Türkiye'nin ekonomisi, yılın ikinci çeyreğinde öngörülerin altında bir performans gösterdi. Garanti BBVA Research tarafından yayımlanan raporda, nisan-haziran döneminde ekonominin yıllık olarak yüzde 2,3 oranında büyüdüğü belirtildi. Kurumun tahminine göre bu oran yüzde 3 seviyesindeydi, piyasa beklentisi ise yüzde 2,9 civarındaydı. Böylelikle, yılın ilk altındaki toplam büyüme yüzde 2,5 seviyesinde gerçekleşti.
Yıllık büyüme, birinci çeyrekteki yüzde 2,6'dan yüzde 2,3 seviyesine yavaşlarken; çeyrek bazlı değerlendirme ise farklı bir tablo sundu. Reel GSYH, ikinci çeyrekte yüzde 1,1 oranında artış gösterdi. Bu artış, birinci çeyrekteki yüzde 0,3'lük yükselişi takip ederek, 2025'in ikinci çeyreğinden beri devam eden duraklama sürecinin sona erdiğine işaret ediyor. Yıllık büyümedeki düşüşte, geçmiş verilerde yapılan yukarı yönlü düzeltmeler de etkili oldu. 2024 yılının büyüme tahmini yüzde 3,3'ten yüzde 3,5'e, 2025 için ise yüzde 3,6'dan yüzde 3,7'ye revize edildi.
Savaşın etkisi Türkiye'ye yöneldi
Raporda dikkat çeken bir diğer önemli nokta, büyümeyi destekleyen gücün nereden geldiği oldu. İç talepteki zayıflığa ve çatışma kaynaklı arz şoklarına rağmen, dış talebin Türkiye'ye odaklanması, ikinci çeyrekte büyümeye katkı sağladı.
Sanayi faaliyetindeki gelişmeler çeyreklik bazda yüzde 2,9 oranında artış göstermiştir. Önceki çeyrekte yüzde 0,2 kayıpla karşılaşan sanayideki bu çıkışın destekleyici unsurları arasında imalat sanayisinde yaşanan yüzde 3,3'lük toparlanma öne çıkıyor. Orta Doğu'daki çatışmalardan dolayı siparişlerin Türk imalatçılara kayması, bu durumu etkileyen ana faktör olarak belirlendi.
Tarım sektörü de çeyreklik bazda yüzde 4,0 oranında büyüyerek katkısını sürdürdü, ancak büyümedeki hızı kaybetti. Geniş hizmetler sektörü, yüzde 0,4 gibi sınırlı bir artış sağladı. İnşaat sektörü ise yüzde 1,2'lik bir daralma yaşadı ve bu durum, üst üste ikinci çeyrek boyunca devam etti; bu daralmanın arkasında deprem bölgelerindeki faaliyetlerin yavaşlaması etkili oldu.
Sektörel çeyreklik büyümeye sanayi 0,7 puan, geniş hizmetler 0,3 puan ve tarım 0,2 puanlık katkı sağlarken, inşaat büyümeye 0,2 puanlık negatif katkıda bulundu.
İç talep, art arda ikinci çeyrekte daraldı
Hanehalkı ve devlet harcamalarındaki gerileme, iç talepteki düzelmeyi derinleştirmiştir. Özel tüketim, çeyreklik olarak yüzde 1,3 azalış gösterdi; bir önceki çeyrekte ise bu azalma yüzde 0,1 ile sınırlı kalmıştı. Kamu harcamaları, yüzde 1,3'lük bir artıştan yüzde 2,0'lik bir daralmaya geçerek olumsuz bir seyir izledi. Yatırım harcamaları ise yatay bir seyir izledi.
Sonuç olarak stoklar hariç iç talebin çeyreklik büyümeye olumsuz katkısı, birinci çeyrekteki 0,6 puandan ikinci çeyrekte 1,0 puana yükseldi.
Yatırım tarafında alışılmadık bir tablo gözlemlendi. Yıllık bazda makine ve teçhizat yatırımları yüzde 1,6, diğer varlıklar üzerindeki yatırımlar ise yüzde 4,1 oranında artırken, inşaat yatırımları yüzde 0,9 geriledi. Toplam yatırım büyümesi ise yüzde 0,6 ile tarihsel anlamda zayıf bir seviyede kaldı.
