Elazığ Haber Ajansı

Altın ve Gümüş Fiyatlarını Yükselten 5 Önemli Etken! Piyasalarda Hareketlilik Başladı

7 Ağustos Cuma günü değerli metaller pazarında kaydedilen belirgin bir artış dikkat çekti. Altının ons değeri gün sonunda yüzde 2,4'lük bir yükselişle 4.342 dolara ulaşırken, seans sırasında 4.411 dolara kadar tırmandı. Gümüşde ise değer kazanımı yüzde 3,6’yı buldu ve böylece fiyatı 64,27 dolara çıktı.

Değerli metallerdeki bu keskin yükselişin arkasında, aynı anda etkili olan beş önemli piyasa faktörü bulunuyor. Cnbc-E'de yayımlanan bir habere göre, altın ve gümüşdeki bu yükselişi tetikleyen başlıca olayların yanı sıra yatırımcıların gelecekte dikkatle takip edeceği kritik göstergeler de öne çıkıyor.

ABD İstihdamında Şok Düşüş ve Fed Beklentileri

ABD ekonomi verileri, istihdam piyasasında beklenilenin oldukça altında kaldığına işaret etti. ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu’nun Cuma günü açıkladığı verilere göre, Temmuz ayında 80 bin kişilik bir artış öngörülürken, 23 bin kişilik istihdam kaybı gerçekleşti.

Haziran ayına ait istihdam artışı ise 57 binden 20 bine revize edildi. Mayıs ve Haziran ayları için toplam aşağı yönlü revizyon 103 bin kişiyi buldu ve iş gücü piyasasında gözlemlenen belirgin yavaşlama, Fed’in maksimum istihdam hedefinin yeniden gündeme gelmesine sebep oldu.

Zayıf istihdam verileri sonrasında Fed’in faiz artışına gitme olasılığında bir gerileme yaşandı; bu durum ABD Hazine tahvili getirilerinin de düşmesiyle sonuçlandı. Faiz getirisi olmayan altının tutulmasının fırsat maliyetinin azalması, değerli metal alım iştahını artırarak fiyatları destekledi.

Fed’in Faiz Artırım Beklentisi Düşüşte

İstihdam verilerinin ardından piyasalardaki Fed’in para politikasıyla ilgili beklentiler hızla değişti. CME FedWatch verilerine göre, Fed’in Eylül’de faiz artışı yapma olasılığı, Perşembe sabahındaki yüzde 55’ten Cuma sabahı yüzde 40’a düştü.

Son altı haftada yüksek enflasyon ve güçlü istihdam görünümü üzerinden gerçekleştirilen faiz artışı bekleyişi, Temmuz ayındaki zayıf istihdam verileriyle belirgin bir şekilde zayıflamış durumda.

Faiz beklentilerindeki bu azalma, ABD tahvil piyasasında reel getiriler üzerinde de baskı oluşturarak, yatırımcılar için faiz getirisi olmayan altının taşıma maliyetini azaltarak talebi artırdı.

Piyasalardaki bu yeni fiyatlama, altındaki artışın önemli bir kıvılcımını oluştururken, yatırımcıların bundan sonra Fed’in para politikasının sinyallerini ve ABD’den gelecek enflasyon verilerini yakından izlemesi bekleniyor.

Çin'den Altın Piyasasına Güçlü Sinyal: Rekor Fiyatlara Rağmen Alım Devam Ediyor

Çin Halk Bankası’nın (PBOC) son açıklamalarına göre, banka Temmuz 2026 itibarıyla rezervlerine yaklaşık 20 ton altın ekledi. Bu durum, Çin’in altın alım geleneğini üst üste 21. ayına taşımış olup, Temmuz ayında Ekim 2023’ten bu yana en yüksek alım gerçekleştiğini göstermektedir.

Altının ons fiyatının 4.000 doları aşan bir dönemde yaşanan bu satın alma, merkez bankalarının yüksek fiyatlara rağmen altın talebini devam ettirdiğine işaret etmekte. Çin’in düzenli altın alımları, rezervlerini çeşitlendirme ve doların ağırlığını azaltma stratejisine bağlı olarak devam etmekte.

