Elazığ Haber Ajansı

Yeni OVP Açıklanıyor! Enflasyon ve Cari Açık Hedefleri Güncelleniyor!

Türkiye'de hükümet, ekonominin yönünü üç yıllık dönemlerde belirleyen Orta Vadeli Programı (OVP) için 6 Eylül Pazar günü açıklama yapacak.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın iş birliğiyle hazırlanan OVP, 2027-2029 dönemine dair enflasyon, büyüme, işsizlik, cari açık, ithalat ve ihracat gibi temel makroekonomik verileri belirleyecek.

Programda aynı zamanda kamu maliyesi ve bütçe dengesi için belirlenen hedeflerin yanı sıra, kamusal yöneticilerin bütçe ödeneklerine dair üst sınırları ile ana reform alanlarında uygulanacak politika ve önlemlerin çerçevesi sunulacak.

Hem Türkiye iş dünyasının hem de uluslararası yatırımcıların sabırsızlıkla beklediği yeni OVP'de, 2026 sonu hedefleri üzerinde değişiklik yapılması bekleniyor.

Zira geçen yıl belirlenen enflasyon ve cari açık hedefleri, iki katına varan sapmalara yol açmış durumda.

DW Türkçe'den Aram Ekin Duran'ın aktardığı bilgilere göre, iş dünyası, yeni OVP öncesinde hükümetten enflasyonla mücadele adına sanayiciyi ve ihracatçıyı zor durumda bırakan uygulamaların sonlandırılmasını talep ediyor.

Büyüme, cari açık ve enflasyondaki son durum

Son günlerde Türkiye ekonomisine dair önemli veriler açıklandı. 2026'nın ikinci çeyreğinde ülke ekonomisi, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 2,3 oranında büyüme kaydetti. Bir önceki çeyreğe göre büyüme ise yüzde 1,1 oldu.

Özellikle İran ile ABD/İsrail arasındaki anlaşmazlıkların etkilerinin belirgin bir şekilde hissedildiği ikinci çeyrekte, Türkiye'nin büyümesinin en önemli kaynağı hanehalkı tüketimi oldu.

TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi'ne göre Türkiye ekonomisinin 2026 yılı genelinde yüzde 3,1 oranında büyümesi öngörülüyor. Geçen yıl sunulan OVP'de ise 2026 sonu büyüme hedefi yüzde 3,8 olarak belirtilmişti.

Cari açıkta 30 milyar dolara yakın kayma

Türkiye'nin ihracat, ithalat ve turizm gelirlerinin toplamını temsil eden cari denge, genel olarak ekonomide sık yaşanan sorunlardan biri olarak biliniyor.

Son zamanlarda artan petrol fiyatları gibi dış faktörler ile birlikte, ihracatta yaşanan duraksama ve turizmde hedeflerin gerisinde kalınması, 2026 sonu için cari açık beklentilerini olumsuz etkiliyor.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın (TCMB) açıkladığı ödemeler dengesi verilerine göre, haziran ayında cari açık yaklaşım 38,9 milyar dolara ulaştı.

Eylül 2025'te yayımlanan Orta Vadeli Program 2026 sonu cari açık hedefini 22,3 milyar dolar olarak belirlemişti. TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi’nin ağustos verilerine göre, cari açık tahmini ise 50,2 milyar dolara yükseldi.

Enflasyon OVP hedefini iki katına çıkardı

Enflasyon tarafında son bir yıldır yüzde 31-33 bandı aşılamıyor. TÜİK tarafından açıklanan Ağustos 2026 enflasyon verilerine göre, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) ağustos ayında yüzde 1,84 artış gösterdi ve beklentileri az da olsa karşılamadı. Yıllık enflasyon ise yüzde 31,51 olarak hesaplandı.

TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi Ağustos sonuçlarına göre, yıl sonu itibarıyla enflasyon tahmini yüzde 29,5 düzeyinde. Geçen yıl yayımlanan OVP'de ise 2026 sonu için enflasyon hedefi yüzde 16 idi. Dolayısıyla, enflasyon hedefinde neredeyse iki katına varan bir farklılık söz konusu.

“Hedeflerde değişiklik yapılması kaçınılmaz”

DW Türkçe’ye açıklamada bulunan İstanbul Kültür Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nden Prof. Dr. Sinan Alçın, ağustos ayı enflasyonunun beklentilerin biraz altında kalmasında gıda sektöründeki gelişmelerin etkili olduğunu belirtti.

Geçen yıl yaşanan zirai don ve kuraklık gibi sorunların bu yıl etkisini göstermemesi nedeniyle, gıda fiyatlarındaki artışın sınırlı kaldığını vurgulayan Prof. Alçın, "Ancak yıl genelinde yüzde 30 seviyesindeki yıllık enflasyonun kırılamadığını gözlemliyoruz. Yıl inşaatında belki yüzde 29-29,5 civarında bir enflasyona ulaşacağız" dedi.

Pazar günü açıklanacak yeni OVP'de özellikle 2026 sonu cari açık ve enflasyon hedeflerinin güncellenmesini beklediğini ifade eden Alçın, "Her iki önemli parametrede de geçen yılki OVP'ye göre büyük bir aşırıya kaçma bulunuyor. Bu iki başlıkta tahminlerin güncelleneceğini ve iş dünyasının taleplerine uygun bir bildiri olacağını düşünüyorum" şeklinde konuştu.

İş dünyasında artan itirazlar

Prof. Alçın'ın yeni OVP'de sanayicilerin ve ihracatçıların ihtiyaçlarını yansıtan unsurlar olacağı bekleyişi, Türkiye iş dünyasını temsil eden büyük kuruluşlardan gelen ekonomik politikalara yönelik eleştirilerin ardı ardına sıralanmasına dayanıyor.

Yeni OVP’nin açıklanmasına iki hafta kala, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın katıldığı bir fuar açılışında, iş dünyasını temsil eden kuruluşların liderleri, temsil ettikleri yüz binlerce şirket ve esnafın sorunlarını dile getirirken, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek yönetimindeki enflasyonla mücadele programının güncellenmesini ve üretici firmalara daha fazla destek sağlanması için çağrıda bulundu.

Türkiye sanayisinin yeni OVP’de çok daha farklı bir perspektif beklediğini vurgulayan İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan, sanayi ve ihracatçının kendilerinden kaynaklanmayan enflasyon maliyetlerini taşımak zorunda kaldığını ifade etti.

Bahçıvan, "Türkiye sanayisi ve ihracatçısı artık bu durumun altında bir kez daha enflasyon önleyici politikalarında sabrını kaybetmiş durumda. Artık sınırlar zorlanıyor" şeklinde açıklama yaptı.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç ise, ekonomi yönetimi tarafından baskılanan döviz kuru yüzünden ihracatçıların ve turizm sektörünün büyük bir baskı altında olduğunu kaydetti.

OVP’de enflasyonla mücadelenin sadece döviz kuru üzerinden sürdürülmemesi gerektiğini belirten Avdagiç, "Üç yıl boyunca bunun oldukça ağır sonuçlarını ödedik ve ödemeye devam ediyoruz" dedi.

Yeni OVP’de sanayiyi destekleyecek farklı önlemlerin alınması gerektiğinin altını çizen Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, Türkiye'nin büyümesinin en az yarısının ihracat ve üretimden kaynaklanması gerektiğini kaydetti.

“Türkiye erken sanayisizleşme tehdidi altında”

DW Türkçe’ye görüş veren İstanbul Nişantaşı Üniversitesi Ekonomi ve Finans Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Özdurak, Türkiye iş dünyasındaki ana sıkıntının sanayi üretimi ve ihracatı destekleyecek uygulamaların yetersizliği olduğunu ifade ediyor.

