Pusula: Finans Dünyasında Dönüşümün Önceki ve Sonrası!
RUHİ SANYER
Borsa İstanbul'da bazı firmalar, sadece finansal durumlarıyla değil, aynı zamanda ortaklık yapılarıyla da ilgi çekiyor. Son yıllarda dikkat çekici bir kurum olan Pusula, bu açıdan merak uyandıran örneklerden biri haline geldi. Bugün Pusula denildiğinde yalnızca bir portföy yönetim şirketi akla gelmiyor.
Tasarruf finansmanı, aracılık hizmetleri, fon yönetimi ve halka açık şirket ortaklıkları gibi birçok alanı kapsayan geniş bir mali yapı dikkat çekiyor. Ancak artık bu yapının yeni bir aşamaya geçiş yaptığı görünmekte.
Pusula Finans Holding ile Tera Grubu arasında süregelen müzakerelerde, Cuma akşamı önemli bir eşik geçildi. İki taraf, Pusula Finans Holding ve onun hissedarlarının sahip olduğu iştiraklerden oluşan ekonomik bütünlüğün Tera Grubu bünyesine devri konusunda temel ticari ve finansal şartlarda uzlaştı.
Bundan sonra, SPK, BDDK ve Rekabet Kurumu gibi gerekli izin ve onay süreçleri başlayacak. Yani anlaşma büyük ölçüde tamamlandı sayılır.
9 Eylül'deki ilk açıklamada, Tera'nın Pusula Finans Holding ile birlikte Pusula Portföy, Pusula Yatırım ve Katılım Evim'i içeren ekonomik yapıyı devralmak üzere masaya oturduğu bilgisi verilmişti.
O zamanlar sürecin sonucu belirsizken, tarafların ortak şartlarda anlaşma sağlaması, Cuma gecesinden itibaren Pusula hikâyesinde yenilikçi ve somut bir sayfanın açıldığını gösteriyor.
Hikâyenin merkezinde yer alan isimlerden biri olan Muhammed Yarız, hafta sonu Marmaris'ten Yunanistan'a kaçtığı iddiaları ile gündeme gelirken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında yakalama kararı alındığı ve mal varlığına tedbir konulduğu öne sürüldü.
Tera, Yarız ile ilgili haberlerin duyulmasının ardından, Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Pusula Finans Holding ve bağlı şirketlerin devralınmasına ilişkin sürecin devam ettiğini vurguladı ve daha önce yaptıkları finansal ve stratejik değerlendirmelerinde bir değişiklik olmadığını belirtti. Bu gelişmelerin, süreçte herhangi bir aksaklığa neden olmayacağının altını çizmiş oldu.
Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız, aynı gün akşam saatlerinde konuyla ilgili bir açıklama yaptı. Yarız, yazılı açıklamasında şehir dışında bulunduğunu, programını değiştirerek Pazar sabahı İstanbul’a döneceğini aktardı.
Yarız, “Tamamlanan işlem sonrasında mevcut yapıdaki yöneticilik görevim sona ermiştir” ifadelerini kullanarak, yoğun ve stresli bir dönemin ardından dinlenmek için şehir dışında bulunduğunu belirtti.
Pusula Finans Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı olarak Yarız, şirketin büyüme aşamalarında birçok noktada karşımıza çıkıyor.
Diğer yandan, Pusula Holding ve Katılımevim'in Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan’a da yurt dışına çıkış yasağı getirildiği öğrenildi.
Turhan’ın Pusula’daki yönetim pozisyonu, grubun sermaye piyasalarındaki yapısını değerlendirirken göz önünde bulundurulması gereken bir unsur olarak öne çıkıyor.
Pusula’nın son yıllardaki büyümesine bakıldığında, bunun yalnızca birkaç şirketin birleşiminden ibaret olmadığı açık. Katılımevim’in yüzde 79,85’inin Pusula Finans Holding’e 752 milyon TL bedelle devredilmesi, bu büyümenin önemli adımlarından biriydi.
Ardından 2026’nın ilk aylarında, ALB Yatırım’ın yüzde 100’ü 19 milyon dolar karşılığında satın alındı ve şirketin ismi Pusula Yatırım olarak değiştirildi.
Mart ayında ise Katılımevim’in İktisat Katılım'daki hisselerinin tamamının Pusula Finans Holding’e devredilmesi kararlaştırıldı. Bu değerlemenin 12,42 milyar TL olduğu belirtildi.
Pusula, bir yandan portföy yönetimi sektöründe büyürken, diğer yandan tasarruf finansmanı, aracılık ve bankacılık alanındaki yapılanmasını genişletmeye devam ediyordu.
Pusula’nın ilgi çekici halka açık şirket örneklerinden biri, Gündoğdu Gıda oldu.
Pusula Finans Holding’in şirkette doğrudan yüzde 11,54 payı bulunuyor ve Pusula Portföy tarafından yönetilen Denge Katılım Serbest Fon’un yüzde 18,61, Üçüncü Hisse Senedi Serbest Fon’un yüzde 11,09 payı mevcut. Muhammed Yarız’ın doğrudan payı ise yüzde 15,82 seviyesinde.
