FERZAN ÇAKIR
Belli hedefler var, teknoloji önemli ölçüde hazırlanmış, finansman kaynakları da mevcut. Ancak, yeşil dönüşüm süreci beklenen hızda gelişim göstermiyor.
"COP31'e Doğru İş Dünyası İçin Net Konuşalım" Zirvesi'nde, farklı sektörlerden gelen mesajlar tek bir noktada birleşti: Ne yapılacağı değil, nasıl yapılacağı üzerinde durmak gerekiyor.
EKONOMİ Gazetesi'nin TÜRKONFED iş birliğiyle düzenlediği "COP31'e Doğru İş Dünyası İçin Net Konuşalım" etkinliği, 9 Eylül'de İstanbul Hilton Bomonti Conference Center'da yapıldı. NTV YouTube kanalı üzerinden yayınlanan "Net Konuşalım" programını sahneye taşıyan zirve, iş dünyasının yeşil dönüşüm konusunu hedeflerden uygulamaya, yatırım süreçlerine ve yeni iş modellerine nasıl taşıyabileceğine odaklandı.
Açılış konuşmasında TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü, zirvenin amacını "Jargondan eyleme geçmek" olarak belirtti. EKONOMİ Gazetesi Koordinatörü ve Sürdürülebilirlik Editörü Didem Eryar Ünlü ise, "Yeni hedeflerle değil, verdiğimiz sözleri yatırıma, finansa ve üretime dönüştürmemiz lazım" açıklamasında bulundu.
Zirvede iş dünyası için öne çıkan beş somut öneri şöyle sıralandı:
Garanti BBVA'nın ana sponsorluğundaki zirvenin oturum sponsorları arasında TSKB, Türkiye Sigorta Birliği, Yapı Kredi ve IFAT Eurasia yer alırken; İDO, KKB Greeneks ve Karacasu Tekstil de etkinliğe destek verdi. Zirve, IC Holding tarafından ev sahipliği yapıldı.
DÜNYA YANARKEN ŞİRKET STRATEJİSİ NASIL GÖRÜŞÜLÜR?
EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ'ın moderatörlüğünde gerçekleşen ilk bölümde, "Dünya yanarken şirket stratejisi nasıl oluşturulur?" sorusunun yanıtı arandı. Ticaretteki değişken dengenin yatırım kararları üzerindeki etkisi, bankaların risk değerlendirmeleri ve sigortanın ekonomik dayanıklılıktaki rolü tartışıldı.
GARANTİ BBVA GENEL MÜDÜR YARDIMCISI SİNEM EDİGE:
Güçlü bilanço beş yıl sonra da güçlü kalacak mı?

Bugünün güçlü bilançonuzu beş veya on yıl sonra koruyabilir misiniz? Enerji ve karbon maliyetleri yükselebilir, teknolojiniz eskiyebilir, en büyük müşteriniz tedarik zincirinizden çıkabilir. Bu nedenlerden ötürü, benzer finansal durumdaki şirketlerde dönüşüm planlarını risk değerlendirmesinde dikkate alıyoruz. Avrupa Merkez Bankası'nın araştırmaları, ev ödevini eksiksiz yapan şirketlerin daha düşük maliyetle finansman bulabildiğini gösteriyor. Sürdürülebilirlikle bağlantılı kredilerde hedeflere ulaşılması halinde maliyetler düşmekte ve faiz ile karbon fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı koruma ürünleri sunmaktayız. Çimento ve demir çelik gibi sektörlere, "Sıfır emisyon elde etmelisiniz" demek yerine geçişi finansal olarak desteklemeliyiz. Uygulanabilir dönüşüm planları arıyoruz. Gecikmeler maliyetlerinizi arttıracak ve hareket alanınızı kısıtlayacaktır.
