Elazığ Haber Ajansı

Türkiye'nin CDS Primi Düşüşte! Kredi Notundaki Artış Üzerine Necmettin Batırel'den Çarpıcı Tahminler!

Türkiye'nin ekonomik görünümüne dair risk algısını yansıtan önemli bir gösterge olan 5 yıllık CDS primi, 217 baz puana düşerek 18 Şubat'tan bu yana en düşük seviyesine ulaştı. Orta Doğu'daki jeopolitik risklerin azalacağına dair beklentilerin yanı sıra, Merkez Bankası'nın likidite yönetiminde attığı adımlar ve rezervlerdeki artış, Türkiye'nin risk primindeki bu gerilemenin arkasındaki nedenler arasında yer alıyor.

CDS'teki düşüş, finansal piyasalarda Türkiye'ye yönelik güvenin arttığını ortaya koyarken, aynı zamanda kredi notu artışına dair beklentileri de gerçeğe dönüştürme potansiyeli taşıyor. Özellikle Moody's, Fitch ve S&P gibi uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının analizleri öncesinde, CDS verilerinin yakından izlenmeye başlandığı görülüyor.

Ekonomist Necmettin Batırel, Tgrthaber.com Özel Haber Editörü Zeynep Gizem Er ile gerçekleştirdiği sohbetinde Türkiye'nin CDS primindeki düşüşün sebeplerini ve bu durumun olası kredi notu artışına etkilerini ele aldı.

CDS’TE SON 6 AYIN EN DÜŞÜK SEVİYESİ

Türkiye'nin risk primindeki düşüş, yatırımcı güveni açısından önemli bir gelişim olarak değerlendirilmektedir. Batırel, CDS'in 217 baz puana inmesini dikkat çeken bir gelişme olarak ifade etti ve şunları söyledi:

'' Türkiye'nin beş yıllık kredi riski primi (CDS), 217 baz puana düşerek 18 Şubat'tan bu yana tespit edilen en düşük seviyeyi gördü. Finansal piyasalar tarafından sürekli takip edilen bu veri, bir ülke veya kuruluşun borcunu geri ödeyememe riskine karşı sağlanan korunma maliyetini göstermektedir. Yatırımcılar, bu ölçütü, borçlunun kredi riskini değerlendirirken dikkate almaktadır. Merkez Bankası'nın faiz politikası sayesinde Türk tahvilleri yabancı yatırımcılar için cazip hale geldi ve bu durum risk priminin (CDS) gerilemesinde önemli bir rol oynadı. Ayrıca, Merkez Bankası rezervlerinin Ağustos 2026 itibarıyla yaklaşık 188.8 milyar dolara ulaşması, Türkiye'nin risk priminin (CDS) 217 baz puana düşmesinde en etkili faktörlerden biri oldu.''

''KREDİ KOŞULLARI DAHA UYGUN HALE GELDİ''

CDS'teki bu düşüşte, Merkez Bankası'nın likidite yönetimi ve rezervlerin güçlendirilmesine yönelik adımlarının önemli olduğunu vurgulayan Batırel, piyasalardaki güven artışına da dikkat çekti:

''Risk primindeki belirgin azalma, Merkez Bankası'nın proaktif likidite yönetimi, döviz rezervlerini güçlendiren ince ayarlar ve pozitif piyasa beklentilerinin fiyatlaması sonucunda ortaya çıkmıştır. Merkez Bankası, bankalara Türk lirası likidite yönetimi konusunda esneklik sağlamak amacıyla döviz karşılığı Türk Lirası swap işlemlerine başlamıştır. Bu durum, piyasada bir döviz likiditesi sıkıntısının olmadığını göstermekle kalmamış, aynı zamanda piyasalara güven aşılamıştır. Merkez Bankası'nın döviz satın alarak TL sağlaması, TL sıkışıklığını önlemiş ve piyasanın döviz rezervlerini artırmıştır. Gerçekleştirilen kararlı politikalar, kredi ve faiz alanındaki dalgalanmaları sınırlandırırken TL üzerindeki baskıyı da hafifletmiş, böylece kredi koşullarının daha makul hale gelmesini sağlamıştır. Para kur rejiminin sağlıklı işleyişi ve risk algısındaki düşüş ile birlikte, hem yabancı hem de yerli yatırımcılar olumlu gelişmeleri değerlendirmeye daha istekli hale gelmiştir.''

''CDS'TEKİ GERİLEME KREDİ NOTUNUN ARTIRMASINI DOĞRUDAN DESTEKLEYEBİLİR''

Batırel, Türkiye'nin kredi notuna dair beklentilerin güçlenmekte olduğunu ifade ederken, CDS'teki sürekli düşüşün uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının analizleri açısından önemli bir sinyal oluşturduğunu belirtti:

''Türkiye’nin CDS (kredi temerrüt swapsı) primindeki azalma, kredi notunun artışını doğrudan destekler ve bu bağlamda önemli bir gösterge niteliği taşır. Ekonomik düzlemde CDS ve kredi notu arasında birbirini besleyen kuvvetli bir ilişki bulunmaktadır. Finansal piyasalar, derecelendirme kuruluşlarından daha hızlı hareket eder. CDS primindeki istikrarlı düşüş, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarına (Moody's, Fitch, S&P) Türkiye’ye olan güvenin geri geldiği mesajını iletir. Risk priminin azalması, Türkiye'nin dış piyasalardan daha düşük faizle borçlanabilme ihtimalini artırır. Bu durum, hazinenin yükünü hafifleterek ülkenin mali yapısını güçlendirir. Sağlam bir mali yapı, kredi derecelendirme kuruluşları için not artırım kriterlerinin en önemlileri arasında sayılmaktadır. Genellikle, kredi derecelendirme kuruluşları doğrudan notu artırmadan önce, ülkenin not görünümünü "Durağan"dan "Pozitif"e dönüştürmektedir. CDS’teki kalıcı düşüşler bu adımı hızlandırabilir. Hükümetin bütçe disiplinine uyumu ve cari açığın azalması, ülkenin dış finansman ihtiyacını düşürerek CDS puanını iyileştirmektedir.''