Karadeniz'de Tehlike Çanları! Türk Gemileri Faaliyetleri Durdurabilir mi?
Şubat 2022'de Rusya'nın Ukrayna'ya karşı başlattığı saldırılarla başlayan Rusya-Ukrayna çatışması, 4,5 yıl geçmesine rağmen hala bir ateşkes veya barış umudundan oldukça uzak bir şekilde sürmeye devam ediyor.
Son zamanlarda, savaşan tarafların lojistik sistemlere, limanlara ve Karadeniz’de seyir halindeki ticari gemilere yönelik saldırılarını artırması, Türkiye’yi olumsuz yönde etkiliyor.
Türkiye, başta Rusya olmak üzere çevresindeki ülkelerle gerçekleştirdiği ticaretin neredeyse %80’ini Türk bayraklı gemiler aracılığıyla yaparken, bu gemilere yönelik saldırılar sonucunda son dört yıl içinde yaklaşık 50 koster ve geminin hedef alındığı ifade ediliyor.
DW Türkçe'de Aram Ekin Duran'a açıklamalarda bulunan uzmanlar, Türkiye bandıralı ticaret gemilerinin Karadeniz'deki faaliyetlerinin durma aşamasına geldiğini belirtirken, gemi sahipleri ise AK Parti hükümetinin Rusya ve Ukrayna ile görüşerek saldırıların sona ermesini talep ediyor.
Türk gemilerine yönelik saldırılar artış gösteriyor
Rusya-Ukrayna savaşının giderek daha geniş bir alana yayılması, bu bölgedeki limanların yanı sıra seyir halindeki ticaret gemilerine de büyük zararlar vermekte.
Rusya Savunma Bakanlığı, 21 Ağustos'ta Ukrayna'nın Reni Limanı'ndaki silah ve askeri teçhizat depolarını hedef aldıklarını açıklamış, o gün Ukrayna'nın da "Necibe" adlı Türk kargo gemisi üzerinde saldırı gerçekleştirdiği bildirilmiştir.
Saldırıya uğrayan gemiye yaklaşarak 18 denizciyi kurtaran Türk bayraklı Kalyoncu Denizcilik'e ait "Ural" adlı geminin de gece saatlerinde saldırıya uğradığı haberi medyaya yansımıştır.
Rusya'nın liman kenti Novorossiysk açıklarında gerçekleştirilen bu saldırıda 1 denizcinin hayatını kaybettiği, 8 kişinin de yaralandığı kaydedilmiştir.
Türkiye Dışişleri Bakanlığı, daha önce "Yaşar" ve "Nadezhda" isimli Türk sahipli iki sivil geminin 3 Ağustos akşamı Novorossiysk Limanı'ndan ayrıldıktan sonra insansız hava araçlarıyla saldırıya uğradığını ve 11 personelin yaralandığını duyurdu.
Bakanlık, "Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın, tüm uyarılarımıza rağmen sivil gemilere de yönelik etkileriyle Karadeniz'de yayılmasından endişe duyulmaktadır" ifadelerine yer vermiştir.
Peki, ticari gemilere yönelik bu saldırıların anlamı ne?
"Fırtına öncesi bir sessizlik yaşıyoruz"
İstanbul Denizcilik Stratejileri ve Araştırma Enstitüsü Başkanı Salih Zeki Çakır, "Saldırılar gün geçtikçe artmakta. Önümüzdeki zorlu süreçlere yönelik, bir denizcilik terimiyle ifade etmek gerekirse, fırtına öncesi bir sessizlik içindeyiz" diyor.
Ayrıca, Karadeniz'deki gemi ticaretinde önemli bir oyuncu olan Trabzon Tersanesi'nin yönetim kurulu başkanlığını da yürüten Salih Zeki Çakır, Karadeniz'de faaliyet gösteren Türk bayraklı büyük kargo gemileriyle kıyı limanları arasında yük taşıyan küçük boyutlu ticaret gemileri olan "koster"lerin sayısının 700'ü aştığını aktarıyor.
Karadeniz'de faaliyette bulunan toplam gemi sayısının 2 bini geçtiğini ve bu gemilerin büyük çoğunluğunun kosterlerden oluştuğunu belirten Çakır, "Bu nedenle saldırılardan en fazla etkilenen Türk gemileri koster sınıfında. Şu anda gemilerimiz mal ve can güvenliği nedeniyle faaliyetlerini neredeyse tamamen durdurmuş durumda" açıklamasında bulunuyor.
"Karadeniz'i bir silah olarak kullanıyorlar"
Alınan saldırılar sebebiyle Türkiye'nin ithalatında büyük yere sahip petrol, doğal gaz, buğday, mısır, ayçiçeği gibi tahıl ürünleri, demir-çelik ve kömür ticaretinde önemli sıkıntılar yaşanmaya başlandığını ifade eden Salih Zeki Çakır, "Eğer bu saldırılar devam ederse, kış aylarının yaklaşmasıyla birlikte hem Türkiye hem de bölge ekonomileri ciddi şekilde olumsuz bir etki altında kalabilir. Belki ticaret alternatif yollarla devam eder ancak maliyetlerin artmasıyla birlikte ekmekten motorine her şeyin fiyatı yükselecek" sözlerini kullanıyor.
Rusya-Ukrayna savaşı süresince gerçekleşen saldırılarda yaklaşık 50 Türk bayraklı gemi ve kosterin zarar gördüğünü belirten Çakır, her iki tarafın da savaşta üstünlük sağlamak için lojistik hatları hedef almaya devam edeceğini düşünüyor.
