Elazığ Haber Ajansı

İSO Başkanı Erdal Bahçıvan Uyardı: Finansmanı Kaybedersek Üretim de Durdur!

Temmuz ayında 47,7 olarak kaydedilen İSO Türkiye İmalat PMI verilerinin, 50 eşik değerinin altında kalmaya devam ettiğini hatırlatan Bahçıvan, faaliyet koşullarında yaşanan bozulmanın 28. aya geldiğini, yeni siparişlerin zayıf seyrini sürdürdüğünü, üretim ve istihdamın ise düştüğünü ifade etti. Bahçıvan, bu konuda şunları söyledi: “PMI verilerinde görülen küçük artış yanıltıcı olmamalıdır. Uzun bir süredir üretim ve istihdam düşüş trendindedir. Yeni siparişlerdeki zayıflık sürmektedir. Bu durum, sanayi sektöründe sadece talep sorununun değil; aynı zamanda finansman, işletme sermayesi ve likidite konularında da ciddi bir bozulma olduğuna işaret etmektedir.”

“Finansman yükü hala devam ediyor, KOBİ’lere aktarılıyor”

Türkiye'deki sanayiciler için finansman sıkıntısının yalnızca bankalardan kredi bulma sorunuyla sınırlı kalmadığını vurgulayan Bahçıvan, şöyle devam etti:

“Kredi mekanizması etkin bir şekilde çalışmadığında, finansman ihtiyacı yok olmuyor; sadece yer değiştiriyor. Büyük alıcıların ödeme vadeleri uzarken, vade farkları üzerinde baskı artıyor ve finansman maliyetleri tedarik zinciri boyunca aşağıya doğru yayılıyor. Nihayetinde, en ağır yükü pazarlık gücü zayıf olan KOBİ üreticilerimiz ve tedarikçilerimiz taşıyor. Bugün birçok KOBİ’miz yalnızca üretim yapmakla kalmıyor; aynı zamanda müşterilerinin finansman ihtiyaçlarını da üstleniyor. Alacaklarını gecikmeli tahsil ediyor, işletme sermayesi ihtiyacı artıyor, ancak aynı zamanda banka kredisi temin etmekte güçlük çekiyor. Sanayicinin görevi, müşterisini finanse etmek değil; üretmek, yatırım yapmak, istihdam sağlamak ve ihracat gerçekleştirmektir.”

“Mesele, programdan vazgeçmek değil, üretim ayağını güçlendirmek”

Enflasyonun kalıcı olarak düşürülmesi, cari açığın kontrol altında tutulması ve makroekonomik istikrarın sağlanmasına yönelik hedeflerin oldukça önemli olduğunu ifade eden Bahçıvan, geniş ve kontrolsüz kredi büyümesi talep etmediklerinin altını çizdi:

“Burada mesele, mevcut istikrar programından vazgeçmek değildir. Önemli olan, programın üretim ve yatırım bileşenini sürdürülebilir finansman araçlarıyla tamamlamaktır. Üretim, ihracat, teknoloji ve verimliliğe yönelen finansmanın ise seçici, izlenebilir ve ölçülebilir mekanizmalarla ayrıştırılması gerekmektedir.”

Bahçıvan, geçici kredi paketleri, yapılandırmalar ve kampanyaların sanayiciler için değerlidir; fakat bu tür önlemlerin, yapısal sorunları tek başına çözmekte yeterli olmadığını belirtti: “Geçici destek paketleri sanayicimize bir nebze olsun rahatlama sağlar. Ancak kalıcı çözüm, sürdürülebilir bir finansman sistemini yeniden inşa etmektir. Banka kredisine aşırı bağımlı mevcut yapı, daha dengeli, çeşitli ve dayanıklı bir modele dönüştürülmelidir.”

“Yeni nesil sanayi finansman yapısı oluşturulmalı”

Bahçıvan, yeni finansman modelinin belirli alanlar üzerine inşa edilmesi gerektiğini ifade etti:

• Tedarik zinciri ve ticari alacak finansmanı modellerinin daha yaygın hale getirilmesi,

• KOBİ’lere yönelik garanti ve risk paylaşım mekanizmalarının güçlendirilmesi,

• Kalkınma bankacılığı, proje finansmanı ve yatırım kredilerinin genişletilmesi,

• KOBİ’lerin tahvil, fon ve diğer sermaye piyasası araçlarına erişiminin kolaylaştırılması,

• Alternatif finansman araçlarının hukuki ve kurumsal altyapısının güçlendirilmesi.

Türk sanayisinin ekonominin lokomotifi konumunu ve üretme ile toparlanma kapasitesinin hala güçlü olduğunu vurgulayan Bahçıvan, “Sanayicimizin üretme isteğinde bir eksiklik yoktur. İhtiyaç duyduğu şey, bu isteği destekleyen uygun bir finansman ortamıdır” şeklinde konuştu.

Bahçıvan, açıklamalarını şu sözlerle sonlandırdı:

“İstanbul Sanayi Odası olarak, sorunu yalnızca tarif etmiyor, kalıcı bir çözüm için çerçeveyi de oluşturuyoruz. Kamu kurumlarımız, finansal kuruluşlarımız ve sermaye piyasası kurumlarımız ile birlikte üretim odaklı yeni bir finansman yapısı oluşturmaya hazırız. Unutulmamalıdır ki; finansman zinciri kırıldığında, üretim zinciri de durur. Üretim zincirinin durması, yalnızca sanayiciyi değil; aynı zamanda istihdamı, ihracatı, şehirlerimizi ve Türkiye’nin geleceğini de etkileyecektir. Sanayiye sahip çıkmak, Türkiye’ye sahip çıkmaktır.”