10 Eylül 2026 Perşembe

Bakan Şimşek'ten Kur Rejimi Açıklaması: Spekülasyonlar Asılsız mı?

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, 2027-2029 dönemini kapsayan "Orta Vadeli Program Uluslararası Medya Buluşması" çerçevesinde uluslararası basın mensuplarıyla bir araya geldi.

Gazetecilerin yönelttiği soruları yanıtlayan Bakan Şimşek, bugün ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'nde gerçekleşen bağımsızlık kutlamalarına katıldığını, özellikle ABD gibi müttefik ülkelerle yoğun bir işbirliği ve bilgi alışverişi yaptıklarını dile getirdi.

Şimşek, ABD ile her kademedeki iletişimin yapıcı ve sağlam olduğunun altını çizerek şunları ifade etti:

"Bizim önceliğimiz her zaman finansal sistemimizin bütünlüğünü korumaya yönelik çabalar olmuştur ve bu sayede uluslararası finansal sistemin sürdürülebilirliğine katkı sağladık. Türkiye, terörün finansmanı, yasadışı finansal faaliyetler, kara para aklama, yaptırımların ihlali ve yasa dışı ticaretle mücadelesinde kararlıdır. Ülke olarak, finansal sistemimizin şeffaflığını artırmak amacıyla uzun süredir önemli yatırımlar yapıyoruz ve bu çabalarımıza devam ediyoruz. Türkiye’de faaliyet gösteren tüm işletmeler, ulusal düzenlemelere tam uyum sağlamalı ve yaptırımlara tabi olabilecek işlemlerden kaçınmalıdır. Finans sektörü ya da diğer sektörlerden olsun, yetkili kurumlarımız her türlü açıklama ve iddiayı itina ile değerlendirir."

"Doğal gaz ödemeleri için sağlam ve etkili bir sistem mevcut"

Şimşek, ABD'nin yaptırımlarının çerçevesinde geçmişte belli ülkelerden doğal gaz alımında muafiyet elde edildiğini vurguladı ve devam etti:

"İran'dan doğal gaz aldığımızda, aslında doğrudan İran’a ödeme yapmakta değiliz. Bu durum sizi şaşırtabilir; 'Gazı bedava mı alıyorsunuz?' diye düşünebilirsiniz. Ancak belirtmek gerekir ki hiçbir şey bedava değildir. Doğal gaz karşılığında İran'a ödememiz yok. Bu konuda ABD ile bir anlaşmamız mevcut. Para, sıkı bir şekilde denetlenen bir hesapta tutuluyor ve bu hesaptan yalnızca gıda, ilaç gibi izin verilen kalemlere ödeme yapılabiliyor. İran, yaptırım rejimi kapsamında belirlenen özel ürünleri aldığında, bu hesapta biriken fon yolları ile ödeniyor. Bu bağlamda, doğal gaz ödemelerinin yönetimine dair sağlam ve işleyen bir çerçeve mevcuttur."

Şimşek, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmiş bir yapıda olduğunu ve İran'ın Türkiye'nin doğal gaz ithalatında görece küçük bir paya sahip olduğunu da sözlerine ekledi.

Alternatif kaynaklara ve depolama kapasitelerine ciddi yatırımlar yaptıklarını belirten Şimşek, ABD’nin Türkiye adına önemli bir LNG tedarikçisi konumunda bulunduğunu ve müttefikleriyle yakın bir işbirliği sürdürdüklerini kaydederek bu gibi meseleleri ilerleyen zaman diliminde etkin bir şekilde yönetebileceklerine olan inancını ifade etti.

"Kur rejimine dair spekülasyonların asılsız olduğunu belirtmek isterim"

Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısıyla ilgili Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan'ın bu buluşmaya katılmadığını belirten Şimşek, kur rejimi hakkında gelen bir soruya şu şekilde yanıt verdi:

"Öncelikle, serbest dalgalı kur rejimine geçişi arzuluyoruz. Çünkü bu sistem, bir tür şok emici işlevi üstlenmektedir. Ancak yönetimli dalgalanma rejimindeyken serbest dalgalamaya dönmemiz için belirli koşulların oluşması gerekmektedir. Burada vurgulamak istediğim konu, serbest dalgalanmaya geçmekten çekinmenin söz konusu olmadığı, aksine bunun için gerekli koşulların sağlıklı bir şekilde meydana gelmesini sağlamaktır. Normal koşullarda, serbest dalgalanmaya geçiş için nispeten düşük bir enflasyon oranı arzularsınız. Şu an için enflasyon seviyemiz hala yüksek. İkinci olarak, geleceğe yönelik enflasyon beklentilerimiz de arzu edilen seviyede değil. Üçüncüsü, döviz piyasasında alıcı ve satıcının (iki yönlü hareket) mevcut olması gerekmektedir. Ancak bu yeni program, 2023 yazında uygulamaya konduğundan beri piyasa Türk varlıklarına yoğun bir ilgi göstermiş, bu nedenle hareket tek yönlü kalmış ya da dışsal şoklar çıkışları tetikleyebilmiştir. Özetle, kur rejimine dair spekülasyonların hiçbir dayanağı bulunmamaktadır."

