Elazığ Haber Ajansı

Fed Yetkililerinden Kritik Sinyal: Ekonomide Dikkat Çekici Gelişmeler!

ABD Merkez Bankası'nın (Fed) önümüzdeki ay faiz kararına ilişkin atacağı adımlar, piyasalardaki en önemli konulardan biri olmayı sürdürüyor. Mevcut süreçte, Fed içindeki farklı görüşlerin boyutu düşünülenden çok daha geniş olabilir. 15 yıl boyunca St. Louis Fed Başkanlığı yapmış olan Jim Bullard, Federal Açık Piyasa Komitesi'nin faiz artırımı hususunda neredeyse eşit olarak bölündüğünü ifade etti.

Kitco News ile yaptığı bir röportajda Bullard, “Komite neredeyse ikiye bölünmüş durumda. Sonuç 10’a 9 şeklinde biri ya da diğer yönde olabilir” şeklinde değerlendirdi. Bullard’a göre, sıkıntı yaşayan birçok üyenin görüşü toplantıya kadar değişiklik gösterebilir.

PİYASALARDA FAİZ ARTIŞI BEKLENTİLERİ ARTMIŞ DURUMDA

Bullard'ın açıklamaları, Fed Başkanı Kevin Warsh'ın Kansas City Fed'in düzenlediği Jackson Hole sempozyumunda dile getirdiği sert mesajların hemen ardından geldi. Warsh, yüksek enflasyonun doğrudan merkez bankasının sorumluluğunda olduğunu vurguladı. Bu beyanın ardından CME FedWatch verilerinde Eylül ayında faiz artışı ihtimali, yaklaşık %36'dan %60 seviyesine yükseldi. Faiz indirimine dair beklentiler ise neredeyse sıfıra düştü. Fed’in bir sonraki adımına en duyarlı göstergelerden biri olan iki yıllık ABD tahvil faizi 9 baz puan arttı, 30 yıllık tahvil faizi ise yaklaşık %5,1 seviyesinde kaldı. Dolar üzerindeki hareketlenmeler daha belirgin hale geldi. Euro %1,6 değer kaybederken, Yen 160 seviyesine doğru geriledi.

FED’DEKİ GÖRÜNTÜ YANILGIYI YANSITABİLİR

Fed, 29 Temmuz'daki toplantısında faizlerde herhangi bir değişiklik yapmama kararını 9'a karşı 3 oyla kabul etti. Böylece banka ardı ardına beşinci toplantısında da faizleri sabit tutma kararı aldı. Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack, Dallas Fed Başkanı Lorie Logan ve Minneapolis Fed Başkanı Neel Kashkari faiz artışından yana oylama yaptı. Kansas City Fed Başkanı Jeff Schmid de bu hafta benzer bir tutum sergileyebileceğinin sinyalini verdi. Ancak Bullard'a göre, kamuoyuna yansıyan bu rakam yanıltıcı olabilir. Yani, faiz artışına olumlu bakanların sayısı oylamada görünen 3 veya 4 ismin çok daha fazlası olabilir. 2008-2023 yılları arasında St. Louis Fed Başkanı olarak görev alan Bullard, şu anda Purdue Üniversitesi Daniels School of Business’ın dekanlık görevini üstlenmektedir.

“FAİZİ SABİT TUTMAK BİLE ŞAHİN BİR SEÇİM OLABİLİR”

Bullard, özellikle Eylül toplantısının yalnızca “faiz artacak mı yoksa artmayacak mı?” şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti. “Faizi sabit tutabilirsiniz, ancak bu yine de şahin bir karar olabilir” diyen Bullard, Fed'in Ekim ya da Aralık toplantılarında faiz artışı yapacağına dair güçlü yönlendirmeler yapabileceğini ifade etti. Burada Fed'in noktasal grafik olarak bilinen “dot plot” tahminleri devreye giriyor. Eylül toplantısında açıklanacak bu grafik, Fed üyelerinin yıl sonu faiz beklentilerini ortaya koyacak. Bullard’a göre, Fed Eylül'de faizleri değiştirmese bile yıl bitimine kadar bir veya iki artış öngörebilir. Bullard, kendi tahmininin yıl sonuna kadar bir, muhtemelen iki faiz artışı yönünde olduğunu belirtti.

ENFLASYONDA ÜÇ YILDIR HİÇ İLERLEME YOK

Eski Fed Başkanı, faiz artışı gerekçelerinin artık yalnızca gelecekteki ekonomik verilere bağlı olmadığını vurguladı. Bullard, Fed yetkililerinin yıl sonunda çekirdek PCE enflasyonunun %3 civarına düşmesini tarihe bakarak beklediklerini hatırlattı. Bu durum, 2023, 2024 ve 2025 sonlarındaki seviyelere oldukça yakın bir tespit olarak yorumlandı. Başka bir deyişle, Bullard’a göre Fed, enflasyon konusunda son üç yıldır yerinde sayıyor. Manşet PCE endeksi, son 12 ayda %3,7 artarken, son altı aylık yıllıklandırılmış artış %4,1 seviyesinde bulunuyor.

