Elazığ Haber Ajansı

Yüksek Rekolteye Rağmen 5 Üründe Fiyatlar Düşüşte!

VEYSEL AĞDAR

Geçen yıl kuraklık, zirai don ve sel gibi doğal afetlerle başa çıkmaya çalışan çiftçiler, bu yıl da yüksek ürün miktarlarıyla düşük fiyatlar sorunuyla karşı karşıya kaldılar. Türkiye'nin önde gelen ihraç ürünleri arasında yer alan fındık, kuru üzüm, yeşil mercimek ve sarımsakta üretim fiyatları, bir önceki seneden daha düşük seviyelerde kaldı. Mazot, gübre, işçilik gibi girdi maliyetleri son bir yıl içinde en az yüzde 50 oranında artarken, hem serbest piyasadaki hem de kamu alım fiyatlarının beklentileri karşılamaması, çiftçilerin finansal durumunu olumsuz biçimde etkiledi. Özellikle serbest piyasa fiyatlarının, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) açıkladığı alım fiyatlarının altında seyretmesi, tarım sektörü için "bolluk üreticiye yarar sağlamadı" şeklinde yorumlara neden oldu. Tarım temsilcileri, piyasadaki istikrarı sağlamak için fiyatlar yükseldiğinde ithalata yönelen yetkililerin, fiyatlar düştüğünde tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak ve çiftçilerin zarar görmemesi adına fazla ürünlerin piyasadan çekilmesi için gerekli önlemleri almasını talep ettiler. Ayrıca, alımlarda kota uygulamasının kaldırılması ve ödeme şartlarının iyileştirilmesi de sektörün bir başka talebi oldu.

Fındıkta TMO 250 lira, piyasa 170’ten alıyor

Geçen yıl zirai don yüzünden rekoltesi yüzde 50 daralan fındıkta, bu sene yüksek üretim çiftçiye olumsuz etki yaptı. Geçtiğimiz yıl serbest piyasada kilosu 370 liraya kadar yükselen fındık, ardından 170-180 TL seviyesine geriledi ve yeni sezonda da benzer fiyat aralıklarında işlem görmekte. Serbest piyasa fiyatı, TMO’nun bu yıl belirlediği 250 liralık alım fiyatının 70-80 lira altında kalırken, üreticinin 300 TL’lik fiyat beklentisi de karşılanmadı. Fındık üretici birliği FİSKOBİRLİK, fındık alım fiyatını üyeleri için 195 TL ve üye olmayan üreticiler için 185 TL olarak belirledi. TMO, geçen yıl yaşanan zirai don için 200 lira alım fiyatı açıklamıştı. Üretici temsilcileri, çiftçilere fındıklarını emanete bırakmaları konusunda tavsiyelerde bulunarak, piyasada fiyatların dengelenmesine çalışıyorlar.

Kuru üzüm alım fiyatı, geçen yılın 40 lira altında

Geçen yıl 9 numara kuru üzümü 120 TL’den satın alan TARİŞ, bu sezon 80 lira alım fiyatı belirledi. 80 TL’lik avans fiyatı, geçen yılki fiyattan 40 lira düşükken, serbest piyasada fiyatlar 60-65 lira arasında işlem görüyor. Üreticilerin beklentisi ise en az 150 lira seviyesindeydi. Bağcılıktaki girdi maliyetlerinin son bir yılda yaklaşık yüzde 70 oranında arttığını belirten Manisa Salihli Ziraat Odası Başkanı Cem Yalvaç, “2023 yılında üretici 100-120 TL, 2025 yılında ise yaklaşık 120 TL seviyelerinde satış yaptı. Şimdi 2026'dayız ve açıklanan fiyat 80 lira. Üstelik bu brüt rakam, hangi kesintilerin yapılacağı henüz belirsiz” dedi. Yalvaç, serbest piyasadaki fiyatların üreticinin beklentilerinin çok altında olduğunu vurgulayarak, “Salihli'de tüccar üzümü 65-70 TL arasında alıyor. Devlet, sezon başlamadan önce fiyatları açıklayıp alım noktalarını belirlemeli. Üreticinin ürünü hasat ettikten sonra ilaç, mazot, gübre ve işçi ücretlerini ödeyebilmesi gerekiyor. Eylül sonu ya da ekim başında çiftçinin elinde fazla ürün kalmıyor; üretici borçlarını kapatmak amacıyla ürününü satmak zorunda kalıyor” dedi. Yalvaç, sadece üzüm değil, diğer tarım ürünlerinde de benzer sorunların yaşandığını belirtti; karpuz, kayısı, salatalık, salçalık domates, kiraz ve erik gibi ürünlerin de üreticinin beklediği geliri getirmediğini ekledi.