Lakin Gündoğdu Gıda’daki esas değişim, şirketin faaliyet alanında yaşandı. Şirket, Şubat 2026’da gıda üretimini durdurdu ve Manisa'daki tesislerini satma kararı aldı.
Daha sonra, Nisan ayında şirkete ait ismin Pusula Yatırımlar Holding olarak değiştirilmesi, kayıtlı sermaye tavanının 150 milyon TL’den 3,75 milyar TL’ye çıkarılması ve özel tahsisli sermaye artışlarının planlanması da gündeme geldi.
Çalışan sayısının 25 kişiye kadar düşmesiyle birlikte, şirket çok farklı bir noktaya evrildi. Şirketin adıyla sermaye artırımıyla ilgili henüz kesin bir durum yok.
Burada dikkat çeken nokta, gıda üretiminden çıkan şirketin hemen ardından sermayesinin artırılması ve yeni bir holding yapısına dönüşmesi planlanıyor. Gündoğdu Gıda'nın işlevinin de değişeceği net bir şekilde görülüyor.
Çünkü halka açık bir şirketi sıfırdan kurmak ve halka arz etmek uzun ve zahmetli bir süreç. Gündoğdu Gıda, zaten halka açık bir şekilde borsada işlem gören bir yapıdaydı. Pusula açısından bu durum, mevcut bir halka açık şirketin yapısından yararlanarak yeni bir holding oluşturulması anlamına geliyor.
Bu nedenle, Gündoğdu Gıda'daki gelişimleri sadece bir gıda şirketinin faaliyetlerini durdurması olarak değerlendirmek yetersiz kalır.
Faaliyetlerin sona ermesi, çalışan sayısının azalması ve hemen ardından unvan ile sermaye yapısının yeni bir holding modeline göre değiştirilmesi, Pusula'nın halka açık şirket yapısının nasıl şekillendiğini açıkça ortaya koyuyor.
Pusula'nın büyümesinin en önemli unsurlarından biri de portföy yönetim şirketiydi. Pusula Portföy, bir dönem yaklaşık 750 milyar TL’ye yaklaşan büyüklüğüyle Türkiye’nin en büyük portföy yönetim şirketlerinden biri haline geldi. Ancak bu ölçekte bir büyüme yeni riskleri de beraberinde getiriyordu.
Büyük fonların belirli hisselerde yoğunlaşması ve yatırımcıların aniden fondan çıkma isteği, portföy yönetimi açısından ciddi likidite ve yoğunlaşma problemlerine yol açabiliyor.
Şubat 2026 itibarıyla, Pusula Portföy’ün yönettiği fonların Katılımevim'deki toplam payı yüzde 33,01 seviyesine ulaştı. Birden fazla Pusula fonunun şirketin yüzde 5’inden fazlasına sahip olması, Pusula’nın fon yönetimindeki büyüklüğünün grup içindeki ilişkilerle ne denli iç içe geçtiğini gözler önüne seriyordu.
Sonrasında, SPK’nın 28 Ağustos'ta yaptığı yeni düzenleme gündeme geldi. Yatırım fonlarında, özellikle serbest fonların tek bir hissede yoğunlaşmasına ilişkin kurallar değiştirildi.
Aynı portföy yönetim şirketi tarafından yönetilen fonların toplam pozisyonları, hesaplamalarda da dahil edildi. TEFAS’a açık fonlarda ise bazı hesaplamalar şirketin toplam sermayesinden ziyade halka açık pay miktarı üzerinden yapılmaya başladı.
Bu düzenlemenin Pusula için bazı etkileri oldu, ancak zamanı doğru değerlendirmek önemli. Pusula Portföy'deki yatırımcı çıkışlarının tamamını 28 Ağustos’taki düzenlemeye bağlamak yanıltıcı olabilir. Pusula’nın kendi verilerine göre yeniden yapılandırma süreci daha öncesinde başlamıştı.
Bu süreçte yaklaşık 90 milyar TL'lik yatırımcı çıkışı yaşandığı bildirildi. Büyük bir portföy yönetim şirketinde bu ölçekte bir çıkışı yönetmek kolay değil. Özellikle bazı hisselerde yoğunlaşmış pozisyonların bulunması durumunda, fon yöneticisinin likidite sağlaması ve portföyü yeniden yapılandırması gerekebilir.
Tam bu esnada Katılımevim tarafında önemli gelişmeler meydana geldi. 30 Ağustos’ta Pusula Finans Holding, Katılımevim hisselerinde 10 milyar TL’ye kadar ilave alım yapabileceğini açıkladı. 1-3 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilen alımlarla, Pusula Finans Holding’in Katılımevim’deki doğrudan payı yüzde 29,50’ye yükseldi.
Bu işlemleri tek başına değerlendirmek yerine zamanlamasıyla birlikte okuyabilmek önem taşıyor. Bir yanda Pusula Portföy'de yeniden yapılanma ve yatırımcı çıkışları, diğer yanda SPK’nın yeni fon düzenlemesi, hemen ardından da Pusula Finans Holding’in Katılımevim'deki doğrudan payını artırması ve birkaç gün sonra Tera ile görüşmelerin başlaması söz konusu.
