9 Eylül 2026 Çarşamba

Altın Fiyatları Savaşta Düşüş Yaşıyor! İki Yatırımcıdan Şaşırtan Nedenler

Altın fiyatları geçmişte Körfez bölgesindeki her türlü savaş ve gerilim dönemlerinde hızla artış gösteriyordu. Bunun sebebi, altını uzun vade yatırımı olarak tutanların, fiyatı etkileyenlerle benzer yönlerde hareket etmesiydi.

Ancak 2026 yılı itibarıyla durum değişti. Bir yanda, dolar bağımlılığını azaltmaya yönelik uzun vadeli stratejiler uygulayan ve altın alımlarını sürdüren merkez bankaları yer alıyor. Diğer yanda ise, Fed’in faiz kararlarını, doların hareketlerini ve tahvil getirilerini takip eden, daha kısa vadeli pozisyon alan Batılı yatırımcılar ve spekülatörler bulunuyor. İşte, altın fiyatlarındaki bu haftaki dalgalanmayı belirleyen grup da ikinci kategori oldu.

GERİLİM ARTTI, ALTIN FİYATLARI YÜZDE 0,7 DÜŞTÜ

Altının ons fiyatı, pazartesi günü yüzde 0,7 düşerek yaklaşık 4,402 dolara geriledi. Bu azalma, Hürmüz Boğazı’nda ABD ve İran arasında gerçekleşen ilk doğrudan deniz çatışmasının ardından Brent petrolün altı haftanın en yüksek seviyesine çıktığı bir zaman diliminde oldu. Normal koşullarda jeopolitik riskin belirgin bir şekilde arttığı dönemlerde altının değer kazanması beklenir, fakat bu kez durum farklı gelişti.

Piyasa analistlerine göre, yatırımcılar, savaşın daha geniş bir alana yayılmayacağına ve gerilimin kontrol altında tutulabileceğine dair güvence buldu. Ancak CFTC verileri, fiyat hareketinin arkasında daha farklı ve somut bir sebep olduğunu ortaya koyuyor.

BÜYÜK SPEKÜLATÖRLER ALTIN POZİSYONLARINI AZALTTI

CFTC’nin son verilerine göre, büyük spekülatörler altındaki net uzun vadeli pozisyonlarını yaklaşık 15 bin kontrat kadar düşürdü. Yani bazı yatırımcılar, güçlenen dolar ve artan ABD Hazine tahvili getirileri karşısında altın pozisyonlarını kapatma yoluna gitti. Kısa vadeli fiyat hareketleri üzerinde baskı oluşturan gelişme de buradan kaynaklandı. Diğer yandan, altın piyasasında önemli oyuncular ise bunun tam tersini yaptı.

MERKEZ BANKALARI DÜŞÜŞÜ ALIM FIRSATI OLARAK DEĞERLENDİRDİ

Dünya Altın Konseyi'nin en son yayımladığı çeyreklik rapor, merkez bankalarının altın alımlarını son bir yıldır en yüksek düzeye taşıdığını gösteriyor. Daha çarpıcı olanı ise, bu durumun altının 2013’ten bu yana en düşük çeyreklik fiyat performansını sergilediği bir dönemde yaşanması. Kısacası, fiyat düşerken merkez bankaları harekete geçerek alımlarını artırdı.

Burada iki ayrı yatırımcı grubu bulunuyor: Kısa vadeli faiz, döviz ve tahvil hareketleri üzerine hareket edenler; uzun vadeli bir rezerv ve dolar dışı çeşitlendirme aracı olarak altını görenler. Bu nedenle, altının günlük fiyatı ile büyük merkez bankalarının uzun vadeli alım davranışlarının her zaman aynı yönde ilerlememesi mümkündür.

ALTININ YATIRIMCI PROFİLİ DEĞİŞİYOR

Altın talebi dört ana başlık altında toplanıyor: merkez bankalarının rezerv alımları, Asya'daki bireysel külçe ve sikke talepleri, kurumsal tezgah üstü piyasalardaki birikimler ve Batılı borsa yatırım fonları ile vadeli işlem yatırımcıları. Geçmişte belirsizliklerin yükseldiği dönemlerde bu grupların önemli bir kısmı aynı anda altına yöneliyordu.

2008 finansal krizi, 2020’deki küresel çöküş ve 2022’deki Ukrayna savaşının ilk aşamaları, bu duruma örnek teşkil eden zaman dilimlerinden bazıları. Altının “korku endeksi” olarak algılanmasının ardında yatan sebep de bu davranış kalıbıydı. Ancak 2026 yılı itibarıyla bu ilişki önemli ölçüde sarsıldı.

HAZİRAN'DA YÜZDE 11'DEN FAZLA DEĞER KAYBETTİ

Altın, yalnızca haziran ayında yüzde 11’den fazla değer kaybı yaşadı. Böylece değerli madeni art arda dördüncü aylık kaybını yaşamış oldu ve 2013’ten bu yana en kötü çeyrek performansını kaydetti. Bu düşüşte, güçlenen dolar ve Fed’in faiz artışına yönelik beklentiler belirleyici rol oynadı. Tüm bunlar, ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın yedinci ayına girdiği ve çatışmaların tırmandığı bir dönemde gerçekleşti.