Şimşek ayrıca bu konunun esasen TCMB'ye bağlı olduğunu, çünkü günlük döviz kuru yönetiminin Banka tarafından sürdürüldüğünü hatırlatarak, OVP'yi hazırlarken her zaman tarafsız bir reel döviz kuru öngördüklerini ve dolayısıyla döviz kuru üzerine bahis yapan bir kurum olmadıklarını vurguladı.

"Fiyat istikrarına bağlılığımız kesindir"

Enflasyon hedeflerinin genel olarak hükümet ve Merkez Bankası tarafından ortaklaşa belirlendiğini ifade eden Şimşek, ancak hesaplamaların büyük ölçüde Merkez Bankası’na dayandığını belirtti. 2027 yılına dair enflasyon tahmininin para politikasını gevşetmek amacıyla yukarı yönlü olarak güncellendiği iddialarının doğru olmadığını vurgulayarak, şunları söyledi:

"Bizim böyle bir gündemimiz asla asla mevcut olmamıştır. Bu tür iddiaların hiçbir geçerliliği yoktur. Fiyat istikrarına olan bağlılığımız tam ve güçlü bir şekilde devam etmektedir. Programlarımızı oluştururken, elimizde sihirli bir araç yoktur ve küresel dinamiklere de tek başımıza yön veremeyiz. Son birkaç ay içinde, özellikle enerji, tarım ve endüstriyel emtia fiyatlarının yükseldiği aşikardır. Zira günümüzde dünya, arz şoku ile karşı karşıya kalmakta, bu da tarihin en şiddetli şokları arasında yer almaktadır. Dolayısıyla, programımız küresel ve jeopolitik çerçevede yaşanan zorlukları içermektedir."

Yüksek enflasyon dönemlerinde enflasyon katılığının rolünün oldukça etkili olduğunu belirtirken, enflasyonun büyük bir kısmının geçmiş verilere dayandığını ve geçmiş enflasyon oranlarının yakın dönem enflasyonunu etkilediği dile getirildi.

"Arz yönlü önlemler somut sonuçlar vermektedir"

Şimşek, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde enflasyon ataletinin yaklaşık %40 civarında bir paya sahip olduğunu belirtti ve sözlerini şöyle sürdürdü: "Eğer enflasyon oranınız %10 ise, diğer her şey mükemmel işlese dahi bunun %4'ü direkt olarak bir sonraki yıla devredilmektedir."

Bahse konu hedef ve tahminlerin siyasi gayelerle belirlenmediğini, tamamen saha gerçeklerine dayandığını ifade eden Şimşek, Türkiye’nin son birkaç yılda hem küresel hem de bölgesel koşullar açısından pek de şanslı olmadığını, fakat buna rağmen kayda değer ilerlemeler kaydettiklerini belirtti.

Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşliğinde hükümetin, depremden etkilenen konut stokunu hızla yenilemeye yönelik olarak, deprem bölgesinde yeniden inşanın öncelikli hedef olduğunu kaydederek şöyle devam etti:

"Deprem bölgesine bugüne kadar toplam 104 milyar dolar değerinde bir kaynak aktardık. Bu bölgedeki 621 bin konut ya teslim edildi ya da teslim aşamasındadır. Deprem bölgesindeki şehirlerde kira enflasyonu yaklaşık %20 seviyesine inerken, ülkenin geri kalanında ise güncel verilere göre hala %40-50 civarında seyretmektedir. Görüldüğü üzere, arz yönlü tedbirler somut sonuçlar doğurmaktadır. 500 bin yeni sosyal konut projesine başladık. Daha önce duyurulan 250 bin konutla birlikte toplamda, önümüzdeki birkaç sene zarfında devlet destekli 750 bin sosyal konut yapılması hedeflenmektedir. Bu projedeki amacımız, geçim maliyetinin yaklaşık %40'ını temsil eden konut ve kira yükünü azaltmaktır."