Türkiye'nin dış ticaret fazlası elde eden nadir alanlarından biri olan züccaciye sektörü, uluslararası arenada güçlü varlığını sürdürmeye devam ederken, yüksek harcama ve finansmana erişim konusundaki zorluklarla yüzleşiyor. Endüstriyel ürünler çıkışında, yaklaşık 4,5 milyar dolarlık bir ihracat hacmine ulaşan bu sektör, 100'den fazla ülkeye ürün tedarik ediyor. Türkiye’nin kilogram başına ortalama ihracat fiyatı 4,5 doları bulurken, züccaciye sektörü tonaj bazında ise Çin'in ardından dünyanın en büyük üreticilerinden biri konumunda.

‘İHRACATÇI, MÜŞTERİSİNİ KAYBETMEMEK İÇİN KÂRINDAN FERAGAT EDİYOR’
Sektörün üretim ve ihracat alanındaki yeteneklerine karşın, son üç yıl boyunca devam eden ekonomik koşulların sanayicilerin dayanıklılığını ciddi oranda azalttığını vurgulayan Züccaciyeciler Derneği (ZÜCDER) Yönetim Kurulu Başkanı Burak Önder, iş dünyasının geçmişte 6-9 aylık krizlere alışık olduğunu, ancak mevcut durumun çok daha uzun sürdüğünü ifade etti. Önder, “İş dünyası yıprandı. Enflasyonla mücadele programını destekliyoruz, ancak sanayideki dinamikleri kaybetmememiz gerektiğini unutmamalıyız.” dedi. Hammadde ve üretim maliyetlerinde artış gözlemlenirken, kilogram başına ihracat değerinde bir düşüş yaşandığını belirten Önder, bunun ihracatçıların mevcut müşterilerini koruma isteğinden kaynaklandığını söyledi. Yeni bir ihracat müşterisi elde etmenin hem masraflı hem de uzun bir süreç olduğunu belirten Önder, bazı şirketlerin başa baş ya da zararına hatta çalışmayı göze aldığını ifade etti.
İç piyasada tüketimin yavaşladığını, ödeme sürelerinin uzadığını ve paranın dönüş hızının önemli ölçüde düştüğünü belirten Önder, yüksek faiz ortamının üretim ve yatırım iştahında zayıflamaya yol açtığını ifade etti. Önder, “Finansal kaynakları olan kişiler, üretim tesisleri kurmak yerine risksiz kazançları tercih ediyor. Ancak asıl sıkıntı çeken, yatırım yapan ve üretim sürdüren sanayici.” değerlendirmesinde bulundu.
5 ADIMLIK ÇÖZÜM PLANI
Üreticilerin finansmana erişim sorunundan yüksek yatırım maliyetlerine, lojistikten dijital dönüşüme kadar pek çok alanda desteklenmesi gerektiğini vurgulayan ZÜCDER Yönetim Kurulu Başkanı Burak Önder, mevcut zorluklardan kurtulmak için beş maddeden oluşan öneriler sundu. Enflasyonla mücadelenin sürdürülmesi durumunda sanayinin üretim dinamiklerinin korunması gerektiğini ifade eden Önder, sektörün ve sanayinin rekabet gücünü artıracak çözümleri şöyle sıraladı:
“1- Üreticilere fatura karşılığında uygun maliyetli işletme kredisi sağlanması.
2- Otomasyon, sanayi ve dijital dönüşüm yatırımlarının özel finansman mekanizmalarıyla desteklenmesi.
3- Lojistik ve liman maliyetlerinin düşürülmesi, bu sayede Türkiye'nin uluslararası rekabet gücünün artırılması.
4- Yerli e-ticaret altyapısının güçlendirilmesi ve e-ihracat ile sınır ötesi ticaretin desteklenmesi.
5- Sanayi arsalarının spekülatif yatırımlar için kullanılmasının önüne geçilerek, üretim yapan sanayicilerin kullanımında kalmalarının sağlanması.”
