Erken Seçim Tartışmaları: AK Parti'nin Planları ne?
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rize'de gerçekleştirdiği bir konuşmada, "Önümüzdeki seçimleri inşallah başarıyla geçireceğimize dair inancımı tazeliyorum" ifadelerini kullandı. Bu açıklamalar, erken ve baskın seçim tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Erdoğan'ın bu sözlerinin erken seçime işaret etmediğini vurgulayarak, "Türkiye'nin gündeminde şu an herhangi bir seçim bulunmamaktadır" şeklinde bir açıklamada bulundu. Bu sözleriyle tartışmayı sonlandırmayı amaçladı.
Ayrıca, AK Parti'nin iç çevrelerinde bugüne dair erken seçim için herhangi bir hazırlığın mevcut olmadığı bildirilmektedir. Ancak, Erdoğan'ın yeniden adaylık şansını artıracak bir seçim senaryosunun ve bu bağlamda seçim kararının aylar öncesinden alınması olasılığının konuşulmakta olduğu belirtiliyor.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, gazetecilerle yaptığı bir toplantıda, "Seçimlerin 16 Nisan 2028 tarihinde gerçekleştirileceğini bekliyorum. Bu tarih, Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişi simgeleyen referandum tarihidir. Sembolik bir anlamı bulunmaktadır. Sayın Recep Tayyip Erdoğan son kez adaylığa soyunacaktır" dedi.
Anayasa'nın 116. maddesi gereğince, Türkiye Büyük Millet Meclisi, üye tamsayısının beşte üçü olan 360 milletvekilinin oyu ile seçimlerin yenilenmesine karar verebiliyor.
Cumhurbaşkanı'nın ikinci döneminde Meclis'in seçim yenilemesine izin vermesi durumunda Cumhurbaşkanı bir kez daha aday olma hakkına sahip. Bu nedenle, AK Parti içindeki sıkı tartışmalar sonucunda, seçim kararının son ana bırakılması yerine, öncelikle Meclis üzerinde gerekli desteğin temin edilmesi ve ardından da aylar öncesinde seçimin belirleneceği seçenekleri üzerinde duruluyor.
Öncelikle 360 oy, ardından seçim kararı
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde, AK Parti'nin 280, MHP'nin 46 ve HÜDA PAR'ın dört milletvekili bulunmaktadır. Bu partilerin toplam sandalye sayısı 330'u bulmaktadır.
Seçimlerin yenilenebilmesi için ihtiyaç duyulan 360 oy için iktidar bloğuna dışarıdan destek sağlanması gerekmektedir.
AK Parti ve MHP ile işbirliği yapan "Terörsüz Türkiye" adını taşıyan yeni çözüm sürecinde yer alan DEM Parti'nin 56 milletvekili de mevcuttur.
Meclis'teki iktidar bloğunun 360 sayısına ulaşabilmesi için muhalefet partilerinden de destek alması zorunludur.
Milletvekili transferleri ile bu sayı açığının kapatılması olasılığı söz konusu olsa da, seçim öncesinde yaklaşık 30 milletvekilinin transfer edilmesinin oldukça karmaşık olacağı ifade ediliyor.
Parlamento'daki muhalefet partileri, yalnızca Erdoğan'a adaylık kapısını açmak için birkaç hafta ya da ay öne alınacak bir erken seçime karşı olduklarını dile getiriyor.
'Çoğunluk sağlanırsa karar aylar önce alınabilir'
BBC Türkçe'den Ayşe Sayın'ın haberine göre, AK Parti çevrelerinde seçim kararı alınmadan önce gerekli 360 oy sağlanması durumunda, seçimin birkaç ay sonrasına bırakılabileceği fikri üzerinde duruluyor.
Bu senaryoda, seçim kararının, seçim gününe yaklaşmadan önce, örneğin altı veya dokuz ay önce alınması gerektiği üzerinde tartışmalar yapılıyor.
