımlarından kaynaklandı. Ancak, Stiglitz, bu durumun uzun vadede sürdürülebilir olmadığı kanaatinde.
Küresel yapay zekâ rekabetinin giderek yoğunlaşmasıyla beraber, şirketlerin beklediği kâr getirisinin gerçekleşme olasılığı zayıflıyor. Stiglitz’e göre, yapay zekâ sektörlerinde oluşabilecek bir balonun patlaması, kısa sürede makroekonomik açıdan çarpıcı sonuçlar ortaya çıkarabilir.

BÜYÜK ENDİŞE: GELİR VE SERVET HUSALETİ
Stiglitz’in endişeleri, yalnızca şirket değerlerinin veya yatırımların geri dönüşüyle sınırlı değil. Asıl problem, yapay zekânın ekonomide yaratacağı devrimsel dönüşümün kazananlarının kim olacağıdır. Yapay zekâ sistemlerinin iş gücüne olan ihtiyacı azaltabileceğini ifade eden Stiglitz, bunun sonuçlarının şirket kârlarının daha dar bir tabanda yoğunlaşması olarak yansıyabileceğini belirtiyor. Bu durumda, teknoloji üretkenliği artırabilir; ancak ortaya çıkan ekonomik faydanın topluma yayılması garanti altında değil.

"HÜKÜMETLER DÖNÜŞÜME HAZIRLANMIŞ DEĞİL"
Stiglitz’e göre, bir diğer mesele de kamu politikalarının durumudur. Hükümetlerin, yapay zekânın getireceği değişimi yönetebilmek için yeterli iş gücü stratejilerine, yeniden eğitim sistemine ve yeni istihdam alanları oluşturabilecek sanayi politikalarına sahip olmadığını savunuyor. Bu eksiklik, eşitsizlik sorununu daha da pekiştirme potansiyeli taşıyor.
Özellikle yapay zekânın bazı mesleklerde insanların iş gücüne olan ihtiyacı azaltması durumunda, işlerini kaybeden bireylerin yeni alanlara yönlendirilmesi oldukça önemli hale gelecek.

TEKNOLOJİK İLERLEME YETERSİZ KALABİLİR
Stiglitz, yapay zekânın yalnızca risklerle ilişkili bir durum olmadığını vurguluyor. Teknolojinin sağlık araştırmalarından insan bilişsel yeteneklerinin artırılmasına kadar birçok alanda çeşitli fırsatlar sunduğunu kabul ediyor. Ancak bu ilerlemenin tek başına toplumda genel refahı sağlamayacağını düşünüyor.
Önemli olan, yapay zekâ dönüşümünün nasıl yönlendirileceği. Stiglitz, yeni teknolojilerin daha geniş kitlelere ekonomik fırsatlar sağlamak amacıyla yapılandırılması gerektiğini savunuyor. Ayrıca açık kaynaklı yapay zekâ modellerinin, teknoloji üzerindeki tekelleşmeyi azaltabileceğini ve gelir eşitsizliğinin sınırlandırılmasına katkı sağlayabileceğini belirtiyor.