‘ÜRETİCİLERE DESTEK ŞART’
Önder, önerilerin ilk sırasında finansmana erişimin yer aldığını belirterek, enflasyonla mücadele kapsamında tüketici kredilerinin kısıtlanmasının makul olduğunu, ancak üretim kredilerine aynı yaklaşımın uygulanmaması gerektiğini dile getirdi. Özellikle KOBİ'lerin işletme sermayesini artırma ihtiyacının her geçen gün arttığına dikkat çeken Önder, pandemi döneminde uygulanan uygulamalara benzer şekilde hammadde, işçilik ve diğer üretim giderleri için fatura karşılığı uygun maliyetli kredi sağlanabileceğini açıkladı. Önder, “Sanayiye can suyu verilmesi şart. Fatura karşılığı uygun finansman koşullarıyla üreticilerin desteklenmesi gerekiyor. Bu aynı zamanda kayıt dışılığın azaltılmasına da yardımcı olacaktır.” dedi.

SANAYİDE DÖNÜŞÜM İÇİN ÖZEL FİNANSMAN MODELİ
Türkiye sanayisinin teknolojik dönüşümüne dikkat çeken Önder, mevcut dönemde kapasite artışından ziyade verimliliği artıracak yatırımlara odaklanılması gerektiğinin altını çizdi. Otomasyon, sanayi dönüşümü ve dijitalleşme yatırımlarının uzun vadeli ve uygun maliyetli finansmanla desteklenmesi gerektiğini belirten Önder, Eximbank modeline benzer bir yapının yatırım finansmanı alanında da oluşturulabileceğini ifade etti. Bugün atılacak adımların sonuçlarının ancak bir ya da iki yıl içinde görülebileceğine dikkat çeken Önder, Türkiye'nin mevcut sürecin sona ermesinin ardından küresel rekabete daha güçlü bir şekilde başlaması gerektiğini vurguladı. Yüksek teknolojili üretim için güçlü bir sanayi ekosistemine gereksinim olduğunu belirten Önder, yüksek teknoloji hedeflenirken orta ve düşük teknolojili sektörlerin de göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade etti. Önder'e göre uçak ve otomobil gibi yüksek teknolojili ürünlerin üretilmesi için tekstil, plastik ve metal gibi tüm sanayi kollarının güçlü olması gerekiyor.
LOJİSTİK MALİYETLERİN DÜŞÜRÜLMESİ GEREKİYOR
Üçüncü madde olarak Türkiye’nin lojistik olanaklarının geliştirilmesi gerektiğine dikkat çeken Önder, üretimdeki rekabet gücünün yalnızca döviz kuru, faiz ve işçilik maliyetlerine dayanarak değerlendirilemeyeceğini belirtti. Konteyner taşımacılığı ve liman maliyetlerinin küresel ticarette önemli bir rekabet unsuru haline geldiğine değinen Önder, ayrıca liman ücretlerinin daha öngörülebilir ve rekabetçi bir yapıya kavuşması gerektiğinin altını çizdi. Dubai, Singapur ve Hollanda gibi merkezlerin uygun lojistik imkanları sayesinde transit ticaret ve yeniden ihracat alanında önemli paylar elde ettiğini hatırlatan Önder, Türkiye'nin coğrafi avantajını ekonomik kazanç haline getirebilmesi için lojistik giderlerini aşağı çekmesi gerektiğinde ısrar etti.

E-TİCARET ALTYAPISINA VURGU
Geleneksel ticaret yöntemlerinin yanı sıra, e-ticaret ve uluslararası e-ticaretin dünya genelindeki ticari payının hızla arttığını belirten Önder, dördüncü önerisinin bu alana yönelik olması gerektiğini vurguladı. Özellikle Çinli firmaların e-ticaret ve sınır ötesi satışlarda çok cesur bir büyüme stratejisi izlediğine dikkat çeken Önder, Türkiye’nin yerli e-ticaret alt yapısını güçlendirmesi gerektiğini ifade etti. Türk e-ticaret platformlarının Suudi Arabistan'dan Romanya'ya, Azerbaycan'dan farklı bölgelere kadar genişlemesinin desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Önder, e-ticaret ve e-ihracatın Türkiye'nin yeni ihracat kanallarından biri olması gerektiğini belirtti.