TÜRKİYE SİGORTA BİRLİĞİ YÖNETİM KURULU BAŞKANI AHMET YAŞAR:
Sigorta gerektiği kadar önemli, finansal krize hazır değiliz
Sigorta artık sadece finansal bir araç değil, ekonomik dayanıklılığın kritik unsurlarından biridir. 6 Şubat tarihlerindeki depremler sebebiyle yapılan hesaplamalara göre, yaklaşık 106 milyar dolarlık ekonomik hasarın yalnızca 5 milyar doları sigorta aracılığıyla karşılandı. Bu düşük oran, sigortalılık oranının yetersizliğinden kaynaklanmakta. Eğer oran daha yüksek olsaydı, riski rensürans ile dünyaya yayabilir, yeniden yapım kaynaklarının bir kısmını kalkınmaya ayırabilirdik. Türkiye Sigorta Birliği olarak yaptığımız anketlerde katılımcıların %81.5'i sigortayı gerekli bir güvence olarak değerlendirirken, beklenmeyen bir finansal şoku karşılayabileceklerini düşünenlerin oranı yalnızca %16.3. Sigortalayıcı, yatırım tamamlandığında değil, karar verilme aşamasında devreye girmelidir. İklim ve doğal afet riskleri daha başlangıçta değerlendirilmelidir. Sigortalanabilirlik, finansmana erişimi de etkilediği için bu konu CEO’ların, CFO’ların ve yönetim kurullarının gündeminde sıklıkla yer almalıdır.
TÜRKONFED YK BAŞKAN YARD. NERGİZ KADOOĞLU ÇİFÇİ:
Dönüşümü talep ediyorsak, maliyeti paylaşmalıyız
KOBİ'ler, ihracat pazarlarında ve tedarik zincirlerinde yer alabilmek için dönüşmek zorundadırlar fakat büyük şirketlerle aynı kaynaklara sahip değillerdir. Finansmana, teknolojiye ve uzman insan kaynağına erişimde sıkıntı yaşamaktadırlar. Bu sebeple, devletin uygun maliyetli, uzun vadeli kredi, garanti, hibe ve vergi destekleri sunarak yatırımları kolaylaştırması gerekmektedir. Bankalar yalnızca mevcut teminatları değil, enerji verimliliği gibi yatırımların sağlayacağı tasarruflar ve nakit akışını da değerlendirmelidir. Büyük şirketler, tedarikçilerinden yeni yükümlülükler beklerken, teknoloji, teknik destek ve uzun vadeli alım güvencesi sağlamalılar. KOBİ'lerin hangi yatırımla başlayacağı ve kaynağı nereden bulacağına dair uygulanabilir bir yol haritasına gereksinimi var. Dönüşüm talep ediyorsak, maliyet paylaşımına da açık olmalıyız.
TÜSİAD BAŞKAN YARDIMCISI FATİH KEMAL EBİÇLİOĞLU:
Beklentimiz dönüşümün hızlanmasıydı

Yeşil dönüşüm sürecinin hızlanmasını bekliyordum fakat şu an gözlemlenen yavaşlama, yönün değişmediğine işaret ediyor. Avrupa ile ticaretimizi sürdürmek istiyorsak, adaptasyon kaçınılmaz. Sanayiciler, bir yandan Çin’in rekabet baskısını, diğer yandan gelişmiş ülkelerin korumacı politikalarını ve hızlanan teknolojik değişimleri dikkate almalıdır. Bu sorunları bir yapıya entegre olmadan tek başımıza çözmek maliyetli olacaktır. Türkiye, üretim yetkinliği olan, sağlam bir imalat altyapısına sahip ve Avrupa'nın yakınında konumlanmış bir ülkedir. Yakın ülkelerden tedariki ön plana çıkaran "nearshoring" ve "friendshoring" yaklaşımlarını benimsememiz önemlidir. Avrupa’nın Akdeniz bölgesini bir üretim merkezi olarak değerlendirmesini sağlamalıyız. Üretim, istihdam ve iklim değişikliği mücadelelerini bir arada düşünerek AB ile ortak hareket etme fırsatlarını geliştirmeliyiz. Bu, AB’ye tabi olmanın ötesinde, komşularımızdaki potansiyeli değerlendirmek anlamına geliyor.
YEŞİL DÖNÜŞÜMÜN GERÇEK SINAVI UYGULAMADA
"Yeşil dönüşüm pratikte nasıl uygulanır?" konulu oturum, EKONOMİ Gazetesi Koordinatörü ve Sürdürülebilirlik Editörü Didem Eryar Ünlü ile TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Yeşil Dönüşüm Komisyonu Başkanı Onur Ünlü moderatörlüğünde gerçekleşti. İnşaat, tekstil, tarım ve deniz ulaşımındakii uygulamalar üzerinden, yeşil dönüşümün karşılaştığı maliyet, teknoloji ve uygulama sorunları değerlendirildi.
