2 Eylül 2026 Çarşamba

TÜSİAD'dan Yenilik Çağrısı: Eksik Kalan Program Ayrıntılarını Tamamlayalım!

AHMET USMAN / İZMİR

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, son üç yıldır uygulanan ekonomi programının iç ve dış etkilere karşı önemli bir yapı sunduğunu, ancak sanayi üzerindeki baskıyı artırdığını belirtti. Diren, programın tartışılmasının gerekliliğinin eksikliklerin tamamlanması gerektiğini ifade etti.

Ege Bölgesi Sanayi Odası’nın (EBSO) ağustos ayı meclis toplantısında konuşan Diren, Türkiye ekonomisinin son üç yıldır makroekonomik dengeleri sağlama ve istikrar arayışında olduğunu vurguladı. “Enflasyonla mücadele, bu sürecin en vazgeçilmez koşuludur. Programın başarısını ya da başarısızlığını değerlendirmek yerine, eksiklikleri giderme üzerine yoğunlaşmalıyız” şeklinde konuştu.

Maliye Politikası Yavaş Gelişiyor

Diren, program çerçevesinde maliye politikalarının para politikasına nispeten geç bir şekilde eşlik ettiğini kaydederek, “Gıda, konut ve eğitim gibi yüksek enflasyon yaratan alanlarda yapısal ve arz yönlü reformları yeterince programa dahil edemedik. İç siyasi gelişmeler ve jeopolitik gerginlikler hedefe ulaşmamızı zorlaştırdı. Parasal sıkılık tahmin edilenden daha uzun sürdü, bu da sanayi üzerinde baskı oluşturmaya devam etti. Geçmişte reformlarla desteklenen bir program sayesinde enflasyonu tek hanelere düşürdük. Şimdi de bunu başarmak için nedenimiz yok. Reformları tamamlamak temel koşul” dedi. Merkez Bankası'nın yılsonu enflasyon tahminini yüzde 16'dan yüzde 28'e çıkarmasının, yapısal ve arz yönlü politikaları hızlandırma gerekliliğini ortaya koyduğunu vurguladı.

Diren, “Enflasyonla mücadelede geri adım atmak söz konusu olamaz. Ancak sadece talebi baskılama yolu izlemek, sanayi üzerindeki yükü uzatır. Kısa dönemde talep koşullarını dengelemekle birlikte, orta vadede arz kapasitesi, üretkenlik ve verimliliği artırmalıyız. Kur, faiz ve finansman maliyetleri önemli olsa da, bunların hiçbiri sorunların genel teşhisini tek başına sağlamıyor. Kısa vadeli çözümler, gelecekte problem oluşturmamalıdır. Makro dengelenmenin sanayi üzerindeki etkileri verilerle net bir şekilde ortada. Haziran itibarıyla sanayinin 12 aylık ortalama büyüme oranı yüzde 1,8’e düştü. Uzun vadede bu oran, yaklaşık yüzde 5 civarında dalgalanırken, 2023 sonrasında yüzde 2’nin altına indi. Bu durum, sanayinin daha düşük bir büyüme rotasına girdiğini gösteriyor” şeklinde değerlendirmelerde bulundu.

Reel Sektörün Likidite İhtiyaçları Göz Önünde Bulundurulmalı

Diren, sanayinin kısa vadede nefes alabilmesi ve orta vadede kamu ile özel sektörün aynı hedefler etrafında bir araya gelmesi gerektiğine dikkat çekerek, “Önerimiz genel ve kontrolsüz bir parasal gevşeme değil; dezenflasyon hedefine sadık kalmalıyız. Gerekli olan çerçevenin hedef odaklı, seçici ve şeffaf olması gerekiyor. Sürecin belirli bir zaman dilimine yayılması, performansa bağlı olmalı ve etkileri değerlendirilmeli. İlk etapta reel sektörün likidite ve işletme sermayesi ihtiyaçlarını ele almalıyız. İhracat siparişlerinin finanse edilmesi, kayıtlı istihdamın korunması ve üretimde ani duraksamaların önlenmesi son derece önemli. Ayrıca verimlilik yatırımları teşvik edilmeli; otomasyon ve dijitalleşme hızlandırılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Sanayinin Tıkanması Uyarısı

EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar da sanayinin, ülke ekonomisi için lokomotif işlevi gördüğünü hatırlatarak, “Sanayide ve tarımda meydana gelen daralmalar fiyatlar üzerinde baskı oluşturarak, enflasyonun düşürülmesi çabalarının önüne geçiyor. Sanayinin gayri safi yurt içi hasıladaki payı yüzde 18,3, imalat sanayinin payı yüzde 15,4 ve ihracatın payı da yüzde 16,3’e geriledi. İşte bu noktada asıl tehlike çanları çalmaya başlıyor. Eğer sanayi tıkanırsa ilerleme sağlamak mümkün olmayacaktır. Sanayicimiz iç politikada artan baskının yanı sıra, uluslararası düzeyde jeopolitik riskler ve değişen ticaret kurallarıyla mücadele etmek zorunda kalıyor. Gümrük vergileri, Avrupa’nın ‘Made in Europe’ uygulamaları ve sınırda karbon düzenlemeleri gibi pek çok olumsuz faktör sektörü tehdit ediyor” biçiminde konuştu.

EBSO Seçimlerine Siyasi Müdahale İddiaları

Meclis Üyesi Nedim Anbar, bazı siyasetçilerin önümüzdeki ay yapılacak EBSO seçimlerini yönlendirme çabası içinde olduğunu ifade etti. 17 yıldır süregelen EBSO meclis üyeliği görevini sona erdireceğini duyuran Anbar, “Bazı siyasetçiler, belirli isimlerin gruplara katılmaması için farklı müdahalelerde bulunuyor. Bu da oda seçimlerinin sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesine engel oluyor. İş dünyası, ekonomiye dair görüş belirttiğinde TÜSİAD başkanı bile gözaltına alınabiliyor. Bu tavır, ‘Sen kimsin? Kendine güveniyorsan siyasete gir’ gibi açık tehditler içeriyor. 17 yıl boyunca bu kurumun seçimlerine siyasetin müdahale ettiğini hiç görmemiştim, bu durum beni fazlasıyla üzüyor” dedi. Seçimlerde EBSO başkanlığına adaylığını açıklayan EBSO Başkan Vekili Hakan Ürün ise, siyasetçilerin sanayicilere eşit mesafede durmaları gerektiğini belirtti. “Oda başkanları, hükümet, iktidar ve siyasetçilere belli bir mesafede olmalı. Ancak, onlarla birçok sorunu birlikte çözme mecburiyetindeyiz” diyerek ekledi.