Elazığ Haber Ajansı

MÜSİAD ve TÜGİAD'dan OVP Açıklaması! Türkiye'de Fırsatlar Sizi Bekliyor

İş dünyası temsilcileri, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program (OVP) hakkındaki görüşlerini paylaştı.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde 2027-2029 dönemini içeren "Orta Vadeli Program"ı duyurdu.

Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Burhan Özdemir, Türkiye ekonomisinin 2027-2029 süreçine dair Orta Vadeli Program'ın açıklanmasıyla önümüzdeki üç yıla ait stratejinin netleştiğini vurguladı.

Özdemir, "İş dünyası olarak bu dönemi, makroekonomik dengenin güçlendirilmesiyle birlikte Türkiye’nin üretkenlik kapasitesini, yatırım olanaklarını, verimliliğini ve uluslararası rekabet gücünü artırabileceğimiz kayda değer bir fırsat penceresi olarak görüyoruz. OVP’de 2026 yılı için yüzde 3,3, 2027’de yüzde 4,2, 2028’de yüzde 4,6 ve 2029 yılı için yüzde 5 büyüme öngörülmesi, ekonomimizin daha dengeli ve yüksek büyüme yoluna geçmesi açısından önemlidir.” şeklinde konuştu.

Özdemir, OVP’ye ilişkin şunları belirtti:

“2029 yılında milli gelirin 2,2 trilyon dolara ve kişi başına milli gelirin 25 bin dolara ulaşılması hedefi, Türkiye'nin ekonomik kapasitesini ve yaşam standartlarını artırma açısından etkili bir vizyon olarak değerlendiriyoruz. Ancak bu hedeflerin sürdürülebilir hale gelmesi, gerçek üretim kapasitemizi, verimliliğimizi ve her bir çalışanın sağladığı katma değerin artmasıyla mümkün olacaktır. Ayrıca, ihracatta 2029 yılı için belirlenen 450 milyar dolarlık hedef, Türkiye'nin küresel ekonomideki yerinin güçlendirilmesi açısından kritik bir temel oluşturmaktadır.

Güçlü sanayi altyapımızı, daha yeni teknolojiler, yüksek ihracat birim fiyatları ve daha fazla yerli katma değerle bir araya getirerek küresel değer zincirlerinde daha üst sevilere ulaşabileceğimize inanıyoruz. 2027’de küresel ticaret hacminin yüzde 4,3 büyümesinin beklendiği bir ortamda, Türkiye için birçok fırsat mevcut. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi, yeşil ve dijital dönüşüm sürecinin hız kazandığı bu dönemde, üretim yeteneklerimiz, stratejik coğrafi konumumuz, girişim ruhumuz ve güçlü sanayi tecrübemiz büyük avantajlar sunuyor.”

Özdemir, mühendislik, yazılım, veri bilimleri, otomasyon ve ileri üretim teknolojileri gibi alanlarda nitelikli insan kaynağını güçlendirmenin Türkiye'nin verimlilik ve rekabetçilik hedefleri açısından stratejik olduğunu vurgulayarak, üniversiteler, mesleki eğitim kurumları ve özel sektör arasında işbirliğinin geliştirilmesiyle gençlerin geleceğin üretim yapısına hazırlanabileceklerini belirtti.

Özdemir, iş dünyası olarak Orta Vadeli Program'ın başarısını sadece büyüme, enflasyon, bütçe ve cari denge gibi makro ekonomik göstergelerle değerlendirmediklerini ifade etti. “Bizim için gerçek başarı, özel sektör yatırımlarının artması, toplam faktör verimliliğinin yükselmesi, çalışan başına katma değerin artması, ihracatın teknoloji seviyesi ve birim fiyatının güçlenmesi, enerji yoğunluğunun azalması ve nitelikli istihdamın genişlemesidir. Türkiye’nin bu hedeflere ulaşacak sağlam bir üretim altyapısı, girişim potansiyeli ve insan kaynağı mevcuttur.” değerlendirmesinde bulundu.

“Sanayimizin rekabet gücünü artırmak son derece önemlidir”

Türkiye Genç İş İnsanları Derneği (TÜGİAD) Başkanı Gürkan Yıldırım ise OVP'yi Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yılına dair kritik bir yol haritası olarak değerlendirirken, 2026 yılı enflasyon beklentisinin yüzde 28,4'e, büyüme tahmininin ise yüzde 3,3'e revize edilmesinin, dezenflasyon sürecinin beklenenden daha karmaşık ve uzun olacağının bir işareti olduğunu kaydetti.

Yıldırım, "Buna rağmen, program sürecinin sonunda enflasyonun tek haneli rakamlara çekilmesi ve büyümenin yüzde 5 seviyesine ulaşması hedefini, ekonomimizin yeniden daha güçlü ve sürdürülebilir bir büyüme patikasına yönelmesi açısından kıymetli buluyoruz. İş dünyası açısından önemli olan, belirlenen hedeflerin açıklanmasından ziyade, bu hedeflere ulaşacak politikaların kararlılıkla ve uyum içinde hayata geçirilmesidir. Özellikle üretimi, yatırımı, ihracatı ve istihdamı destekleyici politikaların güçlendirilmesi, finansmana erişimin kolaylaşması ve sanayimizin rekabet gücünün artırılması hayati bir önem taşımaktadır.” dedi.

İmalat sanayisine yönelik ilave kredi desteğini bu açıdan olumlu bir gelişme olarak gördüğünü vurgulayan Yıldırım, ancak kalıcı refah artışı için finansmanın yanı sıra verimlilik, yüksek katma değerli üretim, teknoloji ile dijital ve yeşil dönüşüme yönelik yapısal reformların hızlandırılması gerektiğini belirtti.

Yıldırım, konuya ilişkin şunları söyledi:

“Türkiye'nin önünde büyük fırsatlar bulunuyor. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden yapılandığı, teknolojik dönüşümün hız kazandığı ve yeni ekonomik dengelerin kurulduğu bir dönemde, Türkiye’nin üretim ve girişimcilik yeteneklerini daha yüksek katma değer üreten bir yapıya dönüştürmesi gerekiyor. Biz iş dünyası olarak OVP'nin hedeflerine ulaşılması için kamu, özel sektör, finans dünyası ve sivil toplumun aynı amaçla, eşgüdüm içinde çalışmasını önemsiyoruz.

Öngörülebilirliğin ve ekonomik güvenin artmasıyla birlikte, yatırım iştahının da yükseleceğine inanıyoruz. Türkiye'nin sürdürülebilir bir büyüme, fiyat istikrarı ve güçlü üretim hedeflerine aynı anda ulaşması mümkün. Bunun için önümüzdeki dönemin yalnızca hedeflerin değil, aynı zamanda reformların ve uygulamaların da dönemi olması gerektiğini düşünüyoruz.”