GLOBAL COMPACT TÜRKİYE YÖNETİM KURULU ÜYESİ İHSAN ERBİL BAYÇOL:
KOBİ'lere "Dönüşün" değil, "Birlikte dönüşelim" demeliyiz

Sanayi alanındaki uygulamaların arttıkça, teknik olarak mümkün olup olmadıklarına, ekonomik açıdan yeterli olup olmadıklarına ve güvenilir olup olmadıklarına dair sorular da gündeme geliyor. KOBİ'lere yalnızca "Dönüşün" demek yerine, "Gel birlikte dönüşelim" demek farklı kaynak gerektiriyor. Büyük şirketlerin tedarikçilerle kurduğu ilişkiler, anlık adımlar yerine, uygulanabilir hedeflerle ortak maliyetleri paylaşabilecekleri örnek projeler üzerinden ilerlemeyi kolaylaştırıyor.
İCTAŞ İNŞAAT GENEL MÜDÜR YARDIMCISI SAMET SEYHAN:
Başlangıçta ekonomik görünen, işletme sırasında pahalıya dönüşebilir

Yatırımları yaparken yalnızca ilk yapım maliyetine odaklanmak yeterli değil, işletme ömrü boyunca ortaya çıkabilecek enerji, bakım, sigorta ve olası hizmet kayıplarındaki değişimleri de göz önünde bulundurmalıyız. Başlangıçta daha uygun fiyatlı görünen bir malzeme, işletim aşamasında çok daha pahalı hale gelebiliyor. İklim koşulları ve olası riskler, gelecekteki yatırımların planlamasında bugünden tasarıma dahil edilmelidir.
KARACASU TEKSTİL YÖNETİM KURULU ÜYESİ BURAK ARIFİOĞLU:
Dönüşüm maliyetleri üreticiye yansısa, kârımızdan vereceğiz
Küresel markalarla iş yaparken çevresel tedbirlere uyum ve izlenebilirlik önem arz ediyor. Türkiye bu alanda bazı ilerlemeler kaydetti; entegre sanayiden endüstriyel üretime geçildi. Ancak Avrupa’daki alıcılar, çevresel tedbirlere uyum ve izlenebilirlik konusunda sürekli yeni talepler ortaya koyuyor. Bu taleplerin maliyeti Türkiye'deki üreticilere yansırsa, muhtemelen kârlarımızdan kesinti yapılması gerekecek.
ALARKO ŞİRKETLER TOPLULUĞU KURUMSAL İLETİŞİM VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK DİREKTÖRÜ CANAN EGUZ COŞKUN:
Sürdürülebilirlik şirketlerin performansını etkiliyor
Alarko’da farklı sektörlerin grup şirketlerinin dayanıklılığını yönetirken ortak hedefler belirliyoruz. Sürdürülebilirlik performansının değerlendirilmesindeki ağırlık, şirkete bağlı olarak %10-15 arasında farklılık gösteriyor. Şirketlerin genel müdürleri ve sürdürülebilirlik liderleri komitesinde yer alıyor. Ortak çalışmaların topluluk sinerjisi yaratmasına önem veriyoruz. Tarımda akıllı üretim uygulamalarına geçiş sağlandı. Jeotermal enerjili seralar ve iklim dayanıklı tohumların üretiminde ilerlemeler kaydediyoruz. Eskişehir'deki Alarko Carrier fabrikamızda enerji verimliliğine odaklanırken, yeni yatırımlarımızda karbon ayak izini azaltacak yenilenebilir enerji kullanımını önceliklendiriyoruz.
İDO GENEL MÜDÜRÜ DR. MURAT ORHAN:
Yakıt maliyetleri %154 arttı, tasarruf zorunluluk haline geldi
Kullandığımız yakıtın fiyatı son yıllarda %154 oranında yükseldi. Bu maliyetleri biletlere yansıtamadığımız için operasyonel tasarruf sağlamak zorunda kaldık. Yapılan bakım çalışmaları, yakıt tüketimimizi ve emisyonları azaltmaya yönelik. Limanlarda günlük tüketimi takip ederek kayıp ve kaçaklarla mücadele ediyoruz. Ancak dönüşüm yatırımları için gereken teknoloji ve altyapı maliyetleri kararlar almakta zorluk yaratıyor. Dört gemi elektriğe geçmeyi planladık, fakat mevcut altyapı ve teknolojik koşullar nedeniyle bu süreci başlatamadık. Yatırımın planlanabilir olması gerekiyor. Finansmana erişimi hızlandırmak amacıyla yeşil liman belgesi almak için çalışıyoruz ve Bandırma limanında bu belgeyi elde ettik.