Bu süreçte piyasa kulislerinde sıklıkla tartışılan konulardan biri de iki düzenleyici kamu kurumu ile bir kamu bankasının sürece nasıl dahil olacağıydı.
Pusula'nın büyüyen finansal yapısı, fon tarafındaki hareketlilik ve tasarruf finansmanı şirketinin de grup içinde yer alması nedeniyle BDDK ve TMSF’nin olası rolü, kısa bir süre piyasalarda tartışıldı.
Aynı dönemde Ziraat Bankası’nın bu sürece dahil olabileceği yönünde görüşler ortaya atıldı.
Ancak 9 Eylül’de Tera’dan gelen açıklama, tüm bu tartışmalara yeni bir boyut kattı. Tera Yatırım, Pusula Finans Holding ve ilişkili şirketleriyle müzakerelerin başladığını duyurdu.
Bir gün sonra ise daha somut bir gelişme yaşandı ve iki tarafın temel ticari ve finansal şartlarda anlaşmaya vardığı duyuruldu.
Bu anlaşmanın zamanlaması dikkat çekici ve birçok soru işaretini beraberinde getiriyor. Çünkü Pusula’nın büyüme hikâyesine baktığımızda, son dönemde hızlı bir biçimde büyüyen finansal yapının yine aynı hızla yeniden yapılandırılmaya başladığı göze çarpıyor.
Dev bir fon büyüklüğü, yüksek yoğunlaşma, yatırımcı çıkışları, grup içindeki ortaklıkların yeniden şekillendirilmesi ve şimdi de bir holding düzeyinde devir süreci yaşanıyor.
Sayılar ve zamanlamalar bir arada değerlendirildiğinde ise bunun sadece “stratejik bir satış” olduğunu söylemek pek olası değil. Pusula açısından bu durum, yalnızca bir “stratejik tercih” değil, aynı zamanda şartların zorladığı bir çıkış unsuru olarak değerlendirilebilir.
Başka bir deyişle, burada mecburiyet tasvirini göz ardı etmek mümkün değildir.
Elbette resmi belgelerde “mecburi satış” gibi bir ifade yer almayacak.
Ancak finans piyasalarında hamleler, sözleşme dilinden daha çok rakamlar ve zamanlamalarla anlatılmaktadır.
Tera’nın bu yapıyı almak istemesinin arkasında “düştüğünde yardım etmek” değil; önceden var olan bir finansal ekosisteme erişim sağlamak olduğu açık. Bu durum, elbette ticari bir hesap gerektiriyor. Portföy yönetimi, aracılık hizmetleri, tasarruf finansmanı, fon yönetimi ve diğer finansal şirketler, aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alıyor.
Tera’nın kendi finansal yapısıyla Pusula’nın mevcut yapısını nasıl bir araya getireceği, ilerleyen dönemde önemli bir konu başlığı olacak.
Tera Portföy ile Pusula Portföy’ün nasıl bir yapılandırmaya gideceği, Tera Yatırım ile Pusula Yatırım’ın nasıl konumlanacağı ve Katılımevim’in bu süreçteki rolü önemli.
Bunların hemen birleşeceğini iddia etmek için henüz çok erken. Ancak satın alma işlemi tamamlandığında, Tera’nın elinde Türkiye finans piyasasında önemli bir büyüklüğe ulaşabilecek bir yapı inşa edilmiş olacak.
Ek olarak, üzerinde durulması gereken bir diğer nokta, Pusula Portföy tarafından yönetilen fonların sahip olduğu hisselerin, ne Pusula’nın ne de Tera’nın malı olmadığıdır. Bunlar, fon yatırımcılarına aittir.
Bu nedenle, Pusula Portföy’ün kontrolünün değişmesi, fon içerisinde yer alan hisselerin otomatik olarak Tera’ya geçeceği anlamına gelmez. Fonlar, kendi düzenlemeleri ve yatırımcı hakları çerçevesinde yönetilmeye devam edecektir.
Asıl değişen, bu fonları yöneten şirketin kontrolü ve çevresindeki finansal yapı olacaktır.
Bu sebeple, Pusula hikâyesini yalnızca bir "şirketin satılması" olarak anlamak eksik olur. Ortada, birkaç yıl içinde portföy yönetiminden tasarruf finansmanına, aracılık hizmetlerinden halka açık şirket ortaklıklarına kadar genişleyen bir yapı mevcut. Şimdi, bu yapının Tera Grubu altında nasıl yeniden şekilleneceğini takip edeceğiz.
Şimdi geriye iki önemli soru kaldı: Bu yapının tamamı kaç paraya devredilecek ve Tera’nın eline tam olarak ne geçecek?
Bu iki sorunun yanıtını öğrendiğimizde, Pusula’nın hangi noktaya geldiği kadar Tera’nın bu yapıyı neden almak istediği de daha net bir şekilde aydınlanacak.