Dev Bankanın Stratejisti Açıkladı: Altın Fiyatları Neden Artmaya Devam Ediyor?
UBS stratejisti açıkladı: Altın fiyatlarının artışı neden hala sona ermedi?
CNBC-E'de yayımlanan habere göre, UBS'in Baş Stratejisti Bhanu Baweja, Financial Times için yazdığı bir makalede altın fiyatlarının yükseliş trendinin sürebileceğini vurguladı.
Baweja, altın fiyatlarını etkileyen etmenlerin artık sadece faiz oranları ve para politikalarıyla sınırlı kalmadığını ifade etti. Küresel merkez bankalarının artan altın talebi ve ABD'nin mali sistemine yönelik duyulan güvensizlik, değerli metalin fiyatını besleyen yeni ve köklü faktörler haline gelmiş durumda, diyen Baweja, bu gelişmelerin altının değerinin artmasında belirleyici bir rol oynadığını belirtti.
Tarihsel paralellikler mi var?
Baweja, altının modern tarihinde üçüncü büyük boğa piyasasının 2018 yılında başladığını düşündüğünü dile getirdi. Bu süreçte değerli metal, yıllık ortalama yaklaşık olarak yüzde 19'luk bir getiri sağladı.
Altının ilk büyük boğa piyasası ise 1971 ile 1980 yılları arasında gerçekleşti. Bu dönemde altın, sekiz buçuk yıl boyunca yıllık ortalama olarak yüzde 46 kazanç elde etti. İkinci büyük yükseliş süreci ise 1999'dan 2011'e kadar sürdü ve bu dönemde altının yıllık getirisi ortalama yüzde 18 seviyesinde kaldı.
Mevcut boğa piyasasının başlangıcında, reel faizlerin düşüşü ve Covid-19 dönemindeki genişletici para politikaları gibi unsurlar etkin oldu. Ancak zamanla altın piyasasının dinamikleri önemli değişiklikler göstermeye başladı.
Baweja, bu yüzyılın ilk 20 yılında ABD reel faizlerindeki her 1 puanlık değişimin genellikle altın fiyatlarında tersi yönde yaklaşık yüzde 14'lük bir değişimle sonuçlandığını belirtti. Ancak bu ilişkinin, Şubat 2022'de Rusya'nın döviz rezervlerinin Batılı ülkelerce dondurulmasının ardından bozulduğunu ifade etti.
Söz konusu gelişmeyle, altının yalnızca faiz beklentilerine tepki veren bir yatırım aracı olma özelliğini yitirdiğini belirten Baweja, piyasada yeni ve daha yapısal unsurların etkili hale geldiğini vurguladı.
Altın dengeleri değişiyor: Rusya'nın kararı sonrası yeni bir dönem başlıyor
Baweja, Rusya'nın döviz rezervlerinin dondurulmasının ardından, küresel rezerv ve varlık yöneticilerinin önemli bir riski yeniden gözden geçirmeye başladıklarını belirtti. Devlet tahvillerinde tutulmuş rezervlerin siyasi olaylar nedeniyle erişilemez olabileceği endişesi, altının güvenli liman işlevini yeniden öne çıkardığını dile getirdi.
Bu süreçte, gelişen piyasa merkez bankaları ve devlet fonlarının rezervlerinde altının payı hızlı bir şekilde arttı. 2022'de yüzde 5-7 arasındayken, bu oran bugün yüzde 11'e yükseldi. Ancak bu oran hala gelişmiş piyasalarda görülen yüzde 26'lık seviyenin gerisinde kalıyor.
Baweja, altın ile reel getiriler arasındaki ilişkinin son yıllarda nasıl değiştiğini dikkat çekici bir örnekle açıkladı. Mart 2022 ile Ekim 2023 arasında ABD'nin beş yıllık reel getirileri 4 puan üzerinde bir artış gösterdi. Eğer tarihsel ilişki devam etseydi, bu süreçte altın fiyatlarının yaklaşık yüzde 55 düşmesi bekleniyordu. Fakat aksine altın fiyatları yüzde 7 oranında yükseldi.
Sonraki iki yıllık dönemde, ABD reel getirileri 1 puandan daha az gerilemesine rağmen altın fiyatları yüzde 110 artış gösterdi.
Baweja, bu durumun altında yeni bir fiyatlama dinamiğinin oluştuğunu gösterdiğini ifade etti. Altın artık düşen reel getirilere daha güçlü bir şekilde tepki verirken, yükselen reel getirilere karşı daha sınırlı bir cevap veriyor.
Stratejiste göre, bu değişim, altının değerini belirlemekte kullanılan mevcut adil değer modellerinin birçoğunu sorgulanabilir hale getiriyor. Baweja, bu modellerin çoğunun altının ons fiyatının 2.500 dolar seviyesinden itibaren aşırı değerli olduğunu öne sürdüğünü belirtti ve piyasanın mevcut koşullarda farklı dinamiklerle hareket ettiğini vurguladı.
Neden yatırımcılar yeniden altına yöneliyor?
