19 Eylül 2026 Cumartesi

Fon Krizi Türkiye'yi Sarsıyor! ABD'nin Takip Etmesi Gereken Gelişmeler

Financial Times tarafından yayınlanan bilgilere göre; Türkiye’de BIST 100 endeksi bu hafta yüzde 8’in üzerinde bir düşüş yaşadı. Bu satış dalgası, yerel bir portföy yönetim firmasının bazı fonlarının yatırımcılardan gelen geri ödeme taleplerini karşılayamayacaklarını söylemesiyle tetiklendi.

Yaşanan olay, yalnızca Türkiye'deki fon sektörünün işleyişine dair soru işaretlerini değil, aynı zamanda kaldıraçlı ve yoğunlaşmış yatırımların piyasalarda yaratabileceği olası riskleri de yeniden gündeme getirdi.

Fonlar yükselen piyasalardan faydalandı

Bazı büyük portföy yönetim şirketlerinin, bağlı şirketlerdeki likit olmayan hisseleri satın alarak bu hisselerin değerini artırdığı ve dolayısıyla fonlarının net varlık değerlerini yükselttiği yönünde iddialar bulunuyor.

Olağanüstü getirilerin bireysel yatırımcılar için cazip hale gelmesi, fonlara yeni yatırımların akışını hızlandırdı. Artan yatırım girişi, fonların büyüklüğünü daha da artırdı.

Türkiye’deki mevcut kriz, gevşek denetimler ve yetkililerin “Ponzi benzeri uygulamalar” olarak tanımladığı süreçlerle ilişkili görülüyor. Ancak, ortaya çıkan durum, bu tür risklerin sadece gelişmekte olan piyasalara özgü olmadığını da ortaya koyuyor.

Büyük ve gelişmiş sermaye piyasalarında da yüksek kaldıraç ve sınırlı sayıda varlıkta yoğunlaşmış pozisyonlar, fiyatların ters yönde hareket etmesi durumunda likidite sorunlarını derinleştirebiliyor.

Archegos vakası hâlâ geçerliliğini koruyor

ABD'deki en çarpıcı örneklerden biri, Archegos Capital Management oldu. Fonun kurucusu Bill Hwang, belirli ABD ve Asya medya ve teknoloji şirketlerinin hisse senetlerinde büyük pozisyonlar elde etmek için borçlandı.

Pozisyonların büyüklüğü fonun varlık değerlerini artırırken, bu yatırımlardan çıkış yapmayı zorlaştırdı. Hisselerde ani bir satış olmadan büyük pozisyonları nakde çevirmek imkânsız hale geldiğinde sistemin kırılganlığı daha da belirginleşti.

Türkiye’deki son gelişmeler de, benzer şekilde, varlık fiyatlarının yükseldiği bir dönemde görünüşte başarılı sayılan bir stratejinin, piyasa koşullarının tersine dönmesi durumunda ne kadar hızlı bir likidite problemine dönüşebileceği tartışmalarını gündeme getirdi.

Bireysel yatırımcıların Türkiye’deki etkisi

Son birkaç yılda Türkiye'deki hisse senetleri kayda değer bir artış sergilerken, yüksek enflasyondan korunmaya çalışan bireysel yatırımcıların sermaye piyasalarına yönelmesi bu yükselişi destekledi.

Son satış dalgasında, kaldıraçlı yatırımcıların teminat tamamlama çağrıları nedeniyle yeni satışlar yapmaktan kaçınmalarını sağlamak amacıyla Merkez Bankası teminat koşullarını gevşetti.

Bu durum, piyasalardaki satış baskısının sadece hisse fiyatlarında görülen düşüşten kaynaklanmadığını, aynı zamanda kaldıraç mekanizmasının da düşüşleri hızlandırabileceğini göstermektedir.

ABD pazarındaki kaldıraç artışı

Benzer bir tartışma ABD piyasalarında da sürdürülüyor. Bireysel yatırımcıların yüksek ilgisi ve artan kaldıraç, hisse fiyatlarının rekor seviyelere ulaşmasında önemli bir etken olarak gösteriliyor.

ABD'deki toplam kredili menkul kıymet borcu ağustos sonunda yaklaşık 1,5 trilyon dolar seviyesine ulaştı. Bu rakam, haziran ayında ulaşılmış olan rekor seviyenin hemen altında yer alıyor.

ABD teknoloji sektöründeki şirketler arasındaki karşılıklı yatırımlar ve döngüsel finansman anlaşmaları da başka bir risk unsuru teşkil ediyor. Yapay zekâ ile ilgili hisselerde borçlanarak büyük pozisyonlar alan Situational Awareness hedge fonu, yaz aylarında önemli kayıplar yaşadı.

Düzenleyicilere dikkatler yoğunlaştı

Türkiye ve ABD’deki düzenleyici kurumların, yatırımcıların korunması konusundan ziyade sermaye piyasalarının büyümesine öncelik verdikleri iddiaları gündemde. Türkiye’deki fon krizi, kaldıraçlı ve yoğunlaşmış yatırımların bir anda çözülmesinin, daha geniş bir piyasada likidite baskısı yaratabileceğini göstermiştir.

Türkiye’de finansal istikrarın sağlanmasına yönelik önlemlerde Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek önemli bir rol üstlenirken, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent açısından da yüksek kaldıraç, piyasa yoğunlaşması ve yatırımcıların korunması gibi konular, büyük sermaye piyasalarında finansal istikrar bağlamındaki tartışmanın kritik bileşenleri arasında yer alıyor.