‘SANAYİCİNİN KAYNAKLARI TOPRAĞA VE BETONA GİTMEMELİ’
Önder'in önerilerinden beşincisi sanayi arsalarıyla ilgiliydi. İstanbul dışında da sanayi arsalarının metrekare fiyatlarının 300-350 dolar bandına ulaşabildiğine dikkat çeken Önder, üretim yapmak isteyen sanayicilerin sermayesinin büyük bir bölümünü bu arsalar ve tesis yatırımlarına ayırmak durumunda kaldığını ifade etti. Avrupa'da metrekare fiyatlarının 10 Euro, ABD'de 15 dolar civarında olduğunu dile getiren Önder, sanayicinin kaynaklarının toprak ve betona bağlı kalmasının Ar-Ge, inovasyon, tasarım, otomasyon ve dijital dönüşüm yatırımlarını kısıtladığını vurguladı. Önder, sanayi arsalarının spekülatif bir yatırım aracı haline gelmesinin önüne geçilmesi gerektiğini belirterek, “Sanayi arazilerinin gerçekten üretim yapan şirketlerde kalması gereken bir model oluşturulması şart.” dedi.

‘GEÇEN YILKI RAKAMLARA ULAŞMAK BİR BAŞARI OLUR’
Yılın geri kalan kısmı ile alakalı değerlendirmelerde bulunan Önder, küresel ve yerel gelişmeler nedeniyle tahmin yapmanın zorlaştığını söyledi. Jeopolitik gerginliklerden küresel faiz politikalarına, Çin'deki üretim fazlasından Türkiye'deki finansman koşullarına kadar pek çok değişkenin sektörün performansını etkileyeceğini belirtti. Mevcut dönemi “Tahmin değil, şuan dönemi” olarak tanımlayan Önder, ihracatçıların yüksek finansman giderleri nedeniyle küresel rakipleri karşısında zorlandığını ifade etti. “Yüzde 3-4 faizle finansmana ulaşabilen rakiplerle yüzde 50 faiz ortamında rekabet etmek oldukça güç. İhracatta müşterilere kredi açmak ve vade vermek zorundayız. Ancak bu finansman giderleriyle bunu gerçekleştirmek kolay değil. Tüm bu şartlar altında geçen yılki verilere ulaşmanın bile bir başarı olacağını düşünüyorum.” dedi.
OCAK-TEMMUZ DÖNEMİNDE İHRACAT 1,63 MİLYAR DOLAR OLDU
1- İhracat yüzde 7,4 azaldı: Ev eşyaları ve mutfak eşyaları sektörü, Temmuz ayında 244 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Bu süreçte toplam ihracat, yılın ilk yedi ayında 1,63 milyar dolara ulaştı. İhracat, geçen yılın aynı dönemine göre değer bazında yüzde 7,4, miktar bazında ise yüzde 8,4 daralma gösterdi.
2- Kilogram başına ihracat fiyatı 4,06 dolar: Ortalama ihracat fiyatı kilogram başına 4,01 dolardan 4,06 dolara yükseldi.
3- En büyük kayıp cam ve plastik ürünlerinde: İlk yedi ayda ihracat, elektrikli mutfak eşyalarında yüzde 4,1, metal eşyada yüzde 7,5, plastikte yüzde 10,9, camda yüzde 14,5, seramik ve porselende yüzde 2,4 geriledi. Ahşap grubu ise yüzde 1,2 artışla pozitif bir ayrışma yaşadı.
4- En büyük pazar İngiltere: Ocak-Temmuz döneminde 167 milyon dolarlık ihracat ile İngiltere ilk sırada yer aldı. Bu pazardaki düşüş ise yüzde 1,1 ile sınırlı kaldı. Almanya, İtalya ve Fransa da dikkat çeken pazarlar arasında yer aldı.
5- İlk 10 pazarın toplam payı yüzde 49’a çıktı: Mısır ve Fas hariç, ilk 10 pazarın tamamı Avrupa'da yer alıyor. Bu pazarların toplam ihracattaki payı yüzde 47’den yüzde 49’a yükselirken, ihracattaki düşüş yüzde 1,5 ile sınırlı kaldı.
6- İhracatın yüzde 92’si yakın ve orta mesafeli pazarlara gerçekleşti: İhracatın yüzde 92’si 0-2.400 kilometre mesafedeki pazarlara yapıldı. Uzak pazarlarda yüzde 21,7 düşüş yaşanırken, yakın pazarlarda kayıp yüzde 0,6 olarak kaydedildi.