“Otomotivde Şok Gelişme! ÖTV Gelirlerinde Beklenmedik Düşüş”
Otomotiv uzamanı Emre Özpeynirci, sektörün yaşadığı daralmanın Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) tahsilatlarına da olumsuz yansıdığını bildirdi.
Özpeynirci'nin sunduğu verilere göre, temmuz ayında otomotivden elde edilen ÖTV, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 2,55 azaldı. Satışlardaki düşüşün ağustos ve eylül aylarında da devam etmesi öngörülüyor. Hem iç pazardaki daralma hem de üretim ve ihracat kayıplarının sektördeki kaygıyı artırdığı ifade ediliyor.
Türk otomotiv endüstrisinde, uzun bir aradan sonra ÖTV tahsilatlarında bir düşüş yaşanması, iç pazardaki daralmanın boyutlarını açığa çıkartıyor.
Otomotiv uzmanı Emre Özpeynirci, Oksijen TV'deki değerlendirmelerinde, temmuz ayında ÖTV gelirinin geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 2,55 azaldığını belirtti. Ağustos ve eylül aylarında bu düşüşün süreceği tahmin ediliyor.
Otomotiv pazarı temmuzda yüzde 25 küçüldü
Otomotiv sektöründeki daralma, şubat ayından bu yana devam ediyor ve temmuz ayında bu düşüş yüzde 25 seviyesine ulaştı. Ağustos ayı için beklentiler, satışların yaklaşık 75 bin adet civarında kalacağı yönünde.
Bu durum gerçekleşirse, ağustos ayı son 4-5 yılın en zayıf ağustosu arasında yer alacak. Geçen yıl ağustos ayında 102 binin üzerinde araç satıldığı düşünülünce, beklenen düşüşün ciddiyeti daha net bir şekilde anlaşılıyor.
ÖTV gelirinde bütçe hedeflerinde risk
Otomotivden elde edilen ÖTV gelirindeki düşüş, bütçe hedefleri açısından da risk unsuru taşıyor. Yapılan değerlendirmelere göre, devletin otomotivden beklediği yıllık ÖTV geliri yaklaşık 900 milyar TL seviyesinde bulunuyor.
Yılın ilk 7 ayında ise bu gelir yaklaşık 419-420 milyar TL olarak tahsil edildi. Bu miktar yıllık hedefin yaklaşık yüzde 44’üne denk geliyor. Geçen yılın aynı döneminde hedefin yüzde 47-48'i ulaşılmış olması, bu yılki tahsilat performansındaki düşüşü ortaya koyuyor.
Pazarın daralmaya devam etmesi durumunda yıl sonu bütçe hedefinin tutturulamama olasılığı artmaktadır.
Bu durum, bütçe açığının yönetilmesi amacıyla otomotiv vergilerinde yeni değişiklikler yapılacağı yönündeki kaygıları da beraberinde getiriyor.
Yeni ÖTV artışı sektörde kaygı yaratıyor
Son dönemde aktif hale getirilen maktu ÖTV düzenlemesi, Cumhurbaşkanı’na bu vergiyi artırma konusunda geniş yetkiler tanıması, sektörün tartıştığı önemli konular arasında yer alıyor.
Türkiye’de satılan ortalama bir otomobilden alınan ÖTV'nin yaklaşık 718 bin 300 TL seviyesine ulaştığı ifade ediliyor. Yeni bir vergi artışı, zaten kısıtlı olan iç pazarda tüketicilerin otomobile ulaşımını daha da zorlaştırabilir.
Üretim ve ihracatta sert düşüş
Sektördeki olumsuz görünüm yalnızca iç pazarla sınırlı kalmamaktadır. Temmuz ayında otomotiv üretiminin toplamda yüzde 19,16 gerilediği, otomobil üretiminin ise yüzde 32 oranında düştüğü belirtiliyor.
İhracat tarafında da benzer kötü tablo devam ediyor. Temmuz ayında toplam otomotiv ihracatı yüzde 20,41 azalırken, otomobil ihracatındaki düşüş yüzde 39 düzeyine ulaşmış durumda.
Otomotiv sanayisinde kapasite kullanım oranının yüzde 62 seviyelerine kadar düşmesi, sektördeki üretim baskısını artıran unsurlardan biri haline geldi.
Fabrikalardaki yatırımlar yapılan düşüşte etkili
Üretim azalmasının bir kısmı, fabrikalarda yeni model yatırımları ve bant yenileme çalışmaları nedeniyle oluşuyor. Renault Clio ve Hyundai Inster gibi modeller için gerçekleştirilen çalışmalar, üretim rakamlarını olumsuz yönde etkilemektedir.
Ancak sektör temsilcileri, sorunun yalnızca geçici üretim kesintilerinden kaynaklandığını düşünmemektedir. Avrupa otomotiv pazarındaki dönüşüm de Türkiye’nin ihracat potansiyeli açısından yeni bir baskı yaratmaktadır.
Elektrikli araç dönüşümü Türkiye için hayati
Avrupa pazarının hızla elektrikli araçlara yönelmesi, Türkiye için önemli bir rekabet riski oluşturmaktadır. Türkiye'nin Avrupa’ya ihraç edebileceği elektrikli araç çeşitliliği henüz istenen seviyeye ulaşmamış olması, sektörün temel sorunları arasında yer almaktadır.
Ayrıca, Avrupa'nın sanayi politikaları kapsamında öne çıkan "Made in Europe" yaklaşımının Türkiye'yi nasıl etkileyeceği de yeni yatırımlar açısından belirsizlikler yaratmaktadır.
İç pazardaki satışların azalması, ÖTV tahsilatındaki düşüş, üretim ve ihracattaki kayıpların aynı dönemde yaşanması, Türkiye otomotiv sektörünün çok yönlü bir baskı altında olduğunu göstermektedir.
Sektördeki en büyük kaygı ise, bütçe hedeflerinin tutturulamaması durumunda yeni vergi düzenlemelerinin gündeme gelmesi ve bunun otomobil fiyatları üzerinden tüketicilere yansıma olasılığıdır.