DEİK Başkanı Nail Olpak, 2020’den bu yana süregelen salgın, sıcak çatışmalar, ticaret savaşları ve korumacı yaklaşımlar çerçevesinde şekillenen yeni dünya düzeninin hem belirsizlikleri artırdığını hem de fırsatlar sunduğunu belirtti. Olpak, “Küresel ekonomi ve ticaret, tüm belirsizlik ortamına rağmen dirençli ve dinamik bir şekilde devam etmektedir. Dünyayı etkisi altına alan bu yeniden denge sürecini iyi analiz etmeli ve stratejilerimizi bu doğrultuda oluşturmalıyız. DEİK olarak, ülkemizin dış ekonomik bağlantılarını yalnızca mevcut ihtiyaçlara değil; aynı zamanda orta ve uzun vadeli hedeflere, küresel değişimlere ve Türkiye’nin stratejik vizyonuna göre planlıyoruz. Bu amaçla, öncelikli olarak 33 ülke belirlemiş olup, bu ülkelere yönelik stratejilerimizi daha yakından takip etme kararı aldık. Piyasa ortalamasıyla ifade edecek olursak, başarılı ticaretin yüzde 80’inin, müşteri portföyünün yüzde 20’si ile gerçekleştiğini göz önünde bulundurduk. Bu çerçevede, ülkemizle ekonomik ilişkileri güçlü olan ve küresel ekonomide de rol oynayan G-20 ülkeleri ile birlikte, en çok ihracat yaptığımız ülkeler de stratejimizin önemli parçalarını oluşturuyor. ABD, Çin, Almanya, Rusya, Brezilya ve Mısır gibi ülkeleri kapsayan bu geniş yelpazede stratejiler geliştirme, projeler oluşturma ve ticari diplomasi yürütme sorumluluğumuzu artırma gayretindeyiz.” dedi.

"TÜRKİYE'SİZ AVRUPA SANAYİSİ MÜMKÜN DEĞİL"
Olpak, Avrupa'da özellikle “Made in Europe” sloganının öne çıktığını ifade ederek, “Avrupa ile olan ilişkilerimizde öncelikli konumuz Gümrük Birliği’nin güncellenmesiydi. Bu yıl bu önceliği korurken, Avrupa’nın kendi sanayisini güçlendirme adına oluşturduğu ‘Made in Europe’ yaklaşımını da gündemimize aldık. Bu durumda, hedefin Asya Pasifik bölgesinde bir koruma oluşturulması gridir. Avrupa sanayisinin güçlendirilmesine elbette karşı değiliz; fakat, 30 yıldır Avrupa sanayisi ile güçlü bir entegrasyon içinde olan Türkiye'nin bu durumdan dışlanmasını kabul edemeyiz. Bu nedenle, önümüzdeki süreçte Avrupa nezdindeki en kritik lobi çalışmalarımız bu sayede olacak. Ayrıca, Avrupa’nın gündeme getirdiği 150 Euro’luk e-ticaret için gümrüksüz geçiş muafiyetinin kaldırılması ve tüm ürünlerden ek gümrük vergisi talep edilmesi konusunu da gündeme getirmekteyiz. Gümrük Birliği üyesi olan ülkemizin bu uygulamadan muaf tutulması, stratejik hedeflerimiz arasında yer alıyor; çünkü, böyle bir durum söz konusu olduğunda lojistik avantajlarımızla rekabet gücümüz artacaktır.” şeklinde konuştu.
"ABD, TRUMP'IN İKİNCİ DÖNEMİNDE GÜVENİLİR İŞ ORTAKLARI ARAYIŞINDA"
DEİK Başkanı Nail Olpak, Amerika ile bağlantılı önemli açıklamalar yaptı: “ABD, Çin ile ticaret savaşını Trump’ın önceki döneminde başlatmış olup, güvenilir iş ortakları arayışındadır. Bu noktada, gelişmiş üretim kapasitemiz ve ABD ile kurduğumuz köklü ticari ilişkileri kullanarak, Cumhurbaşkanımız ile Trump’ın ortaya koyduğu 100 milyar dolarlık ikili ticaret hedefini ele almaktayız. Eyalet ve sektör bazında stratejik çalışmalar gerçekleştirirken, ABD’li yatırımcıların ve finans kuruluşlarının Türkiye’ye daha fazla nitelikli yatırım yapmalarını sağlamayı, ayrıca Türk firmalarının Afrika ve Orta Asya'daki ortak girişimlerde bulunmalarını teşvik eden diplomatik faaliyetler yürütmeyi hedefliyoruz.” diye belirtti.
"AFRİKA'DA TEMEL SORUN, FİNANSMANA ERİŞİMİ DÜZENLEMEK"
Afrika'daki yatırımlar ve altyapı projelerinde üçüncü ülkelerle iş birliğinin önemine dikkat çeken Olpak; “Bölgedeki büyük yatırım ve altyapı projeleri potansiyeli büyük, ancak burada en büyük engel finansmana erişim konusundaki zorluklardır. Rekabet ettiğimiz diğer ülkelerle karşılaştırıldığında, burası bizim için dezavantaj oluşturmaktadır. Bu nedenle, yatırım projelerine finansman sağlaması muhtemel Avrupa ve Amerikalı finans sağlayıcılar ile daha aktif bir iş birliği stratejisi geliştireceğiz.” dedi.
