Zeytinoğlu'ndan Önemli Açıklama: Sanayimize Rekabet Gücü Katacak Politikalar Geliştirilmeli!
ADEM ADIGÜZEL/KOCAELİ
Kocaeli Sanayi Odası'nın ağustos ayı meclis toplantısında, sanayinin doğal afetlere hazırlığı, küresel ticaretteki korumacı yaklaşımlar ve Avrupa'nın iklim politikalarının ihracat üzerindeki etkileri masaya yatırıldı. Toplantıda, Türkiye'nin küresel ekonomik arenadaki değişen konumuna dair değerlendirmeler yapılırken, sanayicilerin gelecekteki pazarları önceden belirlemesi ve rekabet gücünü artırmaya yönelik adımlar atması gerektiğinin vurgusu yapıldı.
Sanayi kuruluşlarının afetlere karşı hazırlığının kritik olduğunu belirten Kocaeli Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, “Sanayi tesislerimizin afet durumlarına karşı hazırlık yapması son derece önemli. Bu kapsamda AFAD ile yürüttüğümüz APELL Telsiz Sistemi, bu hazırlık çerçevesinde kritik bir rol oynamaktadır. Valilik koordinasyonuyla İl AFAD Müdürlüğü ve Kocaeli Sanayi Odası arasında imzalanan iş birliği protokolü dahilinde yenilenen Özel Tehlike Kanalı Telsiz Sistemi'ne 36 firma ve OSB'nin entegrasyonu sağlandı. Eski analog sistemimizi 14 Ağustos itibarıyla devre dışı bıraktık ve yeni dijital sistem üzerinden telsiz iletişimine geçtik” şeklinde konuştu.
Küresel ticaretteki korumacı politikaların artışına dikkat çeken Zeytinoğlu, “ABD'nin Türkiye menşeli ürünlere uyguladığı yüzde 12,5'lik ek gümrük vergisi, özellikle tekstil ve hazır giyim sektörlerinde ek bir maliyet oluşturmaktadır. Avrupa Birliği ise sanayisini küresel kapasite fazlası ve düşük fiyatlı ithalat karşısında korumak amacıyla çeşitli adımlar atıyor. Türkiye'nin, sanayimizin rekabet gücünü sürdürebilmesi için bu politikaları daha güçlü bir şekilde benimsemesi gerekiyor. Avrupa Birliği'nin Emisyon Ticaret Sistemi konusundaki güncellemelerini Türk ihracatçıları açısından dikkatle izlemeliyiz” ifadelerini kullandı.
“İklim değişikliği, Avrupa ekonomisi için yeni bir kırılganlık alanı yaratıyor”
Avrupa'nın karbonsuzlaşma çabalarının, Türkiye'nin ihracat maliyetleri üzerinde etkili olacağını ifade eden Zeytinoğlu, “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, sanayicilerimiz için yeni maliyetler doğurabilir. İklim değişikliği, Avrupa ekonomisi açısından yeni bir kırılganlık faktörü oluşturmakta. Avrupa'daki sıcaklık artışları, kuraklık, orman yangınları ve nehir taşımacılığındaki kapasite kayıpları sanayi üretimini olumsuz etkileyebilir. Yaşanan bu gelişmeler, sürdürülebilirliğin yalnızca çevresel bir mesele olmamakla birlikte, aynı zamanda sanayinin rekabet gücünün kritik bir unsuru haline geldiğini göstermekte” dedi.
“Sanayiciler, kısa vadeli olayların ötesine bakmalıdır”
Sanayicilerin, kısa vadeli gelişmelerin ötesine odaklanması gerektiğini vurgulayan DEİK Türkiye-Avustralya İş Konseyi Başkanı ve Çalık Holding Yönetim Kurulu Üyesi Steven Young, “Bizler, 20, 30, hatta 40 yıl sonrasını önceden düşünmeliyiz. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki ekonomik fark giderek azalmaktadır. Türkiye'nin, gelecekte oluşacak yeni ekonomik dengelere hazırlanması gerekiyor” dedi.
“2050'de gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ülkeleri geçebilir”
Young, “Gelişmiş ülkelerin ekonomik büyüklüğü 2010 yılında 43 trilyon dolar seviyesindeyken, gelişmekte olan ülkeler 23 trilyon dolarda kalmaktaydı. 2025 yılına geldiğimizde ise gelişmiş ülkelerin toplam ekonomik büyüklüğü 69 trilyon dolara, gelişmekte olanların ise 48 trilyon dolara ulaşacağı öngörülüyor. Bu fark hızla kapanmakta. Bu trend devam ederse, 2050 yılına gelindiğinde gelişmekte olan ülkeler, gelişmiş ülkeleri geride bırakabilir” ifadelerini kullandı.
“Gelecekte üreteceklerimiz için hangi pazarların ihtiyaç duyacağını tespit etmeliyiz”
Young, “Türkiye'nin ihracatında Avrupa'nın önemli bir rolü bulunmaktadır. Komşu ülkelerle ticari ilişkileri geliştirmek önemlidir, ancak ihracat stratejimizi bununla sınırlı tutmamalıyız. Gelecekte üreteceğimiz ürün ve hizmetler için hangi pazarların talep göstereceğini şimdiden belirlemeliyiz. Afrika ve Asya, dikkat etmemiz gereken kıtalar arasında yer alıyor. Avrupa'daki mevcut pazarımızı korurken, bunun üzerine yeni pazarlar oluşturmalıyız” dedi.
Young, “50 yıl içerisinde dünyanın en büyük üç ekonomisi Çin, Hindistan ve ABD olacak. Avrupa ülkelerinin ilk 10'daki etkisi ise ciddi oranda azalacak. Türkiye'nin ekonomik büyüklüğü de gelecekte üç katından fazla artabilir. Türkiye'nin kazananlar arasında yer alma potansiyeli bulunmakta. Büyük yatırımlar, her zaman nereye yöneldiğini araştırır. Yalnızca maliyet değil, aynı zamanda iyi eğitim sistemi ve nitelikli iş gücü de arar. Türkiye'nin rekabet gücünü artırabilmesi için insan kaynağına, eğitime ve diğer yapısal alanlara odaklanması gerekmekte” dedi.
“Türkiye, yeni küresel ekonomik yapılara hazırlık yapmalı”
Toplantıda, Türkiye'nin küresel ekonomideki değişen üretim ve ticaret merkezlerini yakından takip ederek yeni fırsatlar yaratması gerektiği vurgulandı. Sanayinin uzun vadeli rekabet gücünü korumak için ihracat pazarlarını çeşitlendirmenin, nitelikli insan kaynağını geliştirmenin ve sürdürülebilir üretime yönelik yatırımları artırmanın önemine dikkat çekildi. Değişen küresel koşullara uyum sağlayacak güçlü ve dayanıklı bir sanayi yapısının oluşturulmasının, Türkiye'nin dünya ekonomisindeki konumunu güçlendireceği ifade edildi.