Şirketin Nsosyal hesabı üzerinden yapılan paylaşımda, stratejik sistemler için geliştirilmiş elektro-optik dedektör teknolojileri hakkında çeşitli bilgiler sunuldu.
Elektro-optik sistemlerin en önemli bileşenlerinin yerli imkanlarla üretildiği aktarılan paylaşımda, "Mikroelektronik alanındaki uzmanlığımız sayesinde Türkiye’yi kızılötesi dedektör üreten az sayıdaki ülkelerden biri haline getirdik" şeklinde ifadeler yer aldı.
Videoda verilen bilgilere göre, şirketin geliştirdiği kızılötesi dedektörler, çeşitli harekât gereksinimlerine uygun olarak hem soğutmalı hem de soğutmasız olmak üzere farklı tasarımlarda hazırlanmıştır.
Yerli platformların algılama kabiliyeti artıyor
Görüntülerde, yerli ana muharebe tankı ALTAY'a entegre edilen gözetleme sistemi YAMGÖZ 200, ÇELİKKUBBE’nin orta katmanında bulunan HİSAR ve insansız savaş uçağı Bayraktar KIZILELMA'daki TOYGUN sistemlerinde kullanılan elektro-optik dedektör teknolojileri de öne çıkarıldı.
Geliştirilen sistemler arasında soğutmalı ve soğutmasız opsiyonlarla sunulan kızılötesi dedektör çeşitleri bulunuyor.
Yerli dedektör ailesinin, ulusal platformların gece ve olumsuz hava koşullarında hedef belirleme ve görüş yeteneklerine önemli katkılar sağlaması bekleniyor.
Dedektör teknolojisi güç dengesini değiştiriyor
ASELSAN, keşif muhafaza, füze arayıcı başlık, hedefleme sistemleri, insansız hava araçları ve milli muharip uçak KAAN gibi pek çok platformda kullanılan kızılötesi dedektörleri yerli olarak geliştiriyor; bu teknoloji dünya genelinde sadece birkaç ülke tarafından üretilebiliyor.
Bu sınırlı teknolojiye sahip olmak, ülkeler arasında gelişmişlik ve üstünlük göstergesi olarak değerlendiriliyor. Yüksek performanslı askeri sistemlerin kritik bileşenlerinden biri olan kızılötesi dedektörler, sivil alanlarda da kullanılabilmektedir.
Kızılötesi dedektör teknolojileri, bu alanda bilgiye sahip ülkelerin, gece veya gündüz, özellikle yoğun toz, duman ve sis gibi olumsuz hava şartlarında tehdit unsurlarına karşı diğer uluslara göre belirgin bir stratejik fayda sağladığı ifade edilmektedir. Bu bağlamda, kızılötesi dedektör teknolojisinin, ülkeler arası güç dinamiklerini etkileyebilecek bir kapasiteye sahip olduğu belirtiliyor.