Elazığ Haber Ajansı

Otomotivde Şok Etkisi! ÖTV Gelirleri Düşerken Üretim ve İhracatta Hızla Gerileme Yaşanıyor

Otomotiv sektörü, uzun bir aradan sonra ilk kez ÖTV gelirlerinde bir gerileme deneyimledi. İç pazardaki daralmanın etkileri, üretim ve ihracat istatistiklerine de ciddi şekilde yansıdı.

Otomotiv sektörü editörü Emre Özpeynirci, bütçe hedeflerine ulaşma risklerinden yeni ÖTV artışı olasılığına, kapasite kullanımındaki azalmalardan Avrupa pazarındaki elektrikli araç dönüşümüne kadar birçok konuda detaylı bir analiz sundu.

Otomotiv alanındaki ilk ÖTV azalması, sektördeki daralmanın önemli bir göstergesidir.

Emre Özpeynirci’nin verdiği bilgiye göre, temmuz ayında otomotivden elde edilen ÖTV tahsilatı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2,55 gerileyerek 60 milyar 18 milyon TL’ye düştü.

Yılın ilk yedi ayında, otomotiv sektöründen toplam 419 milyar 87 milyon TL tutarında ÖTV tahsil edildi. İlk yarıda daha hızlı bir artış gören tahsilat hızı, temmuz itibarıyla yüzde 11,37’ye kadar düştü.

Devlet, yıl sonu için otomotivden yaklaşık 900 milyar TL gelir bekliyor. İlk 7 ayda toplanan tutar, bu hedefin yaklaşık yüzde 44’üne karşılık geliyor.

Geçen yıl aynı dönemde ise hedefin yüzde 47-48’ine erişilmişti ve yıl sonunda bütçe hedefinin aşılması sağlanmıştı.

Özpeynirci’ye göre, iç pazardaki daralmanın devam etmesi durumunda bu yıl otomotivden beklenen ÖTV gelirinin hedeflenen seviyelerin altında kalma riskinin oldukça yüksek olduğu görülüyor.

Bütçe açığı, yeni ÖTV artışını gündeme getirebilir

ÖTV tahsilatının toplam vergi gelirleri içinde büyük bir paya sahip olduğunu vurgulayan Özpeynirci, bütçe açığının yüksek olduğu bir dönemde otomotivden elde edilen vergi gelirlerindeki olası düşüşlerin, yeni düzenlemeleri gündeme getirebileceğini ifade etti.

Son düzenlemeyle, maktu ÖTV alt limiti 100 bin TL olarak belirlendi. Mevcut durumda bu tutarın altında ÖTV ödenen bir otomobil bulunmadığı için, düzenlemenin fiyatlar üzerindeki etkisi doğrudan görülmedi.

Ayrıca, Cumhurbaşkanı’na bu maktu tutarı 10 katına kadar artırma yetkisi verildi. Böylece 100 bin TL olan alt limit, 1 milyon TL’ye kadar yükseltilebilecek. Özpeynirci, örneğin bu tutarın 6 kat artırılması durumunda en düşük ÖTV’nin 600 bin TL olabileceğine dikkat çekiyor.

Çift çeker ve dört çeker araçlara yönelik yeni düzenlemelerin de gündeme gelebileceği belirtiliyor.

Araç başına alınan ÖTV 718 bin TL'yi geçti

ÖTV tahsilatındaki düşüşe karşın, araç başına alınan vergi miktarında dikkate değer bir artış gözlemlendi.

Geçen yıl temmuz ayında araç başına ortalama 516 bin 480 TL ÖTV tahsil edilirken, bu yıl aynı ayda bu rakam 718 bin 300 TL'ye yükseldi.

Yılın ilk 7 ayı itibariyle bakıldığında, araç başına ortalama 509 bin 600 TL ÖTV tahsil edilirken, bu yıl bu rakam 635 bin TL'ye ulaştı.

İç pazardaki daralma daha da hızlandı

Otomotiv pazarındaki daralma, şubat ayından bu yana sürerken, temmuz ayında bu düşüş daha belirgin hale geldi. Özpeynirci’nin aktardığı verilere göre, temmuzda otomotiv pazarı yüzde 25 oranında daralma yaşadı.

Ağustos ayında benzer bir durumun meydana gelmesi ve pazarın yaklaşık 75 bin adet seviyesinde kalması öngörülüyor. Eğer bu tahmin gerçekleşirse, son 4-5 yılın en kötü ağustos aylarından biri yaşanmış olacak.

Geçen yıl, rekor bir kâr elde edilen pazarda ağustos ayında 102 bin adede yakın araç satılmıştı. Temmuz sonunda toplam iç pazar daralması yüzde 11’in üzerine çıktı.

Üretimde kayıp 25 bin araca ulaştı

İç pazardaki daralma ve fabrikalardaki model geçişleri üretim rakamlarını da etkiledi.

Temmuz ayında toplam otomotiv üretimi yüzde 19,16 gerileyerek 103 bin 817 adede düştü. Bu durum, yaklaşık 25 bin adetlik üretim kaybı anlamına geliyor.

Yılın ilk 7 ayında otomobil üretimindeki düşüş yüzde 32 seviyesinde gerçekleşti.

