Karadeniz'de Rusya ve Ukrayna arasındaki çatışmaların deniz taşımacılığını da etkisi altına alması, küresel emtia piyasaları üzerindeki baskıyı büyük ölçüde artırıyor. Gemi, liman ve ihracat terminallerine yapılan saldırıların artması, bu bölgeyi dünya için önemli bir tahıl ve petrol geçiş yolu olan Karadeniz'deki ticaret akışlarını olumsuz etkilerken, taşımacılık ve sigorta giderlerini de hızla yükseltiyor.
Reuters'ın verdiği bilgilere göre, bölgedeki artan güvenlik tehditleri, özellikle tahıl, ham petrol ve rafine petrol ürünleri sevkiyatlarında yeni bir tıkanıklık yaratıyor. Karadeniz, Rusya ve Ukrayna'nın yanı sıra Bulgaristan, Gürcistan, Romanya ve Türkiye'nin kıyılarına ev sahipliği yaparak küresel emtia ticareti açısından kritik bir rol oynuyor.
Ortadoğu'daki önemli deniz ticareti yollarında yaşanan sıkıntıların ardından, Karadeniz’deki gerilimlerin artması, küresel ticaret için yeni bir risk alanı ortaya çıkarmaktadır.
Karadeniz'deki saldırılar hız kazandı
Ukrayna Altyapı Bakanlığı'nın verilerine göre, sadece Temmuz ayında 35 limanda ve 22 denizde gemi saldırısı gerçekleşti. Aynı zamanda, liman tesislerine de 67 saldırı düzenlendi.
Bu sayılar, saldırıların boyutundaki önemli artışı göstermekte. Örneğin, 2025 yılının tamamında sadece 14 gemi saldırısı gerçekleşmişti.
Rusya ve Ukrayna, birbirlerinin tarım ihracat tesislerini ve ticaret gemilerini hedef alarak, Kiev yönetimi de Rusya'nın petrol ticaretinde kullandığı tankerlere yönelik saldırılarını artırmış durumda. Her iki taraf da yalnızca askeri hedefleri hedef aldıklarını iddia ediyor.
Ancak, ticari gemilere, limanlara ve ihracat altyapısına yönelik saldırılar, savaşın ekonomik etkilerini doğrudan küresel ticaret zincirlerine entegre ediyor.
Tahıl ticaretine yeni bir baskı geliyor
Rusya, dünya genelinde en büyük buğday ihracatçısı konumundayken, Ukrayna da küresel tarım ticaretinin önemli bir parçası. Bu nedenle, Karadeniz'deki sevkiyatların sekteye uğraması, bölgesel ticaretin yanı sıra dünya genelinde tahıl piyasalarını da olumsuz etkileyebileceği düşünülüyor.
Savaşın üzerinden dört yıl geçmiş olmasına rağmen, Ukrayna'nın tarım ürünleri ihracatı, ülkenin en önemli döviz kazancı kaynaklarından biri olma özelliğini sürdürüyor.
Ukrayna’nın tarımsal ihracatının yüzde 90’ından fazlası, ülkenin güneyindeki Odessa limanı üzerinden gerçekleştiriliyor. Bu nedenle, Rusya'nın Odessa çevresindeki sivil gemiler ve liman altyapısına yönelik saldırılar, Kiev'in ihracat kapasitesi açısından büyük bir risk teşkil ediyor.
Ukrayna alternatif ihracat yolları geliştirmeye çalışsa da Tarım Bakanı Taras Vysotskyi'nin Reuters’a verdiği bilgilere göre, bu yeni rotaların ağustos ayı sonuna kadar tam kapasiteye ulaşması beklenmiyor. Üstelik, bu güzergâhların Karadeniz limanlarında normalde taşınan hacmin yalnızca yarısını karşılayabileceği belirtiliyor.
Azak Denizi’nde de gemi trafik akışı 10 Temmuz'dan bu yana kısıtlı durumda. Bu durum, Rusya'nın önemli tahıl ihracat merkezlerinden Taman'daki faaliyetlerini de etkiliyor.
Novorossiysk ve Tuapse limanlarından yapılan tahıl ihracatı devam etse de, sevkiyatların önceki dönemlere göre daha yavaş ilerlediği bildirilmektedir.
Petrol sevkiyatları da baskı altında
Karadeniz’deki gerilim, yalnızca tahıl ticaretini değil, petrol taşımacılığını da derinden etkiliyor.
Ukrayna'nın temmuz ayında tankerlere yönelik saldırıları, bazı gemilerde hasara neden olurken, Kazakistan ham petrolünün başlıca çıkış noktası olan Novorossiysk ile Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu terminalindeki yükleme işlemlerinin geçici olarak durmasına yol açtı.
Kazakistan için bu güzergah, büyük bir öneme sahip. Denizcilik şirketi BRS, Çin-Pasifik Kanalı sisteminin Kazakistan’ın ham petrol ihracatının yaklaşık yüzde 80'ini taşıdığını vurguluyor.