Baweja, mevcut modellerin altın fiyatlarını açıklamaktaki yetersizliğinin iki önemli faktörü göz ardı ettiğini ifade etti. Bunlardan ilki, döngüsel bir unsur olarak öne çıkan pozitif tahvil-hisse senedi korelasyonu.
Son beş yıl boyunca yaşanan enflasyonist süreçte, tahvillerin hisse senetlerindeki risklerden koruma işlevinin geçmişe oranla azaldığını belirten Baweja, bu durumun altının hisse senedi ağırlıklı portföylerde daha etkili bir çeşitlendirme aracı haline geldiğini ifade etti.
Dünya Altın Konseyi verilerine göre, bireysel ve kurumsal yatırımcıların finansal varlıkları içerisinde yalnızca yüzde 3'ü altında bulunuyor. Baweja bu oranın yükselmesi için önemli bir potansiyel olduğunu düşünüyor.
Ama bu eğilimin kalıcı olup olmayacağı ekonomik koşullara bağlı. Baweja, enflasyonun ve enflasyondaki dalgalanmaların azalması durumunda, tahvil-hisse senedi korelasyonunun tekrar negatife dönebilir olabileceğini belirtti. Böyle bir senaryoda, yatırımcıların getiri sağlamayan altından vazgeçerek tahvillere yeniden yönelme ihtimali var.
Ancak Baweja, henüz bunun yaşanmadığını ve bu nedenle altının portföylerdeki rolünün ve yatırımcı talebinin güçlü şekilde devam edebileceğini değerlendiriyor.
Altın için önemli gelişme: ABD’ye olan güven azalıyor, fiyatları yeni riskler destekliyor
Baweja’nın altın fiyatları açısından diğer bir yapısal faktör olarak ele aldığı durum, ABD kamu maliyesine duyulan güvenin giderek zayıflaması.
UBS’nin analizlerinde bu durum, yatırımcıların kısa vadeli borçlanma araçları yerine uzun vadeli tahvilleri elde tutmak için talep ettikleri vade primine dayalı olarak izleniyor. Baweja, vade priminin altın fiyatları üzerindeki etkisinin giderek daha fazla önem kazandığını belirtti.
ABD kamu borcunun 32 trilyon doları aştığını vurgulayan Baweja, önümüzdeki 10 yıl içinde borç seviyesinin benzer bir hızda artmasının olası olduğunu ifade etti.
ABD ekonomisinin tam istihdam koşullarında GSYH’nin yaklaşık yüzde 6'sı seviyesinde mali açık verdiğine dikkat çeken Baweja, piyasalarda yüksek uzun vadeli tahvil getirilerine karşı güçlü bir isteksizlik bulunduğunu belirtti. Stratejist, bu ortamda uzun vadeli tahvil getirilerinin nasıl kontrol altında tutulacağının önemli bir soru olduğunu vurguladı.
Baweja, olası senaryolardan birinin, Fed'in uzun vadede politika faizlerini agresif bir biçimde düşürmeye ikna edilmesi olabileceğini dile getirdi. Piyasaların beklediği iki faiz artışı sonucunda faizlerin önce bir miktar artması gerekse bile, zayıf reel faizler ve yüksek vade primleri altın fiyatlarını desteklemeye devam edebilir.
Bu nedenle Baweja, altının mevcut yükselişinin yalnızca faiz beklentileriyle açıklanamayacağını, aynı zamanda ABD maliyesine dair kaygıların da değerli metal için uzun vadeli ve yapısal bir destek unsuru teşkil ettiğini öne sürdü.
Altın, yeni bir tehdit değil, yeni bir fırsat: ABD’de “mali hakimiyet” alarmı
Baweja, ABD’de mali baskıların para politikasını giderek daha fazla etkilemeye başladığını gösteren “mali hakimiyet” sürecinin ilk belirtilerinin ortaya çıkmaya başladığını vurguladı.
Bu durumun Japonya'da uzun zamandır gözlemlendiğini belirten Baweja, ülkenin para biriminin bu süreçten oldukça etkilenmiş olduğunu söyledi. Stratejist, Fransa, İtalya ve Çin'in mali durumlarının da istikrarsız olduğunu dile getirdi.
Piyasaların artan mali baskının nasıl karşılanacağı konusunda belirsizlik yaşadığını ifade eden Baweja, İsviçre, Avustralya ve Kanada gibi kredi notu yüksek ülkelerin para birimlerine bile sistematik bir risk priminin uygulanmaya başlandığını kaydetti.
Baweja, yatırımcıların bu mali risklere karşı alternatifler arasında altının öne çıktığını belirtti. Stratejist, “Bu tema, altın gibi belirgin ve yatırım yapılabilir başka bir alanda bulunmuyor,” değerlendirmesinde bulundu.
Bu tablo, altının yalnızca enflasyon ve faiz beklentilerine karşı bir koruma aracı olmanın ötesine geçerek, aynı zamanda küresel mali riskler karşısında da önemli bir güvenli liman işlevi gördüğüne işaret ediyor.