15 Eylül 2026 Salı

Ekim'de Altın Fırtınası! Sefer Humar'dan Fed Kararı ile Piyasalar Üzerine Şok İddialar

ABD Merkez Bankası'nın (Fed), yarın (16 Eylül 2026 Çarşamba) TSİ 21.00'de faiz güncellemesini açıklaması bekleniyor. Piyasalardaki öngörüler, politika faizinin 25 baz puan artırılarak yüzde 3,75 - yüzde 4,00 seviyelerine yükselebileceği yönünde.

Faiz kararının kendisinden daha fazla önem taşıyan detay, Fed Başkanı Kevin Warsh'ın saat 21.30'da gerçekleştireceği basın toplantısında vereceği sinyaller olacak. Warsh’ın yıl sonuna kadar şahin bir tutum sergileyip sergilemeyeceği ya da daha güvercin bir yaklaşım benimseyip benimsemeyeceği, piyasalarda belirsizliği gidermede önemli bir belirleyici rol oynayacak. Ekonomist Dr. Sefer Humar, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş’a, ABD’den gelecek kritik verinin piyasalara olan potansiyel etkilerini aktardı.

Fed'in yarın açıklayacağı faiz kararı neden piyasa açısından kritik? Hangi rüzgârlar eser?

Ekonomist Dr. Sefer Humar: Yarın yapılacak olan Fed toplantısı, yalnızca faizin kaç baz puan değişeceği bakımından değil, aynı zamanda bunun sonrası için vereceği mesajlar açısından da büyük bir önem taşıyor. Zira günümüzde piyasalarda sadece sayısal veriler değil, Merkez Bankası'nın kullandığı terimlerin de büyük bir etkisi bulunuyor.

Piyasalara bakıldığında, yatırımcıların öncelikle Fed’in faiz stratejisi üzerindeki kararlılığını ve enflasyonla mücadele konusundaki temkinini öğrenmek isteyeceğini düşünüyorum. Özellikle petrol fiyatlarının artışı, enerji maliyetleri üzerinden enflasyon beklentilerini yeniden gündeme getiriyor. İşte böyle bir ortamda Fed’in daha sıkı bir para politikası benimseyeceğine dair bir sinyal vermesi, doların güçlenmesi ve tahvil faizlerinin yükselmesine yol açabilir.

Benim için burada asıl önemli olan konu şu: Piyasa, bazen yalnızca kararı değil, kararın ardındaki niyetleri de ne derece anladığını fiyatlayabiliyor.

Bu durumu Türkiye'de sıklıkla gözlemledik. Bir Merkez Bankası açıklamasının ardından ortaya çıkan ilk tepki ile birkaç gün sonrasındaki fiyatlama arasında büyük farklılıklar olabiliyor. Çünkü piyasa, yalnızca mevcut durumu değil, geleceği de göz önünde bulundururken hareket ediyor.

Fed’in verilecek olan mesajın enflasyon, faiz indirim beklentileri ve genel ekonomik görünüm başlıklarında belirleyici olacağını öngörüyorum. Bu yüzden yarın akşam, yalnızca faiz oranına değil; Fed Başkanı’nın açıklamalarına ve piyasanın yönlendirilmesine dikkat etmek gerekiyor.

PİYASALAR GEÇMİŞİ DEĞİL, GELECEĞİ FİYATLAR

Sizin öngörüleriniz neler?

Ekonomist Dr. Sefer Humar: Benim öngörüm, Fed’in piyasanın büyük ölçüde fiyatladığı doğrultuda 25 baz puanlık bir artış yapma ihtimalinin yüksek olduğudur. Fakat dikkat edilmesi gereken asıl konu, artıştan sonra nasıl bir yol haritası çizecekleridir.

Eğer Fed, “Enflasyonla mücadelede daha fazla sıkılaşma gerekebilir” mesajı verirse, doların değer kazanacağı ve tahvil faizlerinin yükselebileceği yönünde bir eğilim gözlemlenebilir. Bu durumda altının baskı altında kalması şaşırtıcı olmayacaktır. Diğer yandan, Fed daha ihtiyatlı bir üslup kullanır ve gelecekteki faiz artışlarının sınırlı kalacağına dair sinyaller verirse, özellikle faiz getirmeyen altın ve gümüş gibi değerli metallerde bir toparlanma süreci başlayabilir.

Benim yatırım anlayışım, faiz kararının kendisinden ziyade, karar sonrasındaki beklentilerin daha önemli olduğudur. Çünkü piyasa geçmişi değil, geleceği fiyatlıyor. Bugün açıklanan bir karar, yatırımcının yarın için ne düşündüğünün bir göstergesi olarak değerlendirilmelidir.

Eğer faiz artarsa, düşerse ya da sabit kalırsa altın, gümüş ve borsa nasıl bir fiyatlama yaşayacak?

Ekonomist Dr. Sefer Humar: Burada üç farklı senaryo üzerinden düşünmek daha doğru olacaktır.

Fed'in bir faiz artışı ve agresif bir mesaj vermesi halinde, ilk aşamada doların güç kazanması ve ABD tahvil faizlerinin artması beklenmektedir. Bu durum altının üzerinde baskı oluşturabilir. Gümüş ise benzer şekilde etkilenebilir, ancak sanayi alanındaki kullanımının yüksekliği nedeniyle hareketleri bazen altından daha fazla dalgalanabilir.