Bir AK Parti Genel Merkez yöneticisi, seçim kararının seçim tarihine 60 gün kala alınması gibi bir zorunluluğun bulunmadığını, yeterli çoğunluk sağlandığı takdirde seçim tarihinin daha önceden belirlenebileceğini belirtti. Bu kişi, örneğin Kasım 2027'de yapılması beklenen bir seçim için kararın önceden alınmasının mümkün olabileceğini, "Meclis'te yeterli destek bulduğumuzda bu öneriyi ele alırız" şeklinde ifade etti.
Eski AK Parti Milletvekili Şamil Tayyar da sosyal medya aracılığıyla, seçim kararının daha erken alınabileceği fikrini paylaştı. Bu yaklaşımın temelinde, Erdoğan'ın yeniden adaylığı açısından Meclis içinde gerekli çoğunluğun tesis edilmesi düşüncesinin yer aldığı gözlemleniyor.
DEM Parti kritik rol oynuyor
AK Parti, transfer yoluyla ya da seçim takvimi üzerinden bir erken seçim kararı alarak Erdoğan’a adaylık imkânı tanıma konusunu riskli bulduğu için, DEM Parti'nin desteğini en güvenilir yol olarak değerlendiriyor.
Bununla birlikte, DEM Parti’nin hükümet tarafından "Terörsüz Türkiye" olarak adlandırılan sürecin sonuçlarını görmeden erken seçim tartışmalarına girmek istemediği bildirilmektedir.
Parti içindeki tartışmalarda, sürecin tamamlanmasının ardından örgüt üyelerinin Türkiye'ye dönüşlerinin başlaması durumunda, "ülke koşulları gerektiriyorsa erken seçime gidilebileceği" değerlendirilmesi yapılmakta.
Ancak yalnızca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden aday olmasını sağlayacak bir seçim için parti kendi şartlarının öne çıkarılacağı da ifade ediliyor.
Bu nedenle, iktidar açısından seçim tarihi ile birlikte seçim kararının alınabilmesi için gerekli olan politik desteğin hangi şartlarda oluşabileceği de derinlemesine tartışılmaktadır.
Kasım 2027'den 2028'e uzanan senaryolar
Seçim kararının aylar önce alınması formülü, seçim tarihi ile ilgili değişik olasılıkları ortaya çıkarıyor.
AK Parti çevrelerinde en sık konuşulan tarihlerden biri Kasım 2027. Bu tarih, AK Parti'nin Kasım 2002'de iktidara gelmesinin 25. yılına denk geldiğinden dolayı, parti açısından sembolik bir anlama sahip olduğu belirtiliyor.
Ayrıca, Aralık 2027, Mart 2028 ve Nisan 2028 gibi tarihler de tartışmalar arasında yer alıyor.
Seçim tarihinin ekonomik koşullar ve Meclis'te yeterli desteğin bulunup bulunamayacağına bağlı olarak değişebileceği ifade ediliyor.
Bugün neden seçim beklenmiyor?
AK Parti çevrelerinde erken seçim gündemine alınmamasının birkaç sebebi dile getiriliyor.
Bunlardan ilki, iktidarın "Terörsüz Türkiye" adı verilen sürecin aşamaya geçmesi ve sonuçlarının görülmesini beklemek istemesi.
İkinci gerekçe ise, ekonomideki toparlanmanın vakit alacağı ve özellikle emekliler ile düşük gelirli kesimler için belirgin bir iyileşmenin önümüzdeki dönemde gözlemleneceği yönündeki öngörülerdir.
Ayrıca, anayasa değişikliği konuları da seçim tartışmalarına farklı bir boyut katıyor.
Bu süreç ilerledikçe, DEM Parti'nin de dahil olabileceği daha geniş bir anayasa değişikliği zeminini oluşturma isteği, hükümetin planları arasında yer almakta.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin daha önce dile getirdiği Cumhurbaşkanı'nın yeniden adaylık ve seçim yasalarına ilişkin düzenlemeler de seçim takvimi açısından ele alınmakta.
Düzenlemelerin ilk seçimde geçerli olabilmesi için en az bir yıl önce yürürlüğe girmesi gerektiği ifade ediliyor, bu nedenle erken seçim kararı alınması durumunda zamanlama açısından zorluklar ortaya çıkabileceği vurgulanıyor.