Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yaptığı açıklamada, "Dezenflasyon sürecindeki ilerlemeler ve destekleyici uluslararası koşullar ışığında önümüzdeki dönemde ekonomik büyümede kademeli bir artış bekliyoruz." ifadelerini kullandı.
Şimşek, yazılı bir beyanatında yılın ikinci çeyreğine dair Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerini analiz etti.
2026’nın ikinci çeyreğinde, Türkiye ekonomisinin jeopolitik gerginliklerin yoğunlaştığı bir dönemde, zorlu global koşullara rağmen çeyrek bazında yüzde 1,1, yıllık olarak ise yüzde 2,3 oranında büyüdüğünü belirten Şimşek, yıllıklandırılmış milli gelirin 1,7 trilyon doları aştığını kaydetti.
Teknoloji odaklı sektörlerdeki pozitif görünümle sanayi katkısının yıllık yüzde 2,4 oranında artış gösterdiğini, tarım sektörünün ise yüzde 13,3 oranında güçlü büyümesine devam ettiğini ifade eden Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Özel tüketim yüzde 3,5, yatırımlar ise yüzde 0,6 oranında büyüdü ve net dış talep de büyümeye olumlu katkı sağladı. Böylelikle ikinci çeyrekte iç ve dış talebin etkisiyle dengeli bir büyüme sağlandı. Jeopolitik durumların ticaret ortaklarımıza olan yansımaları ve başta enerji olmak üzere emtia fiyatlarındaki artış nedeniyle yıllıklandırılmış cari açığımız ikinci çeyrekte 38,9 milyar dolar seviyesine ulaştı. Cari açığın milli gelire oranı ise yüzde 2,3 ile sürdürülebilir seviyelerde kalmış durumda.”
'KALICI REFAH ARTIŞI İÇİN YOL HARİTAMIZI BELİRLEYECEĞİZ'
Kayıt dışı ekonomik faaliyetlerle mücadele, vergi adaletinin sağlanması ve harcama disiplininin artırılması yoluyla mali açıdan önemli bir alan oluşturduklarını vurgulayan Şimşek, küresel fiyat dalgalanmalarının halk üzerindeki olumsuz etkilerini sınırlamak ve dezenflasyonu desteklemek amacıyla eşel mobil uygulaması üzerinden bazı vergi gelirlerinden feragat edilmesine rağmen bütçe performansının olumlu bir seyir izlediğini ifade etti.
Yılın ikinci çeyreği itibarıyla brüt dış borç miktarının milli gelire oranının yüzde 31,6 seviyesinde sabit kaldığını belirten Şimşek, şu noktaları aktardı:
“Türkiye’nin toplam borcunun milli gelire oranı yüzde 91 düzeyindedir. Bu oran, gelişmekte olan ülkeler için ortalama olan yüzde 229’un ve dünya genelindeki ortalama oran olan yüzde 306’nın oldukça altındadır. Ekonomimizin güçlenen makroekonomik temelleri, şoklara karşı dayanıklılığımızı artırıyor. Dezenflasyon sürecindeki olumlu gelişmeler ve daha destekleyici küresel şartlar sayesinde önümüzdeki süreçte ekonomik büyümenin kademeli olarak artacağını öngörüyoruz. 2027-2029 dönemine yönelik Orta Vadeli Program ile fiyat istikrarını sağlamak, teknolojik dönüşüm ve verimlilik artışlarıyla büyüme potansiyelimizi güçlendirmek ve kalıcı bir refah artışı elde etmek için hazırlayacağımız yol haritamızı kamuoyuna sunacağız.