Yeni Orta Vadeli Program (OVP) çerçevesinde enflasyon ve büyüme hedeflerinde önemli değişiklikler yapıldı. 2026 yılı sonu için öngörülen enflasyon oranı, yüzde 16'dan yüzde 28,4'e yükseltildi. Ekonomi yönetiminin belirlediği yeni hedefler ise ekonomistler tarafından analiz edilmeye başlandı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın duyurduğu 2027-2029 dönemini kapsayan programda, ekonominin önümüzdeki üç yıllık haritası yeniden ele alındı.
Enflasyon hedefindeki belirgin artışın yanı sıra büyüme, cari denge ve milli gelir üzerine de yeni tahminler paylaşıldı. Bu gelişmeler, programın uygulanabilirliği ve enflasyonla mücadelede izlenecek stratejiler ekonomi çevrelerinde önemli bir tartışma konusu haline geldi.
Ekonomistler, açıklanan yeni OVP’yi ve özellikle enflasyon hedeflerindeki değişimleri eleştirel bir gözle değerlendirdi.
Ekonomist Görüşleri
Eski Merkez Bankası Başekonomisti Prof. Hakan Kara, hedeflerin hâlâ iyimser bir görünüm sergilediğini ancak önceki yıla göre daha gerçekçi bir noktaya çekildiğini ifade etti.
OVP’de en fazla dikkat çeken 2027 enflasyon hedefiydi.
%15'ten %21'e güncellenmiş durumda.
Daha iyimser olsa da şu an için daha realistik bir yaklaşım var. pic.twitter.com/UnJpDNpT50
Topkapı Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Emre Alkin, OVP’de belirlenen hedeflerin enflasyonla mücadelede uzun bir süreci işaret ettiğine dikkat çekerek, daha önceki açıklamalarında tek haneli enflasyon tahmininde bulunduğunu hatırlattı.
Alkin, mevcut koşullara bakıldığında, tek haneli enflasyon rakamlarının 2030 veya sonrasında gerçekleşebileceği yorumunda bulundu.
“Bu gidişatla tek haneli enflasyonu 2030 veya sonrasında görürüz” dediğimde bazılarının itiraz ettiğini hatırlıyorum. OVP’nin öngörüleri değerlendirildiğinde durumun böyle olacağı anlaşılıyor. https://t.co/BbUxDUOLr1
— emre alkin (@emrealkin1969) Eylül 6, 2026Dr. Altuğ Özaslan, OVP’nin piyasa açısından güvenilirliğinin düşük olduğunu ve bu programı yalnızca bir “niyet beyanı” olarak algıladığını vurguladı.
2026 ve 2027 yılları için belirlenen enflasyon hedeflerinde yapılan değişikliklerin gerçekçi olduğunu düşünen Özaslan, 2027 hedefinin piyasa beklentileriyle örtüşmesini olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi.
Kişi başına milli gelir ve büyüme hedeflerine de dikkat çeken Özaslan, Türk Lirası'nın reel değer kazanımının 2027 sonlarına veya seçim dönemine kadar devam edebileceği tahmininde bulundu. Ayrıca, yeni yılda yaklaşık %25’lik, seçim öncesinde ise %10-15 civarında yeni bir asgari ücret artışı beklediğini dile getirdi.
OVP açıklandı, katkı sağlayanlara teşekkürler.
OVP benim için hiçbir zaman önemli bir belge olmayageldi; İngilizce “wishful thinking” terimi Türkçe’ye “hüsnükuruntu” olarak çevrilebilir. OVP, bir niyet beyanıdır, şimdiye kadar tutarlı bir şekilde uygulanmasını görmedim, gelecekte de göreceğimden şüpheliyim. Güvenilirliği… pic.twitter.com/kZyCLIP6wl
Banu Kıvcı Tokalı, 2027-2029 OVP’sini değerlendirirken, programın önceliklerinin önce büyüme ve istihdam konuları üzerine inşa edildiğine vurgu yaptı.
2024-2026 döneminde %3 civarında kalması beklenen büyüme oranının yeni programda %4-5 seviyesine çıkartıldığını belirten Tokalı, mali disiplinin belirli bir ciddiyetle sürdürüleceğini, bütçe açığının ise üç yıllık süreç sonunda %3’ün altına indirilmesinin hedeflendiğini aktardı.
Politika ve reform önceliklerinde imalat sanayisinin ve istihdamın ön planda olduğu, fiyat ve finansal istikrarın ise üçüncü sırada yer aldığına dikkat çekti.
2027-2029 Orta Vadeli Program (OVP) #7
Politika ve reform öncelikleri:
İmalat sanayisinde bütünleşik bir yaklaşım ve istihdam ile başlıyor;
Fiyat ve finansal istikrar 3. sırada📌#OVP pic.twitter.com/AZypu05ljx
Prof. Dr. Serap Durusoy, 2027-2029 OVP’sinin hedeflerinin zayıf bir temele dayandığını belirterek bu hedeflere ulaşmak için hangi dinamiklerin kullanılacağını göstermediğini savundu.
Durusoy, programda belirsizliklere vurgu yapılarak hedeflere ulaşılamaması durumunda gerekçelerin şimdiden ortaya konduğunu ifade etti.
Ekonomi yönetiminin yerleşik söylemlerinin ve tepkilerinin değişmeden devam ettiğini belirten Durusoy, her koşulda geleneksel olumlu söylemlerin sürdürüldüğünü vurguladı.
Nüfusun yarısından fazlasının açlık sınırının altında bir gelirle yaşadığı bir ülkede gelir dağılımında iyileşme olduğu söylenmesi, gerçekliğin göz ardı edildiğini gösteriyor.
— Prof.Dr.Serap Durusoy (@serapdurusoy) Eylül 6, 2026