Devlet, kilo başına en az 15-20 lira prim vermeli

Mısır, İran, Özbekistan, Azerbaycan ve Hindistan gibi ülkelerdeki üretim maliyetlerinin Türkiye'den çok daha düşük olduğuna dikkat çeken Yalvaç, “Türkiye’de bir ton üzümün maliyeti yaklaşık 2.800-2.850 dolarken, rakip ülkelerde bu rakam 1.700-1.750 dolar seviyelerinde. Bu koşullarda dünya pazarında nasıl rekabet edebiliriz? Ürünü Kanada, İngiltere, Almanya veya Hollanda'ya nasıl satacağız?” dedi. Üreticinin ayakta kalabilmesi için devlet desteğine ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Yalvaç, devletten, üreticinin sürdürülebilirliği için sattığı ürünün kilogramına en az 15-20 lira prim verilmesi gerektiğini söyledi. Bu primin, ister tüccara, ister işletmeye, ister TMO'ya, ister TARİŞ’e verilmesi gerektiğini belirten Yalvaç, “Bu prim üreticinin hesabına yatmalı. Aksi halde çiftçi zor durumda kalır” ifadesinde bulundu.

Yeşil mercimek fiyatı yüzde 50 düştü

Türkiye’nin önemli yeşil mercimek üretim alanlarından biri olan Yozgat'ta alım fiyatları geçen yıla göre yüzde 50 azalmış durumda. Geçen yıl kilosunu 45 TL’ye satan mercimek üreticisi, bu yıl yapılan alımlarda ürünün kalitesine göre 18 ile 25 lira arasında fiyat teklifi alıyor. Yozgatlı üreticilerin tepkileri üzerine TMO müdahale ederek, mercimeğin kilosunu 32 liradan alacağını açıklayınca, piyasalarda fiyatlar 30 lira seviyesine yükseldi. Üç yıl önce kilosunu 60 liraya sattıkları ürünü, bu yıl 30 liraya satışta zorlandıklarını vurgulayan Sorgun Ziraat Odası Başkanı Fatih Özdemir, fiyat düşüşünün rekolteyle değil, ithalat ve değerli TL ile kaynaklandığını ifade etti. Özdemir, “İç piyasada öncelik buğday ve pirinçten gelen Hindistan ve Kanada ürünlerine veriliyor. Geçen yıl belirlenen 45 lira alım fiyatına bu yıl ulaşmak hayal oldu. Ekimi daralan alanlara rağmen TMO devreye girmeseydi fiyatlar hâlâ 30 TL’nin altında kalacaktı. Ekmeklik buğdayda da aynı sorunlar yaşanıyor; TMO 16,5 lira verdi ama üreticiler 14,5-15,5 liradan mal satmakta zorlanıyor” dedi.

Sarımsakta geçen yılki fiyatlar kayıp

Türkiye'nin önde gelen sarımsak üretim bölgelerinden Kastamonu, Gaziantep ve Maraş’ta sarımsak üreticileri yüksek verime rağmen düşük fiyatlar nedeniyle hayal kırıklığı yaşıyor. Geçen yıl Taşköprü sarımsağını 120-150 liradan satan çiftçiler, bu yıl 100-120 liradan alıcı bulabiliyor. Gaziantep Araban'da sarımsak fiyatları da 30-40 lira arasında değişiyor.

Kayısı fiyatları 230-270 lira arasında düşüş gösterdi

Malatya’da kayısı üreticileri, düşük rekolteye rağmen fiyatların geçen yılın gerisinde kalması nedeniyle sıkıntılı bir sezon geçiriyor. Malatya Yağızhan Ziraat Odası Başkanı Yunus Kılınç, kayısı piyasasının durumunu değerlendirirken, bu yıl rekoltenin normal ortalamanın yaklaşık yarısında kaldığını ancak buna rağmen üreticilerin ürünlerini satmakta zorluk yaşadığını dile getirdi. Malatya'da genellikle 120-130 bin ton seviyesinde kuru kayısı üretimi yapılırken, bu yıl yaklaşık 67 bin ton kadar bir rekolte söz konusu. Normal koşullarda aylık 8-10 bin ton civarında ihracatın gerçekleştirilmesi beklenirken, mevcut durumda yeterli alıcının bulunmadığına dikkat çeken Kılınç, kayısı fiyatlarının şu anda 230-270 lira arasında değiştiğini belirtti. Geçen yıl fiyatların 350-400 lira seviyelerinde olduğunu hatırlatan Kılınç, “Geçen sene kayısımız yoktu, bu yüzden fiyat yükseldi. Ancak bu yıl çiftçiler kayısını satacak yer bulamıyor. Şu anda birkaç ihracatçı mevcut ama kayısı almıyorlar. Acaba amaçları fiyatı düşürmek mi ya da dışarıya gönderememek mi, bu durumu çözemedik. Şu anda ödenen fiyat, maliyetin altında kalıyor” dedi.

"TMO, en az 300 lira taban fiyat açıklamalı"

Üreticilerin sorunlarının aşılması adına Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) piyasalara müdahale etmesi gerektiğini belirten Kılınç, “TMO'nun taban fiyat olarak 300 lira demesi, kayısının değeriyle satılabilmesi adına oldukça önemli. Şu anda 230-270 lira bandında giren kayısılara 250 lira fiyat belirlemek, bu durumun hiçbir anlamı yok” değerlendirmesinde bulundu. Ayrıca, bazı ihracatçıların piyasaya ürün almayarak fiyatların düşmesine neden olduğunu, bu durumun üreticilerin zorda kalmasına yol açtığını iddia etti.