Türkiye'nin sigorta ve emeklilik sektörü, 2026'nın ilk alt ayını güçlü mali yapısını koruyarak geçirdi. Sektörün toplam aktif büyüklüğü, bir önceki yılın aynı dönemine göre nominal olarak yüzde 45 artarak 4 trilyon 381 milyar TL’ye ulaşırken, özsermayesi yüzde 58 artışla 512 milyar TL seviyesine yükseldi. Reel anlamda aktif büyüme yüzde 13, özsermaye ise yüzde 20 oldu.
İlgili dönem içinde sektördeki net kâr, 103,6 milyar TL olarak belirlendi. Bu rakamın 67,5 milyar TL’si hayat dışı sigorta şirketlerinden, 36,1 milyar TL’si ise hayat ve emeklilik şirketlerinden geldi.
Hayat ve Emeklilikte Olumlu Görüntü
Yılın başındaki altı aylık süreçte, hayat ve emeklilik şirketlerinin performansı sektörün finansal durumuna büyük katkı sağladı. Bu şirketlerin aktif büyüklüğü, geçen yılın aynı dönemine göre nominal olarak yüzde 54 artışla 2,9 trilyon TL’ye, özsermayesi ise yüzde 64 artışla yaklaşık 117,4 milyar TL’ye ulaştı. Reel olarak ise aktiflerdeki büyüme yüzde 17, özsermayede yüzde 24 olarak kaydedildi.
Hayat sigortaları tarafında teknik kâr 25,7 milyar TL’ye yükselerek geçen yılın aynı dönemine kıyasla nominal yüzde 78, reel anlamda ise yüzde 35 arttı. Emeklilik branşındaki teknik kâr da 1,3 milyar TL ile nominal yüzde 60, reel olarak yüzde 21 büyüme gösterdi.
Bu veriler, uzun vadeli tasarruf ve güvence ihtiyacının sektördeki gelişimin devamlılığı açısından ne denli önemli olduğunu ve hayat ile emeklilik şirketlerinin dengeli büyümeye etkin katkı sağladığını göstermekte.
Hayat Dışı Yatırım Gelirlerinin Önemi Devam Ediyor
2026 yılının ilk yarısında hayat dışı sigortacılık alanında, yatırım gelirleri hariç teknik zarar 45,3 milyar TL’ye ulaştı. Bu rakam, bir önceki yılın aynı dönemindeki 27,1 milyar TL’lik zarara göre nominal olarak yüzde 67’lik bir artış gösterdi.
Aynı dönemde, teknik olmayan bölümden hayat dışı sigortalara yönlendirilen yatırım gelirleri ise 121,1 milyar TL olarak gerçekleşti. Bu gelirler, geçen yılın aynı dönemine göre nominal olarak yüzde 29 artarken reel olarak yüzde 2 gerilemiş durumda. Yatırım gelirlerinin etkisiyle hayat dışı sektörün teknik kârı 75,9 milyar TL’ye ulaştı. Teknik kâr nominal olarak yüzde 14 artmış olsa da reel olarak yüzde 14 azaldı.
Bu durum, yatırım gelirlerinin hayat dışı sigortacılıkta teknik kârlılığın oluşumunda ne denli belirleyici olduğuna işaret ederken, asli sigortacılık faaliyetlerinden sürdürülebilir teknik kârlılığın sağlanmasının önem kazandığını gözler önüne seriyor.
Sektörün toplam yatırım gelirleri 193,7 milyar TL, hayat dışı sigortaların toplam yatırım gelirleri 164,6 milyar TL olarak belirlendi. Hayat dışı sigortalardaki yatırım gelirleri nominal olarak yüzde 25 artarken reel anlamda yüzde 5 bir düşüş yaşandı.
Maliyet ve Hasar Gelişmeleri Yakından Takip Ediliyor
Sektörün faaliyet giderleri, ilk altı ayda 151,5 milyar TL’ye ulaşarak geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 25 artış gösterdi. Faaliyet giderlerindeki artışın prim üretimindeki yüzde 20’lik nominal büyümenin üzerinde olması, maliyet yönetiminin gerekliliğini daha da artırdı.
Hayat dışı sigortacılıkta prim üretimindeki reel yüzde 13'lük bir daralmanın yanı sıra, yatırım gelirleri hariç teknik sonuçların da olumsuz etkilenmesi gerekiyor. Hasar maliyetlerindeki artış devam ederse, teknik kârlılık ve dönem kârı üzerindeki baskının gelecekte de sürmesi bekleniyor.
Ahmet Yaşar: Sağlam Sermaye Yapımızı Sürdürülebilir Teknik Kârlılıkla Desteklemeliyiz
Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar, 2026 yılının ilk yarısına dair finansal sonuçları şu şekilde değerlendirdi:
“İlk altı ay sonuçları, sigorta ve emeklilik sektörünün güçlü bilanço ve sermaye yapısını muhafaza ettiğini ortaya koyuyor. Aktif büyüklüğün 4,4 trilyon TL’ye, özsermayenin ise yaklaşık 512 milyar TL’ye ulaşması, sektörümüzün ekonomik dirençliliği açısından büyük bir önem taşıyor.
Öte yandan, sonuçların, güçlü bilanço yapımızı sürdürülebilir teknik kârlılıkla desteklememiz gerektiğini de gösteriyor. Hayat dışı sigortalarda yatırım gelirleri hariç teknik zararın 45,3 milyar TL’ye ulaşması ve bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 67 artması, teknik performansımızı güçlendirmemiz gerektiğinin sinyallerini veriyor. Yatırım gelirleri teknik kârlılığa destek olmaya devam etse de sağlıklı fiyatlandırma, etkin risk yönetimi ve maliyet kontrolü ana önceliklerimiz olmaya devam edecek.
Hayat ve emeklilik tarafındaki teknik kârlılığın reel olarak kaydedilen büyümesi ise uzun vadeli tasarruf ve güvence sistemimizin Türkiye ekonomisi açısından ne kadar kıymetli olduğunu tekrar gözler önüne serdi.
Gelecek dönemdeki hedefimiz, güçlü sermaye yapımızı koruyarak teknik kârlılığımızı artırmak, sigortalılık oranını yükseltmek ve daha fazla bireyin ve işletmenin ihtiyaç duyduğu güvencelere ulaşmasını sağlamak. Güçlü bir sigorta sektörü sadece riskleri karşılamakla kalmaz; tasarrufları destekler, yatırımların yolunu açar ve Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını güçlendirir.”