ALTINDAN GELECEK SESLER VE FED İÇİN ANLAMI

Bullard'ın yorumu içerisinde en dikkat çeken unsurlardan biri de altın oldu. Eski Fed Başkanı, altındaki fiyat artışının merkez bankasına duyulan güvenin azalmaya başladığının bir işareti olabileceğini dile getirdi. “Altın, hâlâ Fed’e duyulan güven eksikliğini gösteriyor olabilir. Normalde merkez bankasının güvenilirliği zayıfladığında, altın fiyatlarının yükseldiğini gözlemleriz. Bu bağlamda, burada bir sinyal olduğunu düşünüyorum ve kesinlikle radar ekranında gereksinim duyulan bir mesele” dedi. Yani, altın fiyatlarındaki hareket sadece yatırımcıların ilgisi ile sınırlı değil. Bullard, Fed yetkililerinin de bu piyasa sinyalini takip ettiğini belirtti.

MERKEZ BANKALARI ALTINI BİTCOİN’DEN DAHA FAZLA TERCİH EDİYOR

Bullard, altına yönelik talepte yabancı merkez bankalarının rolünü de vurguladı. Merkez bankalarının yaklaşık 20 yıldır net altın alıcısı olduklarını belirten Bullard, bu kuruluşların toplamda 1 milyar onsun üzerinde altın bulundurduğunu ifade etti. ABD’de altın rezervlerinin pek sık gündeme gelmediğini dile getiren Bullard, uluslararası alanda durumun farklı olduğunu sözlerine ekledi. Bazı merkez bankalarının ABD tahvilleri yerine altın tutma tercihiyle rezervlerini çeşitlendirdiğini belirterek, bunun siyasi bir girişimden ziyade bir portföy yönetimi tercihi olduğunu ifade etti. Bullard’ın gündeme getirdiği diğer bir varlık ise Bitcoin'dir. “Bitcoin hâlâ orada duruyor ve sanal altın olmaya çabalıyor” diyen Bullard, son bir yıl boyunca yabancı merkez bankalarının gözünde fiziksel altının Bitcoin’den daha cazip olduğunu öne sürdü. Bullard’a göre Bitcoin’in bu alanda altınla rekabet edebilmesi için daha alanda uzun bir yol kat etmesi gerekiyor.

ABD’NİN ALTINLARI 42,22 DOLARDAN KAYITLI

Bullard, ABD’nin altın rezervlerinin muhasebesiyle ilgili tartışmalara da değindi. ABD’nin yaklaşık 261 milyon ons altına sahip olduğunu aktaran Bullard, bu rezervlerin hükümet kayıtlarında ons başına 42,22 dolarlık yasal fiyat üzerinden gösterildiğine dikkat çekti. Bu hesaplamaya göre, altınların defter değeri yaklaşık 11 milyar dolar civarında kalıyor. Oysa Cuma günü piyasada bu altınların değeri 1 trilyon doların çok üstüne çıkıyor. “Piyasa değerinin neden gösterilmediğini anlamıyorum, herkes piyasa fiyatını biliyor ve her gün görüyor” diyen Bullard, varlıkların piyasa fiyatından yansıtmasının gerçeği daha doğru bir biçimde ifade edeceğini söyledi. Bunun iki yönlü işlenmesi gerektiğini de vurguladı. Yani altın fiyatı ciddi şekilde düşerse, rezervlerin defter değerinin de aşağıya çekilmesi gerektiğini vurguladı. Böyle bir değişiklik içinse Kongre'nin harekete geçmesi şarttır.

“UZUN VADELİ FAİZLERİN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİRMEK KOLAY DEĞİL”

Bullard, ABD tahvil piyasası ve uzun vadeli faizler konusunda dikkatli bir yaklaşım sergiliyor. ABD Hazinesi, 9 Eylül'den itibaren 10 ila 30 yıllık tahvillerde geri alım işlemlerini her işlem başına 2 milyar dolardan 4 milyar dolara taşıyarak neredeyse iki katına çıkarmayı planlıyor. Bu program, 2024 yılında daha eski ve daha düşük işlem hacmine sahip tahvillere piyasa likiditesini desteklemek amacıyla oluşturulmuştu. Ancak Bullard’a göre, bu tür müdahalelerin uzun vadeli faizlerin genel yönünü değiştirmesi kolay olmayabilir. Küresel tahvil piyasasının büyüklüğüne dikkat çeken Bullard, günlük müdahalelerin geçici etkiler yaratabileceğini, fakat piyasaların esas olarak temel ekonomik ve mali politikaları fiyatladığını hatırlattı.