Daha dayanıklı bir gelecek nasıl sigortalanır?
Sigorta, yatırım tamamlandıktan sonra hatırlanacak bir konu değil
"Daha dayanıklı bir geleceği nasıl sigortalarız?" başlıklı son oturumda, sigortanın riskleri önleme ve yatırımları mümkün kılma işlevi üzerinde duruldu. İklim krizi yanına, yapay zeka, göç, yaşlanan nüfus ve jeopolitik gelişmelerin şirketlerin risk haritalarına etkisi irdelendi.
AXA TÜRKİYE CEO'SU YAVUZ ÖLKEN:
Riskleri azaltmaya yönelik bir model geliştirmeliyiz
Mevcut sigorta yapıları artık yeterli gelmiyor. Hasar ödemek yerine, hasarı önleyici teknolojilere yatırım yapmayı hedeflemeliyiz. Yatırımların finansmanında olduğu gibi risk yönetiminde de erken aşamalarda harekete geçilmelidir. Önümüzdeki süreçte iklim riskleri ve doğal afetler sigortalanabilirliği zorlaştıracak, bu nedenle ortak bir risk havuzu modelinin oluşturulması şarttır.
TSB GENEL SEKRETERİ ÖZGÜR OBALI:
Sigortacıdan risk haritası isteyin
Sektördeki varlıkların risklerini doğru yönetmek için sigortayı yalnızca tazminat ödeyen bir araç olarak görmemeliyiz. Pandemi ve doğal afetler, risklerin boyutunu değiştirdi. Şirketler, yatırım aşamasında sigortacılardan risk haritası talep etmelidir. Karar alıcılar için sigorta verileri, en önemli rehberlerden biridir. Ülkemizde sigortalılık oranını artırmak amacıyla iş birliğini güçlendirmeliyiz.
YEŞİL FİNANSMANIN KAPISINI PROJE VE VERİ AÇIYOR
Yeşil finansmanın kapısı nasıl aralanır?
"Yeşil finansmanın kapısı nasıl açılır?" bölümünde, bankaların yatırım değerlendirmeleri, şirketlerin veri hazırlığı ve KOBİ’lerin teminat sorunları üzerinde duruldu.
TSKB GENEL MÜDÜR YARDIMCISI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK LİDERİ MERAL MURATHAN:
Yeşil finansman için bankalarda teknik uzmanlık artırılmalı
Bir yatırımın finansmana uygunluğunu değerlendirirken, şirketin bilançosunun yanı sıra kullanacağı teknoloji hakkında da bilgi sahibi olmak gerekiyor. Mühendislerimiz, ekipman seçimlerini inceliyor; eski veya uygun olmayan teknolojiler için alternatifleri öneriyor. Yatırımların sağlayacağı tasarruflarla birlikte çevresel ve sosyal etkilerine, biyoçeşitlilik üzerindeki sonuçlarına da müteakip dikkat ediyoruz. Ticari bankalarda mühendislik kadrolarının gelişmesi, projelerin finansmanla buluşmasını kolaylaştıracaktır. KOBİ'lere ulaşmak amacıyla da finansal kuruluşlarla ortaklık kuruyoruz. Dünya Bankası kaynaklı, öz tüketim amaçlı güneş enerjisi yatırımlarını destekleyen finansman buna iyi bir örnek. Garanti mekanizmaları, finansal kuruluşların kaynak sağlamasını mümkün kılıyor. Bu kaynakları yatırıma dönüştürmek için ülkenin öncelikleri ve politika çerçevesi de net olmalıdır. Ülke platformları, bu önceliklere uygun projelerin hazırlanmasına ve yatırımcılarla buluşmasına yardımcı olabilir.
GARANTİ BBVA SÜRDÜRÜLEBİLİR FİNANSMAN YÖNETİCİSİ GÜNEŞ GÖZEN:
Finansmanın anahtarı enerji, su ve tedarik zinciri
Şirketlerin sorunlarından biri, mevcut durumlarını düzenli ve doğrulanabilir veriyle sunabilmektir. Düzenli, karşılaştırılabilir ve doğrulanabilir veri üretmeleri gerekiyor. Finansmana hazırlanırken dikkate alabilecekleri üç ana alan öneriyoruz: Enerji tüketimi ve emisyonlar, su, hammadde ve atıklar, tedarik zincirindeki kritik girdiler ve kırılganlıklar. Enerji ve su tüketimlerini bilmek, kaynak yönetiminizi geliştiriyor. Tedarik zincirinde bağlı olduğunuz tedarikçilerin karbon performansının rekabet gücünüze nasıl etki ettiğini doğrudan gözlemlemelisiniz.