Ortadoğu ve Körfez Bölgesi’ndeki gelişmeleri titizlikle takip ettiklerini ve Türkiye üzerindeki etkilerini değerlendirerek yaklaştıklarını vurgulayan Olpak, “Ortadoğu ve Körfez bölgesinin yanında Kuzey Afrika’yı da dikkate almak lazım. Avrupa’dan sonra en yoğun ticaret ve yatırım ilişkilerimizin bulunduğu ve ekonomik entegrasyon sağladığımız bölge burasıdır. Suriye, İran ve Yemen kaynaklı sıkıntılı jeopolitik gelişmelere rağmen, siyasi diyalog seviyemizi artırdıkça, bu ülkelerin Türkiye ile olan ticari ve yatırım ilişkileri giderek önemini artıracaktır. DEİK olarak bu alanda ikili ticaret ve karşılıklı yatırımları geliştirerek, gerekli adımları atmayı sürdüreceğiz.” diye sözlerine ekledi.
Asya Pasifik bölgesi özelinde DEİK perspektifini ele alan Olpak, “Orta Asya, Çin ile genel olarak Asya Pasifik ile batı arasında köprü vazifesi görmekte. ABD’nin bölgeye olan ilgisi son dönemde artış göstermektedir. Özbekistan ile yapılan anlaşmayı bu bağlamda değerlendirmek gerekmektedir. Bu fırsatları ortak yatırımlar aracılığıyla değerlendirebiliriz. Hatırlanacak olursa, 1990’lı yıllarda bağımsızlıklarını kazanan Orta Asya ülkeleri, ABD’nin bölgeye ilgisini Türk firmaları üzerinden yatırımlara dönüştürebilmişti. Asya Pasifik bölgesi ticari dengesizliğin en fazla hissedildiği yerlerden biri. Kısa vadede bu dengesizliği ortadan kaldırmak mümkün değil; ancak ilerleyen süreçte bu bölgedeki gelişmiş ülkelerin, yani Çin, Japonya ve Güney Kore'nin, Türk topraklarındaki nitelikli yatırımlarını artırmaları konusunda çabalarımız sürecek.” diye belirtti.
"2026 İÇİN DAHA İYİ UMUTLARIMIZ VAR"
Olpak, yeni yılda finansal ortamın iş dünyası açısından daha olumlu seyir izlemesini beklediklerini belirtti: “Ülkemizde enflasyonla mücadele programı devam ederken, 2025 yılı sanayiciler ve ihracatçılar için rekabet ve finans sorunlarının öne çıktığı bir dönem oldu ve piyasa beklentileri tam olarak karşılanamadı. Bununla birlikte, tüm zorluklara karşın, ülke olarak yaklaşık yüzde 4 büyüme oranı, 273 milyar doları aşan mal ihracatı ve 123 milyar doları aşan hizmet ihracatına ulaştık. Toplam dış ticaret hacmimiz 820 milyar doları buldu. 2026 yılı ise reform yılı olarak ilan edildi, bu sebeple finansal koşulların ve yatırım ortamının daha elverişli olacağına inanıyoruz.” dedi.
"SON ÜÇ DÖNEMDE ÜYE SAYIMIZ İKİ KATINA ÇIKTI"
DEİK içinde gerçekleştirilen Seçimli Olağan İş Konseyleri Genel Kurulları ile mevcut tablonun DEİK’in doğru yolda olduğunu bir daha kanıtladığını vurgulayan Olpak, “DEİK, gönüllülüğe dayalı bir üyelik sistemi ile Türk özel sektörünün 41 yıldır global pazara açılmasına katkı sağlıyor. Yürütülen başarılı projeler sayesinde DEİK ailesinin bir parçası olma istekleri ve katılım oranı her yıl artıyor. Son 3 seçim analizi yaptığımızda, üyelik sayımızın iki katına çıktığını gözlemliyoruz. Bu başarı, DEİK’in sağlanan katma değeri ve Türk iş dünyasına sunduğu katkıları ifade ediyor. İş Konseyi Başkanlığı için 3 dönem önce 134 başkan adayından bahsederken, şu an 204 aday ile seçim yapılacak. Çoğulcu bir yaklaşım ve ortak aklın hakim olduğu bir seçim ortamı sayesinde, ticari diplomasi odaklı daha kaliteli bir iş kültürümüz söz konusu. Yüzde 76 gibi yüksek bir katılımla 151 İş Konseyi Başkanımız'ın seçildiği süreç sonrası; 78 İş Konseyi Başkanımız değişimi gerçekleşti. Bu değişim, 48 yeni üyemizin ilk kez bu koltuklarda görev almasıyla sonuçlandı. Ayrıca, 73 Başkanımız bir kez daha görevlerine devam edecek ve 15 kadın Başkanımız, ticari diplomasi alanında gücümüze önemli katkılar sağlayacak.” şeklinde ifade etti.
%0 Faizle 75.000 TL'ye Kadar Kredi Fırsatı!