10 Eylül 2026 Perşembe

Brent Petrolde Risk Çanları Çalıyor! Enerji Uzmanı Altuğ Karataş Kritik Seviyeyi Açıkladı

Brent petrol fiyatlarının 100 dolar seviyesini aşmasıyla birlikte piyasalarda yepyeni bir dönem başladı. ABD-İran arasındaki gerilimin devam etmesi, Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerdeki riskler ve Orta Doğu'daki arz kaygıları petrol fiyatlarını yukarı yönlü etkilerken, dikkatler artık 110-120 dolar aralığına odaklanmış durumda.

Enerji Uzmanı Altuğ Karataş, Brent petrol fiyatının geleceğine dair güçlü risk senaryolarını, yıl sonu fiyat beklentilerini ve Türkiye üzerindeki 100 doların üzerindeki petrol fiyatlarının olası yansımalarını Tgrthaber.com Özel Haber Editörü Zeynep Gizem Er ile paylaştı.

BRENT PETROL İÇİN YENİ BİR KRİTİK SEVİYE

Brent petrol fiyatı 105 dolara ulaşırken piyasalarda yeni kritik eşiklerin tartışılmaya başlandığını görüyoruz.

Karataş, ABD-İran geriliminin sürekliği ve Hürmüz Boğazı'ndaki petrol akışındaki potansiyel aksaklıklar nedeniyle fiyatların ulaşabileceği seviyeleri değerlendirerek, 110-120 dolar aralığını güçlü bir risk senaryosu olarak nitelendirdi. Şunları ifade etti:

''Brent petroldeki 100 dolar seviyesi artık sadece psikolojik bir eşik olmaktan çıkmış durumda. Gelecek dönem için 100-110 dolar aralığını yeni kritik bir bölge olarak değerlendiriyorum. Eğer bu seviyede kalıcılık sağlanırsa, piyasa oldukça hızlı bir şekilde 110-120 doları fiyatlandırabilir. Çünkü günümüzde petrol fiyatları üzerinde yalnızca arz ve talep değil, ciddi jeopolitik güvenlik primleri de etkili.''

''Hürmüz Boğazı, dünya enerji sisteminin adeta kalbidir. Savaş öncesi dönemde, küresel petrol ve petrol ürünleri tüketiminin yaklaşık beşte birine karşılık gelen bir akışın geçtiği bir bölgeden bahsediyoruz. Geçişlerin ciddi şekilde azalması, piyasayı oldukça hassas bir hale getiriyor. Benim senaryomda, 110-120 dolar güçlü bir risk senaryosudur. Eğer 120 doların üzerine çıkarsak, Hürmüz'deki kesintilerin ağırlaşması veya bölgedeki üretim ve altyapının daha fazla zarar görmesi gerekecektir. Daha ciddi bir arz şoku durumunda 130-150 dolar seviyelerine kısa sürede ulaşmak da imkânsız değil; fakat bunu ana senaryo olarak değil, olağanüstü bir jeopolitik senaryo olarak görmekteyim.''

ENERJİ ALTYAPISI YENİ SAVAŞLARIN HEDEFİ OLDU

Petrol fiyatlarındaki jeopolitik risklerin belirleyiciliğine dikkat çeken Karataş, savaşların enerji piyasası üzerindeki etkisinin yalnızca petrol üretimiyle sınırlı kalmadığını vurguladı.

Rafineri, liman, LNG tesisleri, boru hatları ve enerji taşıma güzergâhlarının artık stratejik hedefler haline geldiğini belirten Karataş, şu açıklamayı yaptı:

''Yeni bir dönem başlarken, yeni savaşların stratejik hedeflerinden biri enerji altyapısı oldu. Rafineriler, terminaller, boru hatları, LNG tesisleri ve enerji taşıma yolları hedef alınmaya başladı. Bir enerji tesisinin kaybı, sadece savaşan ülkeleri değil, dünyanın başka bir noktasındaki tüketicilerin fiyatlarını da etkiliyor.''