Merkez bankalarının istikrarlı altın talebinin küresel piyasa açısından önemli bir destek faktörü olmayı sürdürmesi, fiyatların uzun vadeli trendinde de kritik bir rol üstleniyor. Çin'in tutarlı alımları ise, yüksek fiyat seviyelerine rağmen altının rezerv varlığı olarak hala cazip olduğunu gösteren güçlü bir sinyal sunuyor.

Gümüşte Çifte Destek: Arz Açığı ve Sanayi Talebi Fiyatları Yükseltiyor

Gümüş, Cuma günü yüzde 3,6 değer kazanarak altından daha etkileyici bir performans sergiledi ve altın-gümüş oranı yaklaşık 67:1 seviyesine geriledi. Bu değerli metal, düşük faiz beklentilerinin sağladığı destek ile beraber artan sanayi talebinden de fayda sağlıyor.

Güneş enerjisi panelleri, elektrikli araçlar ve yapay zeka alt yapısındaki hızlı büyüme, gümüşe yönelik endüstriyel talebi artırırken piyasada arz açığını da derinleştiriyor. Gümüş piyasasının üst üste beşinci yılı arz açığıyla kapatması beklenirken, 2026’da altıncı kez arz-talep dengesizliği yaşanacağı öngörülüyor.

Fiziksel arzda yaşanan kısıtlara rağmen parasal ve endüstriyel talebin güçlü seyretmesi, gümüş fiyatlarının altına göre daha fazla yükseliş göstermesini destekleyen temel unsurlar arasında öne çıkıyor.

Hürmüz Boğazı'nda Yumuşama Sinyali: Petrol Geriledi, Altın ve Gümüş Destek Buldu

Piyasalardaki değerli metallar üzerinde etkili olan bir diğer önemli gelişme ise, Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer güvenliğiyle ilgili sağlanan diplomatik temaslardan kaynaklandı. İranlı milletvekillerinin, Umman arabuluculuğunda hazırlanan anlaşma taslağını gözden geçirmesi ve taraflardan gelen olumlu açıklamalar, bölgedeki gerilimin azalabileceği yönündeki beklentileri güçlendirdi.

Gerilimin azalmasıyla birlikte petrol fiyatlarındaki risk primi de düştü. Petrol fiyatlarındaki bu azalma, enerji kaynaklı enflasyoninin baskısını hafifletmesi açısından önem taşırken, Fed’in faiz politikasına yönelik sıkılaşma beklentilerini de zayıflatıyor.

Bu durumu, tahvil getirileri ve reel faizler üzerindeki baskıyı azaltarak, faiz getirisi olmayan altın ve gümüş gibi değerli metallerin cazibesini artıran bir başka faktör olarak değerlendirmek mümkün.

Piyasalar Gelecekte Neye Odaklanacak?

Beş farklı piyasa dinamiğinin benzer yönde bir araya gelmesi, altın ve gümüşde güçlü bir yükselişe neden oldu. Ancak piyasanın gelecekte hangi yöne gideceğini belirleyecek kritik veriler henüz açıklanmadı.

Fed’in 16 Eylül tarihinde alacağı faiz kararı öncesi yayımlanacak olan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) ve Kişisel Tüketim Harcamaları (PCE) verileri, ABD Merkez Bankası’nın faiz politikasına dair beklentileri şekillendirmede belirleyici bir rol üstlenecektir.

Öte yandan Hürmüz Boğazı’na ilişkin diplomatik sürecin resmiyete dönüşüp dönüşmeyeceği ve olası anlaşmanın sahada uygulanıp uygulanmayacağı da piyasalarda dikkatle takip edilecektir. Bölgede meydana gelen tansiyonun kalıcı olarak düşmesini sağlamak, petrol fiyatlarındaki risk primini azaltarak enerji kaynaklı küresel enflasyon beklentilerini de aşağıya çekebilir.

Dolayısıyla önümüzdeki dönemde hem altın hem de gümüşün seyri açısından yalnızca ABD’den gelecek makroekonomik veriler değil, Orta Doğu’daki diplomatik gelişmeler de son derece önemli bir rol oynayacaktır.