YAPI KREDİ KURUMSAL İLETİŞİM VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK LİDERİ ARDA ÖZTAŞKIN:
Yüksek emisyonlu müşterileri dışlamanın çözümü yok
Yeşil kavramı bazen yalnızca çiçek ve böcek algısı yaratabiliyor. Yönetim kurulu üyeleri "Şu an sırası değil" diye yanıt verebiliyor. Yatırımların bilançoya olan etkisini, getirilerini ve rekabet gücüne katkılarını netleştirmeliyiz. Yüksek emisyonlu bir müşteriyi kaybettiğimizde kendi emisyonlarımız düşebilir ama o işletme üretmeye devam eder. Ana konu, o şirketin dönüşümünü desteklemek. Sadece hedef belirlemenin, kaynakta yaratmadığını bilmeliyiz. Projelerin hazırlanması ve yatırımcıya sunulabilir hale getirilmesi için gerekli kapasiteyi oluşturmalıyız. Bir başka engel kur riski: Dövizle kaynak sağlarken yatırımlarını TL üzerinden gerçekleştiren iş yerleri arasındaki gelir ve borç uyumsuzluğu çözülmelidir. KOBİ'lerde asıl ölçek fırsatı mevcuttur. Bankalar için iş hacmi, şirketler için mevcut teknoloji yatırımı, istihdam ve enerji güvenliği söz konusu. Bu durum ekonomik rekabet konusunu da gündeme getiriyor. Sürdürülebilir finansmanı uzun vadeli müşteri ilişkileri bağlamında değerlendirmeliyiz.
KKB SATIŞ, OPERASYON VE ÜRÜN GELİŞTİRME GENEL MÜDÜR YARDIMCISI ERŞAN RASİM HOŞRİK:
Veri hazırlayan KOBİ, finansmandan fayda sağlamalı
KOBİ'lerden veri hazırlama talep ediyorsak, elde edecekleri faydayı da göstermeliyiz. Ziraat Bankası-KGF-KKB ortaklığında, C ve üzeri skor alan, bankanın diğer kriterlerini de karşılayan işletmelere yatırım ve işletme kredisi fırsatları sunulmakta. Öne çıkan avantaj, KGF kefaleti ile teminat sorununu aşmaktır. Şu anda düşük skorlu işletmelerin notunu yükseltmeleri için projeler geliştirmek amacıyla çalışıyoruz. Finansman sağlamayı hedeflerken veri hazırlamanın yükünü de azaltmalıyız.
RAPORLAMA: BÜROKRASİ Mİ REKABET ARACI MI?
Emisyon düştü, peki şirket gerçekten dönüştü mü?
Dönüşümde raporlamanın rolü zirvenin gündemindeki konulardan biriydi. "Raporlama: Bürokrasi mi rekabet unsuru mu?" başlığında, raporların bütçe ve yatırım kararlarıyla ilişkisi, emisyon düşüşünün sebepleri ve veri açıklamalarının sorumluluğu konusunda tartışmalar yapıldı.
ESCARUS GENEL MÜDÜRÜ DR. KUBİLAY KAVAK:
İşini düşünüyorsa, zorunluluk gelmeden harekete geçmeli

Bir şirketin sürdürülebilirlik yaklaşımını benimseyip benimsemediğini anlamak için, bu alanda kaynağın tahsis edilip edilmediğine bakıyorum. İşin arkasında iş ve bütçe yoksa, 200 sayfalık rapor hiçbir şey ifade etmez. Sürdürülebilirliği sosyal yardımlarla karıştıran tutumlar da devam ediyor. KOBİ'leri karmaşık kısaltmalarla bunaltmak yerine, başlangıç noktamız olarak ellerindeki atık, çalışan ve diğer kayıtlardan hareket edebiliriz. Veri konusunda büyük kuruluşlarda bile problemler yaşanıyor. Bir finans kurumunun şubesinden 12 aylık elektrik tüketimini kilovatsaat cinsinden bir ay içerisinde alamadık. Ödenen tutar biliniyor ama tüketim izlenmiyor. Öte yandan, yükümlülüğü bulunmamasına rağmen Afrika'dan tedarik ettiği hammadde için ormansızlaşmaya dair sertifikasyon çalışması gerçekleştiren bir şirket de mevcut. İşini düşünenler, zorunluluklar ortaya çıkmadan harekete geçmektedirler.