Türkiye'nin "erken sanayisizleşme" süreci yaşadığını belirten Özdurak, "Gelişmiş ülkeler sanayileşme aşamasını tamamladıktan sonra hizmet sektörüne ağırlık vermekte, ancak Türkiye gibi ülkeler henüz orta gelir seviyesi sıkışıklığında ve katma değer kısıtlarında kurtulamadan sanayi istihdamında ve katma değer payında aşınmalar yaşamaktadır, bu da uzun vadede üretkenlik kapasitesini tehdit ediyor" değerlendirmesinde bulundu.

Hükümetin enflasyonla mücadele stratejileri kapsamında Türk Lirası'nı korumaya yönelik uygulamalarının sanayiciler ve ihracatçılar için büyük sorunlar yarattığını vurgulayan Özdurak, "Marmara Havzası ve İstanbul'a coğrafi olarak aşırı yüklenen sanayi yapısının, yüksek arsa, kira, iş gücü ve doğal afet riskleriyle birleşmesi sanayisizleşme baskısını artırıyor. OVP'de bu konudaki reformların ele alınması gerekli" diye belirtti.

Reform hedeflerinin geleceği belirsiz

Ekonomi yönetimi son iki yıl içinde OVP'nin sonuna eklediği "Öncelikli Reform Alanları Politika ve Tedbirler" başlığı altında, eğitimden istihdama, kamu maliyesinden yatırım iklimine kadar geniş bir yelpazede hedef ve takvim belirliyor.

Belirtilen hedefler arasında, "Marmara Bölgesi gibi afet riski yüksek olan yerlerde sanayi yoğunluğunun azaltılması", "ülke genelinde sanayi büyüme merkezleri belirlenerek planlı sanayi alanlarının Anadolu'ya yayılması" ve "liman ile sanayi bölgeleri arasında demiryolu bağlantılarının tamamlanması" gibi stratejik unsurlar bulunuyor.

Ancak enflasyon ve cari açık gibi önemli ekonomik göstergelerde hedeflerin tutturulamaması ve öngörülen reform alanlarında ilerlemelerin yaşanmaması eleştirileri artıyor.

“Hükümet OVP'nin sorumluluğunu almıyor”

DW Türkçe’ye görüş veren iktisatçı Prof. Dr. Aziz Konukman, AK Parti hükümetinin son 20 yıl içinde açıkladığı OVP'lerde yer alan hedeflerin gerçekleştirilmemesi konusunda herhangi bir sorumluluk üstlenmekten kaçındığını belirtiyor.

OVP'nin Resmi Gazete'de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzası ile yayımlanan resmi bir belge olduğunu dile getiren Prof. Konukman, "Neredeyse her yıl, bir önceki yılın OVP'sinde ortaya konan hedefler tutmazken, hükümet bu hedeflerin neden gerçekleşmediğini açıklamaktan kaçınıyor, yalnızca tutmayan hedeflerin yerine güncellenmiş rakamlar koyarak geçiştiriyor. Oysa resmi bir hükümet belgesinin başarısız hedeflere dair bir öz eleştiride bulunması şart" iddiasında bulundu.

Bu bağlamda Merkez Bankası örneğini veren Konukman, şu ifadeleri kullandı:

"Merkez Bankası, eğer enflasyon hedefini tutturamazsa, hukuken hükümete bir mektup gönderir ve bunun nedenlerini izah etmek zorundadır. Ayrıca TCMB Başkanı Meclis’e gelerek bir savunmada bulunur. Oysa her yıl OVP ile büyük hedefler açıklayan hükümet, bu hedefler gerçekleşmeyince kendisini sorumlu hissetmiyor. Kimse de bu hedeflerin hangi kriterlere göre belirlenip neden tutmadığına dair sorular yöneltemiyor. Bu durum da OVP'nin tarihsel ciddiyetine darbe vuruyor."