15 Eylül 2026 Salı

Babülmendep Krizi Global Ticaretin Kabusu Olabilir: Doç. Dr. Hasan Bardakçı'nın Çarpıcı Analizi

Husilerin stratejik öneme sahip Perim Adası'nı kontrol altına aldığı ve ardından Kızıldeniz'deki Haniş adaları ile Yemen'in batı kıyısında ilerleyişine dair gelişmeler yaşandığı bildirilmektedir. Reuters'a göre, Babülmendep Boğazı'ndan geçiş yapan gemi sayısı bir günde 28'den 21’e düştü.

Babülmendep Boğazı'ndaki artan gerilim, dünya genelindeki ticaret ile enerji piyasalarında önemli etkilere yol açmakta. Harran Üniversitesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Hasan Bardakçı, meydana gelebilecek bir krizin petrol fiyatlarından taşımacılık maliyetlerine, tedarik zincirlerinden enflasyona kadar geniş bir etki kapsamı oluşturabileceği konusunda uyarıda bulundu.

DÜNYA TİCARETİNİN KALBİ: 30 KİLOMETRE

Babülmendep Boğazı neden global ekonomi açısından bu denli kritik bir öneme sahip?

Doç. Dr. Hasan Bardakçı: Çünkü Babülmendep, küçük bir coğrafyaya sahip olmasına rağmen ekonomik anlamda son derece önemli bir geçit. Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne, dolayısıyla Süveyş Kanalı’nı da Hint Okyanusu’na bağlayan tek deniz yolu burasıdır. Avrupa ile Asya arasındaki deniz ticaretinin belkemiği bu 30 kilometrelik koridordan geçmektedir. Herhangi bir geminin Süveyş Kanalı’nı kullanmak istemesi durumunda Babülmendep’ten geçmesi kaçınılmazdır, başka bir seçenek yoktur. Bu nedenle burası, Hürmüz Boğazı ile birlikte dünyanın en kritik geçiş noktalarından birini oluşturuyor; alternatif bulunamayan iki ana noktadan biridir. Kriz öncesi dönemde, bu boğazdan günlük 70-75 ticari gemi geçmekteydi. Eğer bu geçit kapatılır veya güvenliğini kaybederse, dünya ticareti alternatif yollar aramak zorunda kalmakta; bu da çok daha uzun, maliyetli ve yavaş bir süreç demektir.

BABÜLMENDEP'TE KRİZ, SÜREÇLERİ 14 GÜN UZATIR

Buradaki potansiyel bir kriz küresel ticareti nasıl etkileyecek?

Doç. Dr. Hasan Bardakçı: Eğer gemiler Babülmendep'i kullanmaktan vazgeçerse, tek alternatif Ümit Burnu’nu dolaşmaktır. Bu, Asya ile Avrupa arasındaki sefer sürelerini ortalama 10-14 gün artıracağı anlamına gelir. Bu durumu kesin bir şekilde ifade etmek gerekirse: Bu yalnızca "biraz gecikme" değil, somut maliyet artışıdır. Yakıt tüketimi artar, sigorta primleri yükselir, gemi kiralama bedelleri tavan yapar. En önemli nokta ise: Konteyner kapasitesi fiilen daralır. Çünkü mevcut gemi filosu artık daha uzun yönlendirmelerde daha az sefer gerçekleştirebilmektedir. Sonuç olarak, tedarik zincirinde gecikmeler, girdi maliyetlerinde yükselmeler ve nihayetinde tüketici üzerinde enflasyonist baskı ortaya çıkar. Bunu 2023-2024 yıllarında Kızıldeniz’de yaşanan kriz sırasında zaten gözlemledik. Şimdi ise durum benzer bir senaryoya doğru evriliyor, ayrıca bu süreç daha kırılgan bir küresel ortamda meydana geliyor.

Babülmendep Boğazı Krizi'nin Küresel Ticaret Üzerindeki Etkileri
Uzmanın GörüşüDoç. Dr. Hasan Bardakçı
Alternatif RotaÜmit Burnu
Rota Süresi EtkisiAsya ile Avrupa arasında geçişlerin 10-14 gün artması
Maliyet Artış Kaynakları
  • Yakıt maliyetlerinde yükseliş
  • Sigorta primlerinin artması
  • Gemi kiralama fiyatlarında artış
Lojistik ve Operasyonel ZorluklarDaha uzun rotalar nedeniyle gemi sefer sayısında azalma ve toplam konteyner kapasitesinin daralması
Ekonomik Sonuçlar
  • Tedarik zincirindeki gecikmeler
  • Girdi maliyetlerindeki artış
  • Tüketici üstündeki enflasyonist baskılar
Tarihsel Analojiler2023-2024 Kızıldeniz Krizi

Husilerin Babülmendep Boğazı etrafındaki etkinlikleri petrol arzına yönelik ne gibi tehditler yaratıyor?

Doç. Dr. Hasan Bardakçı: Bu çok somut bir risk teşkil ediyor. Husilerin Kızıldeniz’de stratejik konumda bulunan Zukur Adası’nı işgal ettiklerine dair gelen haberlerle birlikte petrol fiyatları da tepki vermeye başladı; Brent petrolü 108 dolara çıkarak Mayıs ayından bu yana en yüksek seviyelere ulaştı. Bunun temel nedeni şöyle: Petrol yüklü tankerlerin bu güzergahı kullanmaktan kaçınmaya başlaması, hem arzın yavaşlamasına neden oluyor hem de risk priminin fiyata eklenmesine yol açıyor.