ABD’NİN BORÇ YÜKÜNÜN ALTINI ÇİZİYOR

Bullard’a göre uzun vadeli faizleri yukarı iten en temel sorunlardan biri, ABD’nin yüksek bütçe açıkları. “Kongre ve başkan yoğun borçlanma yapıyor, görünürde %6'lık bir bütçe açığı var” diyen Bullard, siyasi sistemde bu açıkları azaltma yönünde kayda değer bir kaygı görmediğini aktardı. Bu ay ABD’nin brüt federal borcu 40 trilyon doları aşarken, kamu tarafından tutulan borç yaklaşık 32,3 trilyon dolara ulaşmış durumda. Bu oranın ilerleyen dönemlerde kamu tarafından tutulan borç açısından %120 veya %150 seviyelerine çıkabileceği ifade edildi. Fed’in bağımsızlığını sürdürmek adına gerektiğinde faiz yükünü artıracak olsa bile faizlerin yükseltilmesi gerekip gerekmediği sorusuna Bullard, “Kesinlikle” yanıtını verdi. Bullard, siyasilerin faizlere yaklaşımını dikkat çekici bir ifade ile açıkladı: “Tanıştığım her politikacı, o gün nominal faiz oranı ne olursa olsun, daha düşük olması gerektiğini düşünüyor.”

BULLARD: İSTİHDAM VERİLERİNE ESKİ GİBİ GÜVENİLEMEZ

Fed’in karar alma süreçlerinde kullandığı ekonomik veriler de Bullard’ın eleştirisine tabi oldu. ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu’nun yıllık revizyonuna göre geçen yıl için açıklanan istihdam rakamları, 79 bin kişi aşağı çekildi. Özel sektör istihdamı 178 bin kişi azaltılırken, kamu istihdamı 99 bin kişi yukarı revize edildi. Bullard, göç politikalarındaki belirgin değişim nedeniyle tarım dışı istihdam rakamlarına geçmiş yıllardaki kadar güvenilemeyeceği kanaatini taşıyor. Bu nedenle, istihdam piyasasında aylık 100 bin veya 150 bin kişilik artışın normal olduğu dönemin sona ermiş olabileceğini düşünüyor. Yeni koşullarda sıfıra yakın rakamlar, hatta bazı aylarda negatif istihdam verileri bile sağlıklı bir iş gücü piyasası ile uyumlu olabileceği vurgusunu yaptı. Bullard, bu sebeple Kansas City Fed’in iş gücü piyasası endeksi gibi daha geniş kapsamlı göstergelere yönelmek gerektiğini savunuyor.

TÜKETİCİ ANKETLERİNE DİKKATLE YAKLAŞILIYOR

University of Michigan’ın aynı gün yayımlanan anketinde, tüketicilerin gelecek bir yıl içindeki enflasyon beklentisi %4, gelecek beş ila 10 yıl için ise %3,3 olarak kaydedildi. Tüketici güven endeksi ise 51,7’ye geriledi. Warsh ise enflasyon beklentilerinin hâlâ iyi bir şekilde sabitlendiğini açıkladı. Bullard, bu bağlamda, piyasa fiyatlamalarının, tüketici anketlerinden daha önemli olduğu görüşünde. “Ben burada piyasayı dinlerdim. İnsanların oyunda parası var ve enflasyon riskini doğrudan fiyatlarlar.” diyen Bullard, Michigan anketinin son yıllarda siyasi atmosferden giderek daha fazla etkilendiğini savunuyor.

ALTINDAKİ DÜŞÜŞ, GÜMÜŞTE KAYIP DAHA BÜYÜK

Warsh'ın açıklamalarından sonra faiz artış beklentilerinin artması, değerli metaller üzerinde satış baskısı oluşturdu. Altın, Cuma günü öğleden sonraki işlemlerinde 4.450,90 dolardan işlem gördü. Günlük kayıp 148,60 dolar, yani %3,23 oldu. Altın, sabah saatlerinde 4.629,10 dolara kadar yükselmişti. Böylece aynı gün içinde yaklaşık 178 dolarlık geniş bir fiyat hareketliliği yaşandı. Gümüşteki satış daha sert oldu; fiyat %4,21 düşerek 66,21 dolara geriledi ve gün içerisinde 71,23 dolar seviyesine çıkmıştı. Böylece gümüş, hafta boyunca koruduğu 70 doların altına inmiş oldu. Platin %1,08 düşüşle 1.824 dolara gerilerken, paladyum diğer metallerin aksine %4,95 değer kazanarak 1.400 dolara ulaştı. Kısa vadede yüksek faiz beklentileri, getiri sağlamayan altın gibi varlıklar üzerinde baskı oluşturuyor. Bullard’ın vurguladığı daha büyük soru ise şu: Eğer altındaki hareket gerçekten Fed’e duyulan güvenin bir göstergesi ise, piyasaların sadece bir sonraki faiz kararını değil, bu göstergeyi önümüzdeki aylarda nasıl değerlendirdiğini de göz önünde bulundurması gerekecek.