PETROL İÇİN ÜÇ FARKLI KRİTİK SENARYO

Karataş, Brent petrolün yıl sonuna kadar izleyeceği yolun jeopolitik gelişmelere bağlı olacağını belirtti ve üç farklı fiyat senaryosu sundu.

Petrol arzındaki kayıplar ve küresel stoklardaki azalma üzerinde duran Karataş, piyasanın giderek daha kırılgan hale geldiğine dikkat çekti. Şöyle konuştu:

''Yıl sonuna kadar üç ayrı senaryo öngörüyorum. Eğer gerilimler azalır, Hürmüz geçişleri normale döner ve piyasaya yeterli arz sağlanırsa, 80-100 dolar aralığına dönüş mümkün. Ancak mevcut belirsizliklerle arz kayıpları devam ederse, 95-110 dolarlık bir aralık daha gerçekçi görünüyor. Eğer ABD-İran gerilimi yeniden yükselir, Hürmüz geçişleri daha da azalır ya da Körfez’de yeni kayıplar yaşanırsa, 110-120 doları ve üzerini konuşmaya başlayabiliriz. EIA'nın verilerine göre, Ortadoğu’daki üretim kesintileri ağustosta yaklaşık 6,7 milyon varil/güne ulaştı ve küresel stoklar yılbaşından bu yana yaklaşık 400 milyon varil azaldı. Dolayısıyla, piyasanın denge noktası giderek küçülüyor. Burada vurgulamak istediğim bir diğer husus ise, petrolün artık sadece fiziksel bir enerji ürünü değil, aynı zamanda büyük bir finansal emtia haline geldiğidir.''

''Jeopolitik bir olay nedeniyle petrol fiyatları birkaç gün içinde 10-20 dolar değişim gösterebiliyor ki bu durum, vadeli işlemler ve türev piyasalarındaki doğru pozisyonda bulunan yatırımcılar için büyük kazançlar ya da kayıplar yaratabiliyor. Gerçekten de bu dalgalanmalar, ciddi bir finansal kazanç sağlamakta ve servet transferine yol açmaktadır. Elbette, somut bir kanıt olmadan birinin bu haberleri önceden bildiğini iddia etmek doğru değil, ancak sormamız gereken bir soru var: Petrol birkaç gün içinde 10-20 dolar artıp yeniden düştüğünde, bu hareketlerden kimler profit ediyor? Enerjide yeni normal artık sadece yüksek fiyatlar değil, aynı zamanda yüksek dalgalanma.''

'BRAD PİYASALARINDA BRENT PETROL YÜKSELDİĞİNDE BENZİN VE MOTORİN DE ARTIYOR' KURALI GEÇERLİ DEĞİL

Brent petrolün 100 doların üzerinde kalmasının, Türkiye için sadece akaryakıt fiyatları açısından değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Karataş, benzin ve motorin fiyatlarının Brent petrol fiyatlarıyla aynı oranda artacağı düşüncesinin yanlış olduğunu ifade etti.

Akaryakıt pompa fiyatlarını etkileyen unsurları sıralayan Altuğ Karataş, özellikle motorin tarafındaki arz sıkıntısına dikkat çekerek şu açıklamayı yaptı:

''Türkiye'deki pompa fiyatlarıyla ilgili olarak önemli bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek lazım: Brent petrolle birlikte benzin ve motorin fiyatları otomatik olarak artar diye bir kural yoktur. Pompa fiyatlarının belirlenmesinde birçok faktör vardır, bunlar kabaca Brent + uluslararası ürün fiyatı + rafineri marjı + dolar/TL + vergi şeklinde oluşmaktadır. Şu anda özellikle motorin konusunda ayrı bir sorunla karşı karşıyayız. Rusya-Ukrayna savaşı kapsamında Rus rafinerilerine yönelik saldırılar, rafineri kapasitesini, motorin üretimini ve ihracatını olumsuz etkiledi. Örneğin, Rusya'nın deniz yoluyla petrol ürünü ihracatı temmuzda bir önceki aya oranla yaklaşık %33 düştü. Ayrıca Rusya, motorin ihracatına yönelik kısıtlamaları da uzattı.