Boğazı kullanmaktan imtina eden yükler Asya’ya ulaşmak için daha uzun yamuk bir rota seçmek zorunda kalıyor ve bu durum, geçiş sürelerini uzatmanın yanı sıra yakıt, sigorta ve denizci ücretlerini artırıyor. Bu durum, sadece "Kızıldeniz'de bir kriz" değil; Suudi Arabia’nın üretim kesintileri ve Rusya-Ukrayna savaşındaki enerji altyapısı saldırılarıyla birleştiğinde, dünya genelinde enerji arzında çok yönlü baskılar yaratıyor. Rakamlar bu durumu açıkça gözler önüne seriyor: Şu anda boğazdan geçen gemi sayısı, kriz öncesi seviyelerin oldukça altında kalıyor.

Eğer Babülmendep'te ticaret uzun süre boyunca aksamaya devam ederse, en fazla etkilenen sektörler ve ülkeler hangileri olur?

Doç. Dr. Hasan Bardakçı: Sektörler açısından bakıldığında: İlk olarak deniz taşımacılığı ve konteyner taşımacılığı olumsuz yönde etkilenecek. Bu durum, navlun fiyatlarının anında artış göstermesine neden olacaktır. Ardından, enerji sektörünü etecek; ham petrol ve LNG tankerleri için bu güzergah son derece önemlidir. Otomotiv ve elektronik gibi "just-in-time" tedarik zincirine dayanan sektörler de büyük risk altında; bir haftalık gecikme bile üretim süreçlerini aksatabilir. Perakende sektöründe de mevsimsel ürünlerde raf boşlukları ve fiyat artışı kaçınılmaz hale gelecektir.

Devletler açısından en büyük unvanı alacak ülkeler ise şunlardır: Mısır, çünkü Süveyş Kanalı’nın geliri doğrudan bu trafiğe bağımlıdır. Körfez ülkeleri, özellikle Suudi Arabistan ve BAE, petrol ve gaz ihracatlarını bu ulaşım hattı üzerinden gerçekleştirmektedir. Avrupa, enerji faturalarındaki artış ve ithalat maliyetleri nedeniyle ağır bir darbe alacak ve zaten kırılgan olan enflasyon ortamı buna ek bir yük olarak yansıyacaktır. Asya'daki ihracatçı ekonomiler, yani Çin, Güney Kore, Hindistan gibi ülkeler, Avrupa pazarına erişim maliyetlerinin artmasıyla rekabet avantajlarını kayboedebilirler. Ayrıca Yemen ve Kızıldeniz'e kıyısı olan Cibuti, Sudan gibi ülkelere baktığımızda bu durum sadece ekonomik bir sorun değil, doğrudan bir güvenlik meselesi haline geliyor.

Babülmendep’te kriz daha da derinleşirse, dünya ekonomisini ne gibi bir tablo bekliyor?

Doç. Dr. Hasan Bardakçı: Açık bir dille ifade etmem gerekirse, üç ana kanaldan dolayı olumsuz bir etkiyle karşı karşıya kalabiliriz:

Birincisi enerji kanalı - petrol ve gaz fiyatlarında kalıcı bir risk primi oluşması, bu da üretici fiyatlarından tüketicilere kadar bir yansıma yaratır.

İkincisi tedarik zinciri kanalı - navlun maliyetlerinin artması ve küresel teslimat sürelerinin uzaması, bu da 2021-2022 döneminde yaşadığımız "tedarik sıkıntısı enflasyonu" nu akıllara getirir.

Üçüncüsü güven kanalı - yatırımcıların risk iştahını azaltması, gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışını hızlandırmasıdır. Merkez bankaları faiz indirim planlarını ertelemiş olabilir ve sıkı para politikalarının sürmesi gündeme gelebilir. Şunu belirtmek gerekir ki: Babülmendep'teki kriz derinleşirse, dünya sadece "yerelleşmiş bir bölgede gerilim" ile değil, küresel enflasyonist bir dalga ile karşı karşıya kalır. Merkez bankalarının faiz politikalarından bireysel tüketicinin market harcamalarına kadar her şey bu geçit üzerinde yaşanan gelişmelerden etkilenir. Bu nedenle Babülmendep’i yalnızca "Yemen’deki bir çatışma" olarak değil, küresel ekonominin dinamiklerini gösteren bir gösterge olarak izlemek önemlidir.

Etki Kanalları ve Olası Gelişmeler
1. Enerji KanallarıPetrol ve doğalgaz fiyatlarında kalıcı risk priminin oluşumuÜretici fiyatlarından tüketici fiyatlarına yansıyan artışlar
2. Tedarik Zinciri KanallarıNavlun maliyetlerindeki artış ve global teslimat sürelerinin uzaması2021-2022 dönemine benzer küresel tedarik şoku enflasyonu
3. Güven KanallarıYatırımcıların risk iştahının azalması ve gelişmekte olan piyasalardan sermaye çıkışlarının hızlanmasıMerkez bankalarının faiz indirimlerini ertelemesi ve sıkı para politikalarının devamı
Genel Değerlendirme: Bu krizin derinleşmesi, yerel bir çatışma olmaktan çıkıp küresel enflasyonist bir dalgaya dönüşebilir ve piyasalardan bireysel tüketici fiyatlarına kadar geniş kapsamlı bir etki yaratabilir.