İstanbul'da Eşsiz Matcha Çayı Deneyimi: Japonya-Büyükada Hattı Şimdi Burada!
ADEM ADIGÜZEL / KOCAELİ
Matcha çayı, Japonya'nın değerli kültürel miraslarından biri olarak kabul ediliyor. Gölgedeki yapraklarının kurutularak çaya dönüştürüldüğü Matcha bitkisi, tarih öncesi dönemlerde Çin'de geniş bir kullanım alanı bulmuştu.
İki ülke arasındaki kültürel etkileşimler sırasında Japonya'ya getirilen Matcha, günümüzde ülkenin mutfağının önemli içeceklerinden biri haline gelirken, Japon halkının geleneksel çay törenlerinde ve dini ritüellerinde de sıklıkla yer almaktadır.
Matcha çayının özgün yapısının dünya genelinde hızlı bir yayılma göstermesi, dondurma ve kahve zincirlerinde kullanılmasının da etkisi büyük oldu. Küresel markaların ve yiyecek zincirlerinin bu ürünü tercih etmesi, Japon çayına olan talebi önemli ölçüde artırdı.
Türkiye'de Matcha çayına olan ilgi de hızla artmakta. Evlerde tüketilmeye başlanan Matcha çayının popülaritesinin artmasında çay kafelerinin açılması önemli bir rol oynuyor. İlk şubesini İstanbul Büyükada’da açan Matchada, Japon çay kültürünün çeşitli ürünleri ile hizmet veren mekanlar arasında kendine yer buluyor.
Büyükada'da smoothie ve açai gibi ürünler sunan Matchada, adada edindiği tecrübeyi şehir merkezlerine taşımayı hedefliyor. Kullanılan Matcha çayını doğrudan Japonya'dan temin eden bu marka, İstanbul'da açılması planlanan yeni şubesiyle büyüme yolculuğuna devam ediyor.
Matchada, inşaat mühendisi Dilruba Polat ve bilgisayar mühendisi olan arkadaşı tarafından kuruldu.
Matchada’nın kuruluş serüveninin tamamen tesadüfen geliştiğini ifade eden Dilruba Polat, “Yurt dışında matcha içmek ve farklı şehirlerde yeni lezzetler denemek bizim için çok keyifliydi. Bir gün Büyükada’da, daha önce hiç keşfetmediğimiz bir sokakta 'kiralık' tabelası olan küçük bir dükkân gördük. Burada matcha, sağlıklı smoothie ve açai gibi ürünlerin sunulacağı bir mekan açma fikrinde hemfikir olduk” diye belirtti.
“Matcha, insanların günlük yaşamının vazgeçilmezi oldu”
Polat, Matcha merkezli bir konsept oluşturma fikrinin yurt dışında edindiği deneyimlerden doğduğunu aktararak, “Yurt dışındayken matchanın sadece bir içecek değil, insanların günlük hayatlarının ayrılmaz bir parçası haline geldiğini gözlemledik. Antioksidan içeriği, enerji vermesi ve gün içinde daha dinç hissettirmesi, bu ürünün bizim için cazibesini artırıyordu. Türkiye’de o dönemde bu tür bir konseptte ciddi bir boşluk olduğunu düşünüyorduk. Biz de sevdiğimiz bir ürünü, insanların keyif alabileceği bir atmosferle bir araya getirmek istedik. Bugün geldiğimiz noktada matchanın Türkiye'de çok daha fazla tanındığını ve birçok insanın düzenli olarak tüketerek günlük rutinine dahil ettiğini gözlemliyoruz” şeklinde konuştu.
Büyükada'nın kendine has yapısının girişimcilik açısından farklı bir deneyim sunduğunu dile getiren Polat, “Adada iş kurduğunda müşterilerle kurulan ilişki de oldukça farklılaşıyor. İnsanlar bir süre sonra sizi tanıyor, ürünlerinizi biliyor ve sipariş vermeden önce ne içeceklerini düşünüyorlar. Bu, markanın büyümesinin ötesinde daha derin bir bağ oluşturuyor. Matchada'nın hikâyesini de aslında bu ilişkiler şekillendirdi” sözlerini ekledi.
“Matchada, ada yaşamıyla bütünleşti”
Matchada'nın konsepti ile Büyükada'nın atmosferinin çok örtüştüğünü söyleyen Polat, “Adaya geldiğinizde yavaşlamak, nefes almak ve keyifli zaman geçirmek istersiniz. Biz de bu ruhu dükkânımızın atmosferine yansıtmaya çalıştık. Zamanla ada yaşamıyla bütünleşen Matchada, Büyükada'da bir yaşam deneyiminin parçası haline geldi; insanların uğrayıp dinlenebildiği ve bir araya gelebildiği bir buluşma noktası oldu” ifadelerini kullandı.
Matchada'nın adalılar tarafından hızla benimsenmesi, Polat için büyük bir memnuniyet kaynağı. Polat, “En güzel yanı, yalnızca adaya gelen turistlerin değil, adada yaşayan yerlilerin de Matchada’yı sahiplenmesi oldu. Çocuklardan gençlere, yetişkinlerden yaşlılara kadar pek çok farklı yaş grubundaki insanların matchayı severek tükettiğini gözlemledik. Zamanla Matchada, adalıların günlük yaşamlarının ayrılmaz bir parçası haline geldi. İnsanların sık sık geri gelmesi, ürünlerimizi çevrelerine önerip markayı sahiplenmeleri bizim için son derece kıymetli” dedi.
“Matchayı Japonya'dan tedarik ediyoruz”
Ürün kalitesinin markanın temel öncelikleri arasında yer aldığını vurgulayan Polat, “Matchayı doğrudan Japonya'dan tedarik ediyoruz. Tedarik sürecinde ürünün menşeine, üretim yöntemine, rengine, aromasına ve tat profiline özel bir dikkat gösteriyoruz. Bizim için matchanın eksiksiz ve doğru özelliklere sahip olması son derece önemli. Ürün bize ulaştıktan sonra saklama ve hazırlama koşullarını standartlaştırıyoruz. Hedefimiz, müşterimiz nerede olursa olsun Matchada’dan bir matcha içtiğinde aynı kalite ve lezzet deneyimini yaşamalarını garanti etmek” dedi.
Matchada İstanbul’a doğru yola çıkıyor
Markanın genişleme planları hakkında bilgi veren Polat, yakında İstanbul’da yeni bir Matchada açmayı hedeflediklerini duyurdu. Bu yılın kendileri için büyüme açısından önemli olduğunu belirten Polat, farklı şehirlerde de markalarını daha fazla insanla buluşturmayı planladıklarını ifade etti. İki girişimcinin aynı zamanda mühendislik kariyerlerine de devam ettiğini belirten Polat, “Bizi en çok zorlayan şey, birçok işi aynı anda yürütmek oldu. Bir yandan mühendislik yaparken bir yandan Matchada'nın tüm süreçleriyle ilgilenmek ve aynı zamanda ada hayatına uyum sağlamaya çalışmak oldukça yoğun bir dönemdi” yorumunu yaptı.
Yoğun çalışma temposuna rağmen markanın büyümesinden duyduğu memnuniyeti ifade eden Polat, “Matchada’nın büyüdüğünü görmek, insanların markamıza ve ürünlerimize olan ilgisi, tüm bu yoğunluğu keyifli hale getiriyor. Başlangıçta aniden aldığımız bir kararla başlayan bu hikâyenin geldiği nokta gerçekten de çok güzel” şeklinde sözlerini tamamladı.