Bu nedenle, ham petrol sıkıntısı ile motorin sıkıntısı aynı şey değildir. Dünya genelinde ham petrol bulma imkânı mevcut, ancak onu motorine dönüştürecek yeterli rafineri kapasitesi yoksa, motorin fiyatı Brent fiyatlarından çok daha hızlı bir şekilde yükselebilir. Nitekim, Rusya ve Ortadoğu’daki sorunlar nedeniyle kalp alacak 4 milyon varil/günlük ürün açığı bulunduğu belirtiliyor ve dizel rafineri marjları rekor seviyelere tırmandı. O yüzden benzin ile motorin fiyatlarının zaman zaman birbirinden ayrılmasını normal bulmak gerekiyor.''

EŞEL MOBİL SİSTEMİ YENİDEN GÜNDEME GELEBİLİR

Karataş, Brent petrol fiyatının 100 dolar üzerinde kalıcı hale gelmesi ve akaryakıt fiyatlarında yeni bir artış baskısının oluşması durumunda, geçmişte uygulanmış olan eşel mobil sistemine benzer uygulamaların yeniden gündeme gelebileceğini belirtti. Şu değerlendirmeyi yaptı:

''Türkiye özelinde, Brent’in 100 doların üzerinde kalıcı olarak kalması, uluslararası motorin ve benzin fiyatlarının artması pompa fiyatlarında yeni artışlar kaçınılmaz hale getirebilir. Bunun etkisi, birkaç gün içinde fiyatlama mekanizmasına bağlı olarak gözlemlenebilir. Kamunun alabileceği önlemlerden biri, geçmişte uygulanan eşel mobil sistemi benzeri vergi düzenlemeleri yapmaktır.

Sistem, temelde uluslararası petrol veya kur kaynaklı maliyet artışının bir bölümünün ÖTV'den karşılanarak pompa fiyatına geçişinin sınırlandırılması mantığıyla işlemektedir. Bu sebeple, 100 dolar petrol fiyatı Türkiye açısından sadece benzin ve motorin meselesi olarak değerlendirilmemelidir. Enerji ithalat faturası artacak; cari açık, taşımacılık, lojistik, tarım ve sanayi üretim maliyetleri etkilenerek enflasyona yansıyacaktır.''

TÜRKİYE'NİN ENERJİ KOZU: GABAR VE AKDENİZ

Küresel petrol fiyatlarının yükseldiği bu dönemde Türkiye’nin yerli enerji üretiminin stratejik önemi daha da artmaktadır. Karataş, Gabar petrolü ve Karadeniz doğal gazının Türkiye’nin enerji ithalatına bağımlılığını azaltmadaki rolüne vurgu yaptı.

Yerli petrol ve doğal gaz üretiminin yanı sıra, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğinin Türkiye için kritik bir öneme sahip olduğunu dile getiren Karataş, şu şekilde konuştu:

''Bu nedenle, Gabar'da ürettiğimiz her varil petrol, Karadeniz'de elde ettiğimiz her metreküp doğalgaz, yenilenebilir kaynaklardan ürettiğimiz her kilovatsaat ve enerji verimliliği ile tasarruf ettiğimiz her birim enerji, Türkiye için çok daha kıymetli hale geliyor. Enerji politikası artık sadece bir enerji meselesi değil, aynı zamanda ekonomi politikasıdır. Yerli ürettiğimiz veya tasarruf ettiğimiz her birim enerji; cari açıkla, enflasyonla ve dışa bağımlılıkla mücadelede Türkiye'nin elini güçlendiriyor.''