Net ihracat, iki çeyrek aradan sonra pozitife geçti
Küresel talebin zayıf seyri rağmen, net ihracat çeyreklik büyümeye olumlu katkı sağladı ve iki çeyrek süresince büyümeyi aşağı çeken olumsuz etkisini sonlandırdı. İhracat çeyreklik bazda yüzde 6,2 oranında yükselirken, bir önceki çeyrekte yüzde 7,0 düşüş göstermişti. İthalat ise yüzde 3,4'ten yüzde 1,8'e gerileyerek azalma göstermeye devam etti. Net ihracatın çeyreklik büyümeye katkısı ise 1,8 puan olarak hesaplandı.
Yıllık bazda ithalattaki yüzde 6,4'lük düşüş, ihracattaki yüzde 3,4'lük kaybı fazlasıyla telafi etti ve net ihracatın katkısı eksi 2,5 puandan artı 0,6 puana yükseldi.
Kişi başına milli gelir 19 bin doları geçti
Gelir tarafında, ücretlerin katma değer içindeki oranı ikinci çeyrekte yüzde 36,1 seviyesine geriledi. Bu oran, 2024 yılından bu yana yüzde 36-37 aralığında dalgalanıyor.
Yıllık GSYH rakamı 1,71 trilyon dolara ulaşırken, kişi başına düşen gelir birinci çeyrek itibarıyla 18 bin 500 dolardan 19 bin 139 dolara yükseldi.
Merkez Bankası'ndan erken bir müdahale
Merkez Bankası, ağustos ayı sonunda bir hafta vadeli repo ihale süreçlerine dönerek fonlama maliyetini 300 baz puanlık bir indirimle güncelledi. Politika faizi yüzde 37 düzeyine ulaşırken, fonlama faizi ikinci çeyrek süresince yüzde 40 seviyesini korumuştu.
Raporda bu adımın beklenenden önce geldiği ifade edilirken, enflasyonun görünümündeki zorluklar nedeniyle Merkez Bankası'nın gelecekte ihtiyatlı bir yaklaşımı sürdürmesi bekleniyor.
Talep koşullarındaki dezenflasyonist durumun devam ettiği, ancak jeopolitik belirsizlikler, sürekli yüksek enflasyon beklentileri ve kalıcı enflasyon etkilerinin dezenflasyon sürecine katkıyı kısıtladığı vurgulandı. Enerji fiyatlarındaki artışın da riskleri artırdığı belirtildi; kayan ölçek mekanizmasından elde edilen desteğin azalması ve 1 Ekim'den sonra tamamen sona ereceği ifade edildi.
Üçüncü çeyrek için yüzde 3 sinyali
Öncü göstergeler, üçüncü çeyrekte sanayi açısından zayıf bir görünüm işaret ediyor. Ağustos itibarıyla reel sektörde toplam siparişler çeyreklik bazda daralma gösterdi. Ortalama kapasite kullanım oranı ise, tarihsel ortalamasının oldukça altında kalan ikinci çeyrek seviyesinin altına düştü.
Ancak kurumun aylık GSYH göstergesi, üçüncü çeyrek için yıllık yaklaşık yüzde 3'lük bir büyümeye umut veriyor. Bu da yüzde 1,0-1,5 aralığında bir çeyreklik büyüme tahminine işaret ediyor. Sektörel güven anketleri, hizmetler ve inşaat faaliyetlerinin üçüncü çeyrekte büyümeye daha fazla katkı sağlayabileceğine işaret ederken, tarım sektörünün de destekleyici kalması bekleniyor.
Yıl sonu büyüme tahmini yüzde 3,0 olarak korundu
Garanti BBVA Research, jeopolitik gerilimlerde yeni bir artış yaşanmaması ve ihtiyatlı bir politikada devam edilmesi koşuluyla 2026 yılı için büyüme tahminini yüzde 3,0'da sabit tuttu.
Maliye politikasının yalnızca ölçülü derecede dengeleyici olmasının ve Merkez Bankası'nın politika faizini aralık ayına kadar yüzde 37 seviyesinde tutmasının durumunda, yılın ikinci yarısında büyümenin yüzde 3,5'e yükselebileceği öngörülüyor. Ayrıca, KOBİ'lere ve imalat sektöründeki firmalara yönelik hedefli finansman desteklerinin de bu toparlanmayı destekleyeceği kaydedildi.
Öte yandan, Orta Doğu'daki savaş, görünüm açısından temel bir aşağı yönlü risk faktörü olmaya devam ediyor. Eylül ayında açıklanması beklenen yeni Orta Vadeli Program hedeflerinin, kısa vadeli projeksiyonlar üzerinde değerlendirme yapmayı netleştirmesi bekleniyor.