Dolayısıyla, bölgede yaşanabilecek uzun süreli bir aksama, yalnızca Rusya-Ukrayna ticaretini değil, aynı zamanda Kazakistan üzerinden küresel petrol arzını da olumsuz etkileyebilir.
Navlun maliyetlerinde büyük artış
Karadeniz’de artan güvenlik endişeleri, ticaret maliyetlerini hızla yükseltiyor.
Piyasa tahminlerine göre, Karadeniz’de günlük petrol tanker maliyetleri bir hafta önce 200 bin dolar seviyelerindeyken, şu anda 300 bin doları aşmış durumda.
Bu, taşımacılık maliyetlerinin yalnızca bir hafta içinde yüzde 50'nin üstünde artış gösterdiği anlamına geliyor.
Artışın temel nedeni, gemilerin bölgedeki güvenlik riski nedeniyle daha fazla ücret talep etmesi. Yüksek saldırı olasılığı, gemilerin operasyonel maliyetlerini artırmakta ve armatörlerin ve taşımacılık firmalarının risk primlerini de yükseltmektedir.
Bölgedeki savaşın uzun süre devam etmesi durumunda, bu maliyet artışlarının tahıl ve petrol fiyatlarına yansıması ve böylece küresel emtia ticaretindeki baskıyı daha da artırması bekleniyor.
Savaş sigortası primleri iki katına çıktı
Karadeniz’deki risk artışı sigorta sektörüne de yansımakta.
Sigorta kaynaklarından edinilen bilgilere göre, Karadeniz terminallerinde yapılan liman ziyaretlerindeki savaş sigortası maliyeti, iki hafta önce geminin değerinin yaklaşık yüzde 1'i seviyesindeyken, bu günlerde yüzde 2'ye kadar yükseldi.
İlk bakışta küçük görünen bu artış, yüksek değerli ticari gemiler için sefer başına yüz binlerce dolarlık ek maliyet anlamına gelebiliyor.
Sonuç olarak, bölgedeki ticaretin maliyeti sadece navlun üzerinden değil, sigorta primleri üzerinden de artış gösteriyor.
İngiliz denizcilik güvenliği şirketi Ambrey, Karadeniz limanlarına uğrayan gemiler için kapsamlı sefer tehdit değerlendirmeleri yapılmasını ve insansız hava saldırıları sırasında mürettebatın güvenli toplanma noktalarına yönlendirilmesi gerektiğini de hatırlattı.
Uluslararası Ulaştırma İşçileri Federasyonu Genel Sekreteri Stephen Cotton, sivil denizcilerin hedef alınmasının kesinlikle kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, ticari gemilerin bu savaşın sonuçlarından korunması gerektiğini ifade etti.
Tanker piyasasında küresel hacim tehlikesi
Karadeniz'deki durumun etkileri, yalnızca bölgeyle sınırlı kalmayabilir.
BIMCO Baş Denizcilik Analisti Niels Rasmussen, Karadeniz'deki taşıma hacimlerinin son iki haftada görülen düşük düzeylerde devam etmesi halinde, küresel ham petrol tanker taşımacılığı hacimlerinin yüzde 3 oranında azalabileceğini belirtti.
Bu olasılık, zaten Ortadoğu'daki deniz ticareti yollarında yaşanan sıkıntılarla boğuşmakta olan küresel enerji piyasası için yeni bir risk anlamı taşımaktadır.
ABD-İran gerilimi nedeniyle Hürmüz Boğazı’ndaki petrol akışındaki duraksamalar ve Yemen'deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan limanları ile gemilerine yönelik saldırıları, Kızıldeniz'deki deniz taşımacılık riskini de artırmış durumda.
Karadeniz'deki gerilimlerin de bu dönemde tırmanması, küresel emtia ticaretinde birbiriyle ilişkili ama bağımsız görünen yeni darboğazlar yaratıyor.
Küresel emtia ticaretinde yeni tehditler
Birleşmiş Milletler temsilcisi Kayoko Gotoh, geçen hafta Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde yaptığı konuşmada, Karadeniz'deki gelişmelerin etkilerinin küresel tarım piyasalarında da kendini göstermeye başladığını belirtti.
Bu durum, savaşların yalnızca çatışmanın yaşandığı bölgelerde değil, küresel ticaret zincirlerinde de maliyet yarattığını gözler önüne seriyor.
Karadeniz'deki saldırıların artışı; tahıl sevkiyatlarında yavaşlama, petrol yüklemelerinde kesintiler, tanker maliyetlerinde yüzde 50'nin üzerinde artış ve savaş sigorta primlerinin iki katına çıkması ile birlikte, küresel emtia piyasaları üzerinde yeni bir baskı oluşturuyor.
Bölgedeki saldırıların önümüzdeki süreçte devam edip etmeyeceği, yalnızca Rusya ve Ukrayna'nın ihracat kapasiteleri açısından değil, aynı zamanda dünya genelinde tahıl, petrol ve deniz taşımacılığı maliyetleri açısından da belirleyici bir faktör olacak.