ERTA KURUCUSU VE YÖNETİM KURULU BAŞKANI PROF. DR. GÜLER ARAS:
Yönetimin kararını değiştirmeyen rapor, maliyet olarak kalır
Rapor yönetim kurulunun karar alma süreçlerine dahil olmuyorsa, maliyet olarak kalacaktır. Riskleri yönetmek, fırsatları değerlendirmek ve yatırımların yönü raporlama sürecinde tartışma konuları arasında olmalıdır. Rekabet avantajı, bilgiyi toplamaktan değil, o bilgi ile işi geliştirmekten kaynaklanmaktadır. Hedef belirlemek, hesap verme sorumluluğu da doğurur. Emisyon azaltma, eğitim veya teknoloji yatırımlarının ne kadarının gerçekleştirildiği sonraki raporlarda gözler önüne serilmelidir. KOBİ’lerin daha sade bir yapı belirlemeleri gerekmektedir. Kapsamlı bir rapor sunmadan, bankanın ve büyük alıcının istediği bilgileri verebilecek kayıt düzenlerinin oluşturulması şarttır. Projeleri hayata geçirebilmek için gerekli olan veri ve ön çalışmaların hazır bulunması çok önemli. Kaynak olduğunda, o kaynaktan yararlanacak projelerin üretim kültürünü geliştirmeliyiz.
FORVIS MAZARS CEO'SU VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ELÇİSİ DR. İZEL LEVİ COŞKUN:
İklim taahhütleri, tüm şirketin sorumluluğu olmalı
İklim taahhütlerinin strateji, ölçülebilir hedefler ve bütçeyle bağlantısının netleştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Ayrılan kaynak kadar zaman ve çaba da önem taşımaktadır. Gerçek bir yol haritasında engellerle karşılaşılabilir, fakat bu engellerin şeffaf bir biçimde açıklanması şarttır. İmaj için belirlenen hedefin ardından uzaklaşmakla, uygulama esnasında yaşanan zorlukların dile getirilmesi arasında fark vardır. Sürdürülebilirlik, sadece ayrı bir ekibin sorumluluğunda tutulmamalıdır. Üst yönetim, insan kaynakları, risk, uyum ve satın alma departmanları; ortak kararlar alarak hedeflerin çalışanların performans değerlendirmelerinde yer almasını sağlamalıdır. Her birimin, diğer birimlerin kararlarıyla çelişmemesi önemlidir. Verilen sözlerin bütçeye ve somut işlere yansıdığı kontrol edilmelidir.
EY TÜRKİYE ŞİRKET ORTAĞI VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK HİZMETLERİ LİDERİ ECE SEVİN:
Su riski ifade ediliyor, fakat finansal planda etkisi nerede?
Emisyon düşüşündeki nedenlerin sorgulanması gerekiyor. Verimlilik mi sağlandı, üretim mi yaşandı yoksa iş dışarıda mı yaptırıldı? Raporda su kıtlığı riskine yer veriyorsanız, bu durumun maliyet ve yatırımlara etkisini göstermelisiniz. Finansal boyutta bir karşılığı bulunmayan durumlarda kopukluk oluşabilir. Veri sorumlusunun ve kontrol sürecinin netleştirilmesi gerekmektedir; bu düzen olmadan yazılımlar sorunu çözemeyecektir. Yöneticilere üç önerim var: Sorumluluğu tek kişiye bırakmayın; bütçe ve üretim kararları başka birimler tarafından alınıyorken yalnızca sürdürülebilirlik yöneticisinden sonuç beklemeyin. Veriyi yalnızca yıl sonunda değil, aylık veya üç aylık bazda izleyin. Yeni tesisler ve makine yatırımları, su riski, düşük karbonlu ürün talepleri ve şirket hedefleri ile birlikte değerlendirilmelidir.
Etkinliğin karbon ayak izi, Quickcarbon aracılığıyla hesaplanarak karbon kredileri ile denkleştirilecektir.
