TÜRKBESD'in organize ettiği basın toplantısında, beyaz eşya sektörünün 2025 yılına dair verileri masaya yatırıldı.
Toplantıda söz alan Şengül, Türkiye'nin beyaz eşya sanayisinin Avrupa'daki en büyük üretim merkezi olduğunu ve dünya genelinde ikinci sırada yer aldığını vurguladı. Üretim hacminin yüzde 7 olduğunun altını çizen Şengül, bu sektörün 60 bin kişiye doğrudan, toplamda ise 600 bin kişi için dolaylı istihdam sağladığını kaydetti.
Şengül, 2022 yılında toplamda 20,2 milyon adet olarak gerçekleşen ihracatın, 2017 seviyelerine geri döndüğüne dikkat çekerek şunları ifade etti:
"Geçtiğimiz yıl, altı ana ürün grubunda iç satışlarda bir önceki yıla göre yüzde 3'lük bir azalma yaşandı. 2025 yılı için iç piyasa satışlarının 9,9 milyon adet civarında gerçekleşmesi bekleniyor. İhracatta ise son yıllarda devam eden düşüş trendi 2025 yılında, geçen yıla göre 2,2 milyon adetlik, yani yüzde 10'luk bir azalmayla devam edecek. İhracattaki bu gerileme, üretim sayılarına da yansımış durumda; 2025 yılı itibarıyla üretim miktarında geçen yıla göre yüzde 9'luk bir azalma öngörülüyor."
Üretiminin yaklaşık yüzde 70'ini ihraç eden bir sektör için bu tür kayıpların kalıcı hale gelmemesi için ihracatı destekleyecek politikalara daha fazla ihtiyaç duyulduğunun altını çizen Şengül, artan girdi, enerji ve finansman maliyetleri ile ticaret politikalarındaki belirsizliklerin rekabet gücünü tehlikeye attığını ifade etti.
"Finansal erişimin kolaylaştırılması iç pazara olumlu yansıyacaktır"
Alper Şengül, dış pazarda Uzak Doğu menşeli firmaların düşük maliyetle pazar kazanımlarının sektörü olumsuz etkilediğini belirterek, rekabeti etkileyen en önemli unsurların ham maddeye erişim ve girdi maliyetleri olduğunu ifade etti.
Mevcut gümrük vergileri ve eklenmiş antidamping önlemlerinin, hem ihracat hem de iç pazardaki daralmayı derinleştirme riski taşıdığını dile getiren Şengül, şunları söyledi: "Bu nedenle, ticaret politikası önlemlerinin kamu yararını gözeterek sanayi üretimini ve ihracatı destekleyecek şekilde hazırlanması büyük önem taşımaktadır."
Şengül, iç pazarın sürdürülebilir bir şekilde canlanmasının önemine vurgu yaparak, "Özellikle günümüzde temel ihtiyaçlar arasında yer alan beyaz eşya ürünlerinde tüketicilere sunulan taksit imkanlarının artırılması ve finansmana erişimin kolaylaştırılması iç pazarın sağlıklı işleyişine katkı sağlayacaktır." ifadelerini kullandı.
Avrupa Birliği'nde son zamanlarda gündeme gelen "Made in Europe" tartışmalarını sektör olarak dikkatle takip ettiklerini belirtan Şengül, "Made in Europe düzenlemesinin gündeme gelmesi durumunda mevcut ekonomik entegrasyon düzeyimiz, mevzuat uyumu ve iklim hedeflerine göre Türkiye'nin bu süreçten dışlanmaması gerektiğine inanıyoruz." dedi.
Şengül, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (SKDM) sektörde rekabet gücünü doğrudan etkileyebileceğine işaret ederek, sözlerine şöyle devam etti:
"İhracat ve iç pazardaki zayıf seyir, 2026 yılında daha temkinli bir sürece işaret ediyor. Bu dönemde, üretim ve ihracat kapasitemizin korunması, istihdamın sürdürülebilirliği ile uluslararası rekabet gücümüzün devamı açısından oldukça kritik olacak. Bu sebeple, girdi maliyetlerinin dengelenmesi ve yurtdışındaki pazarlarda rekabeti zayıflatacak ek yüklerden kaçınılması büyük önem taşımaktadır."
"GEKAP yükü 3 milyar lirayı buldu"
TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz da, beyaz eşya sektöründe önemli girdi maliyetleri arasında yer alan yassı çelik, emniyet camları ve polistiren malzemeleri üzerine korumacı politikalar hakkında bilgiler paylaştı.
TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Benay Bakışkan, Geri Kazanım Katılım Payı (GEKAP) artışlarının sektörde maliyet baskısı yarattığını belirterek, "GEKAP yükü, şu an yaklaşık 3 milyar liraya ulaşmış durumda. 2020-2025 yılları arasında bu etkinin kümülatif değerlendirmesi yapıldığında, sadece beyaz eşya sektöründen tahsil edilen GEKAP gelirlerinin yaklaşık 250 milyon dolara ulaşması öngörülüyor." dedi.
TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, enerji verimli ürünlerin piyasada daha yaygın hale gelmesinin, yalnızca ülkenin yıllık enerji tasarrufunu artırmakla kalmayıp, aynı zamanda kaynakların verimli kullanımını sağlayarak üretime de katkı sağlayacağını değerlendirdi.
"Asya kökenli ülkeler AB pazarında oldukça aktif durumda"
TÜRKBESD yönetimi, toplantının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bu yıla ilişkin ihracat ve iç pazar beklentileri doğrulusunda TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkanı Alper Şengül, "Türkiye, ihracat alanında dünya genelinde ikinci konumunu korumaya devam edecek. 2025 yılı, hem iç hem de dış talepte azalma yaşandığı bir yıl olacaktır. 2026 yılını ise belirli bir kalıba oturtmak yerine, mevcut koşullara uyum sağlayacağımız ve esneklik göstereceğimiz bir dönem olarak tanımlıyoruz." şeklinde yanıt verdi.
Şengül, "Made in Europe" konusuna ilişkin soruya ise şu şekilde yanıt verdi:
"Türkiye'nin bu düzenleme kapsamında yer alması, bizim için büyük bir avantaj olacaktır. Böyle bir regülasyonun bizim lehimize olacağını düşünüyoruz. Türkiye'nin sağladığı kalifiye iş gücü, teknolojik avantaj ve lojistik yakınlık göz önüne alındığında kapsam dışında kalacağımıza inanmıyoruz."
İhracatta yaşanan düşüşlerin sebebiyle ilgili olarak Şengül, en büyük ticari partnerlerinin AB olduğunu ve AB ülkelerindeki rekabetten kaynaklı olarak ihracatta keskin düşüşlerin görüldüğünü ifade etti.
Şengül, "Asya kökenli ülkeler, son yıllarda Avrupa pazarında oldukça aktif olmaya başladı. Devlet destekli gelen bazı üreticilerse belirli ürün gruplarında oldukça zorlu rekabet koşulları yaratıyor." şeklinde konuştu.
%0 Faizle 75.000 TL'ye Kadar Kredi Fırsatı!