ABD Enflasyon Raporu Açıklandı! Dr. Sefer Humar'dan Altın, Dolar ve Borsa İstanbul'a Dikkat Çeken Uyarılar!
Amerika Birleşik Devletleri'nde temmuz ayı için açıklanan tüketici fiyatları, önceki aya göre yalnızca yüzde 0,1 artış gösterdi. Yıllık enflasyon oranı ise yüzde 3,4 seviyesine ulaşırken, çekirdek enflasyon da aylık yüzde 0,2, yıllık ise yüzde 2,5 düzeyinde kaydedildi. Bu verilerin piyasa beklentileriyle uyumlu gelmesi, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) eylül ayında faiz artırma olasılıklarını zayıflattı.
Ekonomist Dr. Sefer Humar, Tgrthaber.com Özel Haber Şefi Bengü Sarıkuş'a açıklamalarında, bu verilere bağlı olarak piyasaların nasıl bir etki altında kalabileceğini anlattı.
ABD enflasyon verileri açıklandı. Bu rakamı nasıl yorumluyorsunuz?
Ekonomist Dr. Sefer Humar: Temmuz ayı ABD Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verisini başlangıçta olumlu bir durum ama piyasa açısından beklenmedik bir sonuç olarak nitelendiriyorum. Yıllık TÜFE'nin yüzde 3,4'e düşmesi, haziran ayında kaydedilen yüzde 3,5'lik orandan aşağıda olması açısından önemli bir gelişme. Daha da önemlisi, bu rakamın piyasa beklentileriyle tamamen örtüşmesi oldu.
Bu noktada iki durumu ayırmak gerek. İlk olarak enflasyonun yönü düşüşte. İkincisi ise bu azalışın halen Fed'in hedefi olan yüzde 2 ile uyumlu bir seviyeye ulaşmadığını belirtmek önemli. Dolayısıyla bu veriyi “enflasyon sorunu sonlandı” şeklinde değil, “enflasyonist baskıların yavaş yavaş azaldığı” şeklinde okumak daha doğru.
Benim için önemli bir prensip var: “Piyasa rakamları değil, bu rakamların beklentilerden ne kadar uzak olduğunu fiyatlar.”
Bugünkü veride belirgin bir sapma yaşanmadığı için piyasada sert ve kalıcı bir fiyatlanma olmasını beklemiyorum. Önemli olan, gelecekte izlenecek aylarda bu dezenflasyon eğiliminin sürdürülebilir olup olmadığı.
Piyasaların ilk tepkisi ne yönde oldu?
Ekonomist Dr. Sefer Humar: İlk tepkinin genel olarak risk iştahını artırıcı bir düzlemde değerlendirildiğini ancak dolar ve tahvil faizleri bakımından sınırlı bir aşağı yönlü baskı oluşturduğunu düşünüyorum.
Zira bu veri, enflasyonun yeniden hızlanmasına işaret etmiyor. Aksine, yıllık enflasyon yüzde 3,5'ten yüzde 3,4'e düşmüş durumda. Bu durum, Fed için daha esnek bir politikaya olanak tanıyor.
Ancak özellikle vurgulamak istediğim bir nokta var: Beklentilerle örtüşen bir veri, tek başına büyük bir piyasa hareketliliğine yol açmaz. Zira piyasa zaten yüzde 3,4 seviyesini biliyordu. Dolayısıyla yatırımcıların manşet rakamdan ziyade çekirdek enflasyonun aylık seyrine, hizmet fiyatlarına ve geleceğe dair enflasyon beklentilerine odaklanmaları doğal bir durum.
FED'İN FAİZ HAREKETLİLİĞİNE İLİŞKİN İPUCU
Bu veri Fed’in eylül ayındaki faiz kararı bakımından beklentileri nasıl etkiledi? Faiz indirim olasılığı güçlendi mi yoksa zayıfladı mı?
Ekonomist Dr. Sefer Humar: Bu verinin Fed’in eylül toplantısı bağlamında faiz indirim ihtimalini zayıflatmadığını, aksine marginal bir destek sağladığını söyleyebilirim. Ancak burada “Bu veri geldi, Fed kesin olarak faiz indirecek” demek hatalı olur.
Çünkü Fed yalnızca TÜFE’ye odaklanmıyor. Özellikle istihdam piyasası, ücret artışları, kişisel tüketim harcamaları ve Fed’in tercih ettiği PCE enflasyonu da dikkate alınacak. Dolayısıyla bu veri Fed’e şu mesajı iletiyor:
“Enflasyon artık hız kazanmıyor ve aşağı yönlü eğilim devam ediyor; bu nedenle faiz indirimi ihtimali tamamen kapalı değil.”
Fakat o kapıdan geçmek için Fed’in yine başka verilere ihtiyacı var. Bence en doğru tabir şu: “Bu veri faiz indirimine kapıyı aralamadı; fakat engellerden birini ortadan kaldırmış oldu.”
Bu nedenle eylül ayındaki indirim beklentisinin bir nebze güçlenmesini mantıklı buluyorum; ancak bunun yoğun bir fiyatlamaya dönüşeceğini düşünmüyorum.
RALLİYE BAŞLANGIÇ DEMEK ZOR
Açıklanan verilerin ons altında nasıl bir fiyatlama yaratmasını bekliyorsunuz?