Piyasa açısından ise benim beklentim, geniş kapsamlı bir yükselişten ziyade, sektörel bazda hareketlerin öne çıkması yönündedir. Özellikle yüksek faiz ortamında şirketlerin ek finansman maliyetleri, borçluluk oranları ve kârlılıkları daha fazla önem kazanmaktadır.

Bu noktada “Borsa yükselecek mi, düşecek mi?” sorusundan ziyade, “Hangi şirketler bu durumu hak ediyor?” sorusu daha fazla önem taşıdığını düşünüyorum.

Faizlerin düşmesi veya Fed’in daha ihtiyatlı bir mesaj vermesi durumunda ise tablo tersine değişebilir. Dolar ve tahvil faizlerinde gevşeme olursa, altın ve gümüş bu durumda destek bulabilir. Risk iştahının artması halinde borsalarda da pozitif bir hava oluşabilir.

Faizin sabit tutulması ise tek başına yeterli değil. Fed’in neden sabit bıraktığı kritik bir sorudur.

Eğer sabit tutarken “Enflasyon hâlâ yüksek, gerektiğinde faiz artırabiliriz” mesajı verilirse, piyasalar bunu daha şahin bir duruş olarak algılayabilir. Ama “Mevcut faiz seviyesi yeterince kısıtlayıcı, bundan sonra verileri takip edeceğiz” gibi daha yumuşak bir dille ifade edilirse, piyasanın tepkisi çok farklı olabilir.

Türkiye'den verilecek basit bir örnek; aynı ürünü pazarda iki farklı esnafın değişik fiyatlardan satması gibi düşünmek mümkündür. Fiyat kadar, o fiyatın neden verildiği de önem taşır. Piyasalarda da faiz oranları kadar, o faizin arkasındaki hikâye de büyük rol oynamaktadır.

Bana göre piyasa sayıları görürken, yatırımcı arka plandaki hikâyeyi okumalıdır.

Bu nedenle böyle kritik günlerde tek bir varlığa odaklanmak yerine; dolar, tahvil faizleri, ons altın, gümüş ve Borsa İstanbul'u bir bütün olarak ele almanın daha uygun olduğunu savunuyorum.

EKİM AYINDA ALTIN YATIRIMCILARINA DİKKAT!

Ekim'de gram altın için yatırımcıları bekleyen durum nedir?

Ekonomist Dr. Sefer Humar: Daha önce belirttiğim gibi, altında kısa vadede düşüş trendinin devam etmesini öngörüyorum. Ancak burada altının yalnızca ons fiyatından ibaret olmadığını unutmamak gerekir. Türkiye'de gram altının değeri, hem ons altın fiyatı hem de dolar/TL kuruna bağlıdır.

Öngörüm, ekim ayında gram altında 6.400-6.700 TL aralığının önemli bir hareket alanı sağlayabileceğidir. Fakat bu, kesin bir fiyat hedefi veya yatırım tavsiyesi olarak değil, mevcut piyasa dinamikleri üzerinden yapılan bir değerlendirme niteliğindedir.

Çünkü altının bir tarafta Fed’in faiz politikası, ABD tahvil faizleri ve dolar bulunurken; diğer tarafta Türkiye’deki kur hareketleri vardır. Dolayısıyla ons altında bir geri çekilme olsa bile, kur açısından yaşanacak hareket gram altındaki düşüşü sınırlı tutabilir.

Yatırımcıların bu noktada özel bir dikkat göstermeleri gerektiğini düşünüyorum. Altın, Türkiye'de yalnızca bir ekonomik araç değil; aynı zamanda toplumun belleğinde de büyük bir yer kaplıyor. Düğünlerde takılan çeyrek altından evde biriktirilen gram altına kadar altın, bizler için finansal bir gelenek haline gelmiştir.

Fakat yatırımcı perspektifinden bakıldığında alışkanlık ve analiz farklı şeylerdir.

ALTINDA TEMKİN, BORSADA SEÇİCİLİK, DÖVİZ VE FAİZDE FED’İN MESAJLARI

“Altın güvenli bir limandır” demek, “Altın her fiyattan alınmalıdır” demek değildir.

Bundan dolayı altın konusunda aceleci olmak yerine, kademeli bir değerlendirme yapmayı, riskleri göz önünde bulundurmayı ve Fed’in açıklamalarını takip etmeyi öneriyorum. Yatırım tavsiyesi olmadan, yatırımcıların özellikle yüksek volatilite dönemlerinde “Fiyat düştü, hemen almalıyım” bakış açısıyla değil, “Bu düşüşün nedeni nedir?” sorusuyla hareket etmelerini daha faydalı buluyorum.

Borsa konusunda da benzer bir yaklaşım içerisindeyim. Genel bir yükseliş beklentisi yerine, sektörel ayrışmaların ve şirket bilançolarının daha fazla önemli olacağını düşünüyorum.

Türkiye'de yağmur yağarken herkes aynı miktarda ıslanmaz. Kimin çatısı sağlam, kimin çatısı zayıfsa sonuç da ona göre değişir. Piyasalarda da durum böyledir; dalgalar herkes etkiler, ama her gemi aynı hızda ilerlemez. Ekim ayına ilişkin ana mesajım şu: Altında temkin, borsada seçicilik, döviz ve faiz açısından ise Fed’in mesajlarına dikkat etmek gerekiyor.