Toplam üretim kaybının büyük bir kısmı otomobil üretiminden kaynaklanırken, hafif ticari araç üretiminde bir büyüme kaydedildi.

Ağır ticari araçlar da dâhil edildiğinde toplam pazardaki daralma yüzde 24,50 seviyesinde, otomobildeki daralma ise yüzde 26 seviyesinde gerçekleşti.

Otomobil ihracatında ciddi düşüş

Temmuz ayında ihracat alanında dikkate değer bir azalma görüldü.

Toplam otomotiv ihracatı yüzde 20,41 düşerken, otomobil ihracatındaki gerileme yüzde 39’a ulaştı. Sadece temmuz ayında otomobil ihracatında yaklaşık 30 bin adetlik kayıp meydana geldi.

Yılın ilk 7 aylık döneminde otomobil ihracatı, geçen yıl 360 bin adetten 255 bin adede gerileyerek 105 bin adetlik bir kayba yol açtı.

Aynı süreçte otomobil üretimi 521 bin adetten 424 bin adede inerek yaklaşık 100 bin adet azalma gösterdi.

Adet bazındaki kayıplara rağmen, ticari araçların katkısı ve döviz bazlı fiyatlamanın etkisiyle toplam otomotiv ihracatının tutarı yüzde 1,79 artarak 23 milyar 441 milyon dolar civarında gerçekleşti. Bu rakam, otomotiv sektörünün Türkiye’de en büyük ihracatçı sektör olma unvanını sürdürmesini sağladı.

Öte yandan otomobil ihracatının tutarında ise yaklaşık yüzde 10’luk bir daralma yaşanarak 6,8 milyar dolara geriledi.

Model geçişleri üretimi etkiliyor

Özpeynirci’nin Oksijen TV’deki değerlendirmesinde, Otomotiv Sanayii Derneği yönetiminin üretimde yaşanan kayıpların büyük bir kısmını fabrikalardaki model geçişleri, bant yenileme faaliyetleri ve üretim duruşlarına bağladığı ifade ediliyor.

Renault, Clio modelini yenilerken, Boreel modelinin de üretime girdiği ve yıl sonunda Striker modelinin de üretici bandına katılmasının beklendiği bildirildi.

Hyundai, 250 milyon euroluk bir yatırımla Inster modelini Türkiye’de üretmeye başladı. Eylül ayında piyasaya sunulması planlanan bu modelin yıllık üretim hedefinin 30 bin adet olması ve üretimin yaklaşık yüzde 80’inin ihraç edilmesi öngörülüyor.

Bu yıl son 5 ayda 10 bin ila 15 bin adet üretim yapılması, bunun 3 bin ila 4 bin adedinin iç pazara satılması bekleniyor.

Tofaş’ın Fiat, Citroen, Opel ve Peugeot markaları için Doblo sınıfında hafif ticari araç üretimini kapsayan K9 projesi ise aşamalı olarak hayata geçiriliyor.

Ancak bu model geçişleri ve pazarın daralması, kapasite kullanım oranlarına da yansıdı. Otomotiv sanayinin kapasite kullanım oranı yüzde 62 seviyesine geriledi.

Avrupa elektrikliye yönelirken Türkiye için yeni riskler oluşuyor

Özpeynirci’nin üzerinde durduğu en kritik konulardan biri de Avrupa otomotiv pazarındaki elektrikli dönüşüm sürecidir.

Avrupa, hızla elektrikli otomobillere doğru bir kayma gösterirken, Türkiye’deki üretim yapısının hâlâ büyük ölçüde içten yanmalı motorlu araçlara dayanması, ihracat açısından önemli bir risk teşkil ediyor.

Türkiye’de sunulan elektrikli araç seçeneklerinin sınırlı olması, Avrupa pazarındaki dönüşümlere uyum sağlama konusunda sektörü zayıflatıyor.

Bu durumun yanı sıra, Avrupa Birliği’nin sanayi stratejisinde vurgulanan “Made in Europe” yaklaşımında Türkiye’nin konumu konusunda belirsizlik de sürmekte.

Türkiye’nin bu yeni yapıya dâhil edilip edilmeyeceği konusunda bir netlik olmaması, özellikle 2027 ve sonrasında sektör açısından büyük bir risk olarak değerlendiriliyor.

Özpeynirci, bu belirsizliğin mevcut yatırımların korunmasını ve Türkiye’ye yeni yatırımlar çekmeyi zorlaştırabilecek unsurlardan biri olduğunu ifade etti.

Genel bakıldığında, otomotiv sektöründe birden fazla baskı unsuru mevcuttur: İç pazardaki daralma, ÖTV gelirlerinde düşüş, üretimde ve otomobil ihracatında yaşanan ciddi kayıplar, kapasite kullanımındaki gerileme ve Avrupa’nın hızla değişen otomotiv stratejisi.

Emre Özpeynirci’nin sunduğu veriler, otomotiv sektöründe yaşanan daralmanın yalnızca satış rakamlarıyla kısıtlı kalmadığını; kamu gelirlerinden üretime, ihracattan yeni yatırımlara kadar geniş bir yelpazede etkilerini gösterdiğini ortaya koyuyor.