Ekonomist Dr. Sefer Humar: Altın konusunda daha dikkatli bir yaklaşımım var. İlk bakışta, ABD’deki enflasyonun düşmesi ve Fed’in faiz indirimi beklentilerinin desteklenmesi ons altın için olumlu bir sinyal olarak değerlendirilebilir. Zira düşük faiz beklentisi, ABD tahvil getirilerini ve reel faiz oranlarını aşağı çekerek altının alternatif maliyetini etkileyebilir. Ancak burada kritik bir nokta bulunuyor:
“İyi veri geldi, dolayısıyla altın yükselir” gibi bir mantık yok.
Çünkü altının gelecekteki seyrinde Fed beklentileri, dolardaki yönelim, ABD 10 yıllık tahvil faiz oranları, jeopolitik riskler ve yatırımcıların mevcut pozisyonları da belirleyici unsurlar olacak. Bu nedenle, bugünkü verilere bağlı olarak altının pozitif bir etkisi olduğunu düşünsem de, bu durumun tek başına kalıcı bir yükseliş trendi başlatacak kapasitede olmadığını savunuyorum. Özellikle Türkiye'li yatırımcılar açısından da görülebilecek kısa vadeli hareketleri hemen “büyük bir yükseliş trendinin başlangıcı” olarak değerlendirmemek lazım.
Ben, 7.000 seviyeleri etrafında oluşacak kısa vadeli hareketlerin yanı sıra bu seviyelerin kalıcılığına odaklanırım. Çünkü piyasada önemli olan, sadece bir fiyatın görülmesi değil, bu fiyatın hangi temel dinamiklerle şekillendiğidir. Altın konusundaki bakış açım bu çerçevede hâlâ temkinli.
Peki bu gelişmeler Borsa İstanbul için ne anlama gelebilir?
Ekonomist Dr. Sefer Humar: Borsa İstanbul açısından ABD TÜFE verisini dolaylı ama olumlu bir durum olarak yorumluyorum. Zira ABD’de enflasyonun denetim altında kalması, Fed’in daha güvercin bir yaklaşım benimseme ihtimalini artırıyor. Bu da gelişen piyasalarda genel likidite koşullarını iyileştirebilir.
Yine de Borsa İstanbul'un durumu sadece ABD TÜFE’si ile sınırlı değil. Türkiye bağlamında şirket karları, faiz oranları, kredi koşulları, yabancı yatırımcı ilgisi, kur dinamikleri ve iç ekonomik beklentiler de çok kritik bir rol oynuyor. O yüzden, ABD TÜFE verisini BIST için yalnızca “yükseliş nedeni” olarak görmemek gerektiğinin altını çiziyorum; bu durum, küresel risk iştahını destekleyen bir etken olarak değerlendirilebilir.
Benim görüşüm şu şekilde: “Küresel rüzgar arkamızdan esebilir; ama geminin yönünü yine kendi motoru belirler.” BIST’in sağlam ve sürdürülebilir bir yükseliş yaşayabilmesi için, dışarıdan gelen olumlu havanın yanı sıra içeride de bir hikaye oluşturulması gerekiyor.
ALTIN YATIRIMCILARI İÇİN GÖRÜNÜM NETLEŞTİ
İç piyasada altın, döviz ve borsa yatırımcıları açısından bu veriden sonra ne gibi bir pozisyon alımı görmek mümkün?
Ekonomist Dr. Sefer Humar: Yatırımcıların bu günkü açıklanan verinin ardından çok sert bir pozisyon değişikliği yapmalarını beklemiyorum. Zira veri, beklenenden fazla bir olumlu sürpriz sunmadı; mevcut beklentileri daha çok pekiştirdi.
Altın yatırımcıları için durum şöyle: Fed’in daha güvercin olma olasılığı artmış durumda; ancak bunun ons altında sınırsız bir yükseliş anlamına geleceğini düşünmüyorum. Özellikle yüksek seviyelerde kar realizasyonu ve volatilite ihtimalinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtmek isterim.
Döviz tarafında ise ABD enflasyonundaki düşüş, doların uluslararası arenada bir miktar baskı altında kalmasına yol açabilir. Ancak Türkiye'deki dolar/TL’nin hareketleri sadece küresel dolar etkisiyle açıklanamaz. Ülke içindeki para politikası, enflasyon oranları, rezerv durumu ve sermaye akımları da belirleyici bir rol oynuyor.
Borsa tarafında ise, küresel risk iştahının güçlenmesi olumlu bir gelişme. Ancak burada da veri kaynaklı kısa vadeli hareket ile kalıcı trendin birbirinden ayrılması önemli.
Yatırımcı bakış açısından bu durumu şöyle özetleyebilirim: “Veri piyasanın yolunu açtı ancak yeni bir yön çizmedi.”
Böylece benim tespit ettiğim ana tema, bugünkü verinin sert pozisyon değişikliğine neden olmaktan ziyade, mevcut durumların yeniden değerlendirilmesini ve yatırımcıların Fed'in eylül toplantısına yönelik beklentilerini güncellemelerini sağladığıdır.
Sonuç olarak, ABD'de enflasyonun yüzde 3,4 seviyesine gerilemesi olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ancak yüzde 2'lik hedefin hala belirgin bir biçimde üstünde olduğumuzu göz önünde bulundurmak önemlidir. Bu nedenle, bugünkü veriyi “enflasyonla mücadelede zafer” değil, “doğru yolda atılmış bir adım” olarak algılıyorum.
Ve belki de piyasalar açısından en mühim cümle şudur: “Bir verinin piyasayı hareket ettirmesi bir şey, trendi değiştirmesi ise başka bir durumdur.” Bugünki veri beni piyasayı harekete geçirebilir; fakat yalnızca büyük resimdeki trendi değiştirmek için yeterli güce sahip değil.