"Açıklarda hasarlı kalan gemiler mevcut"
"Gemilere yönelik saldırıyı ilk olarak Ukrayna başlattı, ardından Rusya'nın misillemeleri geldi. Karadeniz'in güvenliğini bir silah gibi kullanıyorlar" diyen Çakır, şunları belirtiyor:
"Saldırıya uğrayan gemilerdeki can ve mal kaybının yanı sıra, vurulan gemileri güvenli bir noktaya çekmek için gereken römorkör hizmetleri de oldukça kısıtlı. Şu anda Karadeniz açıklarında hasar görmüş şekilde bekleyen başıboş gemiler bulunmakta. Bu gemilerin hepsinde yakıt mevcut. Bir süre sonra bu yakıt su yüzeyine çıkacak ve bu, ciddi bir çevre felaketiyle sonuçlanabilir. Bu saldırıların bir an önce sona ermesi için hükümetimizin Rusya ve Ukrayna ile görüşmeler yaparak bir çözüme ulaşmasını istiyoruz. Aksi takdirde her şey daha kötü bir duruma girecek."
Türkiye doğal gaz üretiminde artış yapmayı planlıyor
Bir taraftan Karadeniz’deki Türk ticaret gemileri savaştan bu yana en yoğun saldırılara maruz kalırken, diğer taraftan Türkiye, Karadeniz'deki doğal gaz yatırımlarını artırma niyetini açıkladı.
Geçtiğimiz hafta, 2026'nın ilk yarısına dair petrol ve doğal gaz üretim projeksiyonlarına ilişkin bilgi veren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Karadeniz'de doğal gaz üretimimizi iki katına çıkaracağız" şeklinde konuştu.
Bakanlık verilerine göre, Türkiye'nin 2025 yılı sonu itibarıyla yıllık doğal gaz tüketimi 60 milyar metreküp civarında olurken, Karadeniz'deki Sakarya Gaz Sahası'ndan elde edilen gaz ise Türkiye'nin ihtiyacının %4,7'sini karşılıyor.
Peki, Karadeniz'deki saldırılar Türkiye'nin enerji politikalarını etkiler mi?
"Enerji ithalatında ciddi sonuçlar doğurabilir"
Enerji Politikaları Uzmanı Necdet Pamir, Karadeniz’in Türkiye için özellikle enerji ihtiyacını karşılamada stratejik bir önem taşıdığını belirtiyor.
Türkiye'nin, bir NATO üyesi olarak aynı zamanda enerji ihtiyacının büyük bir kısmını Rusya'ya bağımlı bir şekilde karşıladığını vurgulayan Pamir, "Türkiye ihtiyacı olan doğal gazın %95’ini ithal etmekte. Bunun %36,3’ü Rusya'dan sağlanmaktadır. Ayrıca, toplam ham petrol ve petrol ürünleri ithalatının %60'ı Rusya'dan gerçekleştirilmektedir. Kömür ithalatının %12,5'ini de Rusya'dan yapıyoruz. Bu nedenle Karadeniz'deki güvenliğin ortadan kalkması Türkiye için ciddi sorunlara yol açacaktır" diye ekliyor.
Akkuyu'ya zenginleştirilmiş uranyumun ulaşımı nasıl sağlanacak?
Karadeniz’deki gemilerin saldırı altında olması, 2026 sonunda faaliyete geçmesi planlanan Akkuyu Nükleer Santrali açısından da kaygılara yol açmaktadır.
Santralde elektrik üretimi için gerekli olan zenginleştirilmiş uranyum, Rusya devletine ait nükleer enerji şirketi Rosatom’un yakıt şirketi olan TVEL tarafından Batı Sibirya ve Novosibirsk bölgelerindeki tesislerden deniz yoluyla Türkiye'ye getirilmenin planlandığı ifade ediliyor.
Bu kadar önemli bir sevkiyatın mevcut çatışma koşullarında nasıl gerçekleştirileceği belirsizliğini koruyor. Necdet Pamir, "Rusya'dan gelecek zenginleştirilmiş uranyumun Türk boğazlarından geçerek Akkuyu'ya ulaşması gerekiyor. Karadeniz'deki gemiler saldırı altındayken bu nasıl olacak?" diye soruyor.
"Türkiye'nin eli zayıflıyor"
Tüm bu belirsizlikler nedeniyle, Rusya'ya enerji alanında bu kadar bağımlı olan Türkiye'nin, Rusya-Ukrayna savaşı dolaylı ve doğrudan etkilerini daha derin bir şekilde yaşadığı görüşü ortaya konuyor. Necdet Pamir, bu durumu şu şekilde değerlendiriyor:
"Bu süreçte Türkiye’nin, savaşan taraflarla olan ilişkilerinde eli zayıflamış durumda. Diğer taraftan, NATO’da daha fazla güç kazanmak için Ukrayna’ya silah göndermeyi planlıyor fakat kendi ticaret gemilerini saldırılardan koruyamıyor. Ayrıca, ithalat konusunda mecbur olduğu Rusya'dan yardım ettiği için sürekli uyarı almakta ve bu da ilişkileri geriliyor. Enerji anlaşmalarının uzatılmama riski gündeme gelebilir. Bu gerçekleşirse, Türkiye enerji güvenliği açısından büyük